Kızıl, Bilge ve Lezzetli Şehir Bolonya

Bologna Bologna, kızıl şehir, orta çağdan kalan şehir! Tarihin, binaların, yemeklerin çok güzel ama sen biraz soğuksun ve huzursuzsun… Sokakların çok kalabalık, insanların yüzleri karanlık… Belki de böyle tarihi ve bilge bir şehrin bir metropol haline gelmesi onu böyle karanlık yapmıştır, bir çeşit isyandır belki de bu; şehrin, onun kıymetini bilmeyen insanlara isyanı. Tarihi çok derin Bolonyanın; şehrin varlığıyla ilgili bulunan en eski kanıt milattan önce 1000 yılına dayanıyor. Bir çok medeniyetin yönetiminde yaşamış, en uzun süreyi Romalılarla yaşamış ve bir asır kadar da bağımsız yaşamış.

Bolonya

Avrupanın en eski üniversitesine, yani 1088 yılında kurulan Bologna üniversitesine ev sahipliği yapıyor Bolonya ve bu nedenle bazı kaynaklarda “bilge” şehir olarak adlandırılıyor. Bolonya’nın bir başka ünvanı da “kızıl”. Bu da aslen binalarının kızıla yakın toprak renginden geliyormuş fakat zamanla şehirde hakim olan politik görüşün hep sol olması nedeniyle de solcu ve kızıl şehir olarak adlandırılmış.

Bolonya

Bolonya, kuzey bölgesinin en gelişmiş ve en refah içinde olan şehirlerinden biri. Hatta İtalya’nın çalışan nüfusunun %30′u buradaymış, nedeni ise ünlü motorsiklet ve araba markalarının üretim yeri olması; Ducati, Lamborghini. Aynı zamanda bir öğrenci merkezi olması da ekonomiyi her zaman canlı tutan etkenlerden.

Bologna

Bolonya’nın bir başka ünvanı da “yağlı” imiş. Bu da mutfağının güzelliğine istinaden söylenmiş. Maggiore meydanının ara sokağındaki pazarın güzelliği, çeşitliliği ve bolluğu bu ünvanı hak ettiğini gösteriyor.

Bologna

Öğle yemeği için rastegele bir seçim ve inanılmaz bir lezzet: Cafe Masini’de “Tortellini di ricotta con burro e salvia” yani ricotta peynir dolgulu, tereyağlı ve ada çaylı tortellini. İlk çataldan son çatala kadar saçma sesler çıkarmak suretiyle lezzetini dışarı yansıtmaya çalıştığım lezzet. Ve orjinal bolonez soslu taglietelle, tüm lezzetiyle Bolonya’da, kendi memleketinde masamızdaydı. Cafe Masini’nin diğer avantajları; yardımsever garsonlar, ücretsiz wi-fi, uygun fiyatlar…

Bologna

Kızıl meydanlardan dar sokaklara; kalabalık caddelerden, daha kalabalık pazar yerlerine gezip dururken arada bir kahve içmek isteyince, ayak üstü, barda kahve içmenin keyfini de yaşamak gerek. İtalyanlar gün içinde sıkça bu tür cafelere uğrayıp ayak üstü bir espresso içip gidiyorlar. Bir nevi şarj oluyorlar…

Bolonya

Akşam için, genel yorumlar muhteşem olduğunu söylemediği halde otele yakın olduğu için Nicola’s Pizzeria’dayız. Ve hoş bir süprizle karşılaşıyorum; açık mutfakta pizza yapılıyor. Pizza ustasından izin alarak başında dikiliyorum ve dikkatle izliyorum. Tabi İtalya’da pizza ustasının italyan olmasını beklerken, rus olduğunu öğrenince biraz şaşırıyorum. İngilizce bilmeyen ustayı seyrederken bir kaç kelime italyancamla soru sormaya çalışıyorum ama bir türlü anlaşamıyoruz, sormaktan vazgeçip izlemeye odaklanıyorum. Ve mutlu sonla fırından çıkan pizzayı koklayarak yerime geçiyorum… Pizza için benim puanım 10 üzerinden 6 ama masadan 10 üzerinden 8 verenler de oldu.

Ve böylece 7-8 saat süren Bolonya gezimiz sona erdi. Belki de çok kısa bir süre verdiğim için yanlış tanımış olabilirim seni Bolonya, belki bir şans daha veririm…

Leave a comment

Yaşasın Makarna Diyenler İçin; Ev Yapımı Peynir Dolgulu Domates Soslu Ravioli

Ravioli

Ev yapımı makarna konusunda ilerledikçe, makarnaya olan hayranlığım daha da artıyor. Makarna için hamur açma makinem (henüz) olmadığı için uzun bir zamana ve efora mal oldu bu makarna. Ama ben sonuçtan ziyade gidiş yolundan keyif aldığım için severek yaptım ve yapmaya da devam edeceğim. Çünkü bu lezzeti başka yerde bulmak pek mümkün değil.

Ravioli özel ve güzel bir makarna; yaygın olarak servis edilen hali bu tarifte yer alan: yani peynir dolgulu ve domates soslu. Bu en temel ve en sade sos ile servis edildiğinde sostan ziyade raviolinin hamurunda yoğunlaşır yiyen kişinin dikkati. Bir çok farklı dolgu malzemesi ile de yapmak mümkün, zira gelecekte burada da göreceğiniz başka tarifler olacak.

Ravioli Şekil Verme

Ve gelelim makarna hamurunun nasıl yapıldığına ve nelere dikkat edilmesi gerektiğine. Makarnanın 2 temel maddesi vardır; un ve yumurta. Her 100 gr un için 1 adet yumurta kullanılır. Hamurun lezzeti ise bu iki malzemenin lezzetiyle doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle makarna hamuru için sıradan bir yumurta yerine köy yumurtası veya çiftlik ürünleri satılan yerlerden alacağınız yumurtaları kullanmalısınız. Un seçiminiz de ekmeklik, böreklik undan ziyade baklavalık undan yana olmalı. Hamur yapımı için su miktarı belirtilmez çünkü kullanılacak yumurtanın boyutu, unun kalitesi, ortamın sıcaklığı gibi değişken etkenler nedeniyle, her hamurun ihtiyaç duyduğu su miktarı da değişir. Bu nedenle hamur yoğurma işlemi sırasında 1 bardak suyu yanınıza almalı ve yoğurdukça azar azar ilave edip, yoğurup kıvamını kontrol etmelisiniz. Hamur kıvamı için bu benzetmeyi kim bulmuş bilmiyorum ama çok isabetli olmuş; hamur kulak memesi kıvamında olmalı! Börek hamurununa göre daha sert bir hamur olduğundan hamuru açmak da biraz güç gerektiriyor. Makarna hamuru açma makineleri de işte bu yüzden icat edilmiş ama eğer çok sık yapmayacaksanız makine almanıza gerek yok, merdane ile de gayet güzel açılıyor.

Ravioli yapımı

Ve İtalyan mutfağını Türkiye’de uygulamanın bir gereği olarak, italyan malzemelerinin türk karşılıklarını keşfetmek gerekiyor. Aksi takdirde ciddi paralar ödemek gerekir; mesela İtalya’da 2 euro (yaklaşık 5 TL ) olan peyniri buradan 15 TL’ye almak gibi. Bu ürünlerle yemek yapmak demek tabiki paket paket bu ürünlerden kullanmak demek olduğundan yemek oldukça pahalıya gelebilir. Tabi bir de her bölgede bu ithal ürünler mevcut değil. Benim bu konudaki ilk keşfim ricotta peyniri yerine kullanılan böreklik lor peyniri oldu. Ravioli için italyan tariflerde ricotta peynirine sadece baharat konularak harç hazırlanır. Ben de lor peynirini biraz daha ricottaya benzetmek için içine biraz süt ve tereyağı koyarak yoğurdum, sonra baharatları ekledim. Ve sonuç olarak aynı yapıda ve daha lezzetli bir harç elde ettim. Hatta yaptığım bu ravioliyi Roma’da Ferzan Özpetek’in favori mekanı Le Mani in Pasta’da yemiştim. Kıyasladığımda; benim yaptığım peynir dolgusu daha lezzetli, onların içine ısrarla sarımsak eklememeleri nedeniyle benim yaptığım domates sos daha lezzetli ama itiraf ediyorum onların makarna hamuru daha lezzetliydi…

Ravioli

Malzemeler: 2 Kişilik

Hamur için

  • 200 gr un
  • 2 adet köy yumurtası
  • 1 kaşık sızma zeytinyağı
  • 1 tutam tuz ve su

Harç için:

  • 100 gr böreklik lor peyniri veya ricotta peyniri
  • 2 tatlı kaşığı fesleğenli pesto sosu
  • 1 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 yemek kaşığı süt
  • Karabiber, tuz

Sos için:

  • 10 büyük diş sarımsak
  • 250 gr domates
  • 10 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 kaşık fesleğenli pesto sos

Yapımı:

  1. Un, yumurta, tuz, zeytinyağını birlikte yoğurun ve yukarıda verilen hamur tekniği ile ilgili bilgilere göre su ekleyin.
  2. Hamuru buzdolabında en az 30 dk bekletin.
  3. Hamuru eşit 4 parçaya ayırın.
  4. Merdane yardımı ile veya makarna makinesi ile hamurları açın. (Tam böreklik yufka gibi olmasa da epey ince olması gerekiyor)
  5. 1 kat serdiğiniz hamurda ravioli kesme aleti ile veya kare şeklinde bir kase/tabak ile hafifçe iz yapın ve kesim yerlerini belirleyin.
  6. Harç malzemelerinin tamamını karıştırarak harcı hazırlayın ve belirlediğiniz şekillerin ortasına gelecek şekilde hamura yerleştirin.
  7. Başka bir açılmış hamuru bunun üzerine yavaşça örtün ve peynir dolgularının aralarında kalan kısımlardan hafifçe bastırın.
  8. Ucu tırtıklı pizza kesme bıçağı veya ravioli kesme aleti veya normal bıçakla kare şeklinde hamurları fotoğrafta görüldüğü gibi kesin.
  9. Diğer 2 hamur ile aynı işlemleri yaptıktan sonra raviolileri kurumaya bırakın.
  10. Sos için, domatesleri soyun ve mutfak robotundan geçirerek püre haline getirin.
  11. Ardından ince süzgeç ile süzerek çekirdeklerinden ve posasından kurtulun.
  12. Tercihen wok tavada sarımsakları orta ateşte pembeleştirin ve üzerine domatesi ve pesto sosu ekleyin.
  13. Robottan geçen domates oldukça sulu olduğundan, kısık ateşte yaklaşık 10 dk pişirin.
  14. O sırada kaynattığınız suya 1 tutam tuz ve zeytinyağı ilave edin ve raviolileri yavaşça suya bırakın.
  15. Orta ateşte yaklaşık 10 dk pişmesi gerekiyor. 8. dakikada 1 adet raviloliyi çıkarıp yiyerek pişme durumunu test edin.
  16. Sudan çıkardığınız raviolileri direk sos tavasına alın ve 2-3 dk sos ile pişirdikten sonra servis edin.
  17. İçinde peynir olduğundan üzerine parmesan serpmeye gerek yok, sadece evde varolan yeşilliklerden bir dokunuş yapabilirsiniz.

Afiyet olsun…

 

Leave a comment

En Çok Tanınan Meksika Yemeği: Burritos

Burritos Meksika’nın kuzey bölgesine ait bu yemek, dünyada en çok bilinen Meksika yemeklerinden. Hatta San Francisco, San Diego, Los Angeles gibi Amerikan şehirlerinde Meksika’dan daha çok tüketildiğine dair rivayetler var. 19. yüzyıldan bugüne devam eden bir hızlı yemek ya da sokak yemeği denilebilir. Tortilla ekmeği ile hazırlanan diğer sandviçlerden farkı tamamen kapalı olarak sarılması denilebilir. İçine genel olarak et veya tavuk, meksika fasulyesi, biber ve hatta pirinç ezmesi konuluyor.

Tabi her ülkeye girdiğinde burritos biraz şekil değiştirmiş. Türkiye’de içine pirinç ezmesi konulmuyor, yanında servis eden yerler de var ama her zaman rastlanılan bir yiyecek değil. Meksika fasulyesi de genel olarak, burritosun yanında servis ediliyor. Türkiye’de içine fazlasıyla biber, soğan ve peynir de ekleniyor, yanında ise patates kızartması ve biraz da yeşillik ekleniyor.

Ben de aşağıda göreceğiniz tarifte tamamen kendi zevkime göre şekillendirdim iç malzemelerini ve tabağı. Soğan ve biberi bolca kullandım. Tavuk ile hazırladım ama aynı şekilde kırmızı et ile de yapılabilir. Bunun için julien doğranmış pirzola kullanabilirsiniz.

Malzemeler ( 4 adet)

  • 3 büyük boy soğan
  • 3 büyük boy kırmızı biber
  • 3 adet dolmalık yeşil biber
  • 400 gr tavuk göğsü
  • 6 diş sarımsak
  • Zeytinyağı, tuz, karabiber
  • 4 adet tortilla ekmeği
  • 200 gr kaşar peynir veya dil peyniri veya örgü peynir

Burritos

Yapılışı:

  1. Bir tavada tavukları 3-4 kaşık zeytinyağı ile yüksek ateşte 3-4 çevirin.
  2. Kapağını kapatıp, kısık ateşte kendi suyunu salmasını ve hafifçe pişmesini bekleyin.
  3. Suyu çekildiği halde pişmemişse biraz su ekleyin.
  4. Mutlaka bir parçayı keserek ve tadarak pişme derecesini kontrol edin.
  5. Soğanları ortadan ikiye kestikten sonra ay şeklinde kalın dilimler elde edecek şekilde doğrayın.
  6. Biberleri de 1 cm kalınlığında, 3-4 cm uzunluğunda doğrayın.
  7. Tavuklar pişerken ayrı bir tavada, (wok tava), sarımsakları 6-7 yemek kaşığı zeytinyağında kavurun.
  8. Soğan ve biberleri ekleyerek kavurmaya devam edin.
  9. Biberler piştiğinde, pişmiş taavukları da ekleyerek 1-2 dk bu kavurmaya devam edin.
  10. Tuz ve karabiber ile tatlandırın.
  11. 1 adet tortilla ekmeğinin ortasına 4-5 genişliğinde yayılacak şekilde malzemeyi koyun.
  12. Kenarlarda 3-4 cm boşluk kalmalı.
  13. Üzerine bolca rendelenmiş peynirden ekleyin.
  14. Tortillayı önce 3-4 cm boşluk bıraktığınız, 4-5 cm iç malzemenin enine denk gelen bölgeden içeriye katlayın.
  15. Ardından boyuna denk gelen bölgeden katlayarak elinizde sıkılaştırın ve ters çevirerek, katlama bölgelerini aşağıda bırakarak tepsiye yerleştirin.
  16. Diğer 3 tortilla ekmeği için de aynı işlemi yapın.
  17. Üzerlerine 1-2 yemek kaşığı kadar peynir rendesi serpin ve 200 C önceden ısıtılmış fırında üzerini kızarana kadar pişirin.
  18. Servis yaparken yanına yeşillik ve meksika fasulyesi koyun.
  19. İsterseniz kızarmış patates, jalapeno veya başka turşular da ekleyebilirsiniz.

Leave a comment

Budapeşte’den Yeme İçme Hikayeleri

Budapeşte  Bir seyahatin en güzel zamanıdır akşam yemekleri. Yorucu bir şehir turundan sonra, biraz dinlenmek ve biraz da eğlenmek ister insan. Yemek konusunu ciddiye alan gezgin, önceden araştırır ve nerede ne yiyeceğine karar verir, işini şansa bırakmak istemez ve aynı zamanda şehrin güzellikerini restoranlarda yaşamaya devam etmek ister. Bu nedenle vardır zaten şuan okumakta olduğun yazı…

Budapeşte, nerede ne yemek yiyeceğine karar vermeden gidilmemesi gereken bir şehir maalesef. Çünkü Macar mutfağı biraz zayıf ve biraz da lezzetsiz. Tek bir yemek adı geçiyor tüm tanıtımlarda; Gulaş. Neye benzer bu gulaş dersen; haşlanmış ettir, en kısa anlatımıyla. İlla yenilmeli mi dersen; görüntüsüne bakıp karar vermeli derim.

Cafe Kör

Cafe Kör

Tanıtacağım ilk adres Cafe Kör, (1051 Budapest, Sas Utca 17), misafirlerini sıcak karşılayan, küçük ve güzel bir restoran. Michelin rehberinde tavsiye edilen restoranlardan biri. Macar mutfağından az sayıda yemeği menüye dahil ederek, ağırlığı bistro yemekleri denen, temel ve sade yemeklere ayırmış.

Cafe Kör

Cafe Kör

Şarap seçimini şef garsona bırakarak, bir macar şarabı istemek hataydı ama hemen ardından gelen hafif ekşi mayalı Fransız bagetleri, güzel bir salata, zeytinyağlı mozarella tabağı hatayı telafi etti. Yemekler de oldukça güzeldi. Maalesef bir dezavantajı da var bu restoranın; nakit ödeme zorunluluğu. Neyseki fiyatlar yüksek olmadığından çok önemli değil ama yine de gitmeden önce bilmek gerek.

Cafe Ezaz Budapest

Ezaz Etterem

İkinci adres: Ezaz Etterem (1065 Budapest, Bajcsy Zsilinszky útca 15/a). Menüde Macar mutfağı ve İtalyan mutfağı var. Özellikle dışarıda yazan, “odun ateşinde pizza” çekici olduğundan içeri girme isteği uyandırdı. Seyahatte bozulan yeme alışkanlıklarına çok iyi gelen, sade bir pizza ile güzel bir akşam yemeği oldu. Pizzada mozarella, çeri domates ve roka vardı. Domates salatası olarak da söğüş halinde doğranmış domates ve soğan, ekşili bir sosla getirildi. Fiyatlar oldukça uygun ve kredi kartı ile ödeme seçeneği mevcut.

cafe ezaz budapest

Üçüncü adres yine şehir merkezinden, Stephen Bazilikasının hemen karşısındaki güzel sokaktan: Tom George Etterem. Yine bir İtalyan restoranı ve yine bolca pizza seçeneği. Çok hareketli, büyük ve canlı bir mekandı. İstanbul’u anımsatan bir hareketliliği vardı mekanın. Yemek ve içki seçenekleri oldukça fazla ama tek dezavantajı garsonun antipatik tavırlarıydı.

Budapeşte

Budapeşte

Son olarak başka bir Michelin rehberinde yer alan restoran Speiz’den bahsedeyim. Tarihi merkez olan Buda’da, çok küçük bir meydana bakıyor ama dışarıda masası yok, biraz kapalı kutu göründüğünden ve turistik merkezin ortasında olduğundan girip girmemekte tereddüt yaşatıyor ama içeri girince aşağıda görünen güzel atmosferle tedirginlik yerini keyfe bırakıyor.

Cafe Speiz

EPP

Leave a comment

Hastasıyım fırın sütlaçın!

Fırın Sütlaç

Karadenizin yaylalarından çıkmış gelmiş bu enfes tatlının hastasıyım. Çok güzel yapılmış bir fırın sütlaçın her zaman hakkını veririm…

Taksimde fırın sütlaçın iki efsanevi ismi vardır: Karadeniz Pide ve Nizam Pide. İki karadenizli restaurant, Taksim Balık Pazarının hemen arkasında Kalyoncu Culluk Sokak’ta karşılıklı hoş bir rekabetle çalışıyorlar yıllardır. Taksimde çalışıyor olmanın avantajıyla bir zamanlar ikisinin de müdavimiydim. Fotoğraflarına baktıkça en kısa zamanda ziyaret etmek istedim…

Fırın sütlaçın İstanbul’da en iyi olduğu yerin, Fatih Karadeniz Pidecisi olduğu söyleniyor ama henüz deneme fırsatım olmadı. Fatih’e gitmek için bir çok nedenim vardı zaten, bu da eklenince artık bir Fatih Kadınlar Pazarı turu yapma zamanı geldi.

Fırın Sütlaç

Malzemeler (6 kişilik)

  • 40 gr pirinç (3 yemek kaşığı)
  • 400 ml su
  • 1 litre süt (5 su bardağı)
  • 100 gram şeker (1/2 su bardağı)
  • 20 gr buğday nişastası (3 yemek kaşığı)
  • 2 yumurtanın sarısı
  • 1 tutam tuz
  • 1 tatlı kaşığı vanilya aroması

Yapılışı:

  1. Pirinçleri 2 su bardağı suyun tamamını çekene kadar haşlayın.
  2. Pirinçlerin üzerine sütü ilave edip orta ateşte kaynayıncaya kadar bekleyin.
  3. Kaynayan süte toz şeker, vanilya ve tuzu ilave edip 10 dakika daha pişirin.
  4. 1/4 su bardağı su ile nişastası çırpın ve boza kıvamına gelen bu karışımı sütlü karışıma ilave edin.
  5. 2 dk daha kaynattıktan sonra ocaktan alın.
  6. Çırpılan yumurta sarılarının kabına 2 kepçe sütlaç alınıp iyice karıştırın.
  7. Yumurtalı karışımı sütlaca ekleyip iyice karıştırın.
  8. Tek kişilik servis kaplarına bölüştürün. (Benim kullandıklarım 100 gr lık küçük kaseler)
  9. Servis kapları bir tepsiye dizin ve tepsinin içine kapların yarısına gelecek kadar su koyun.
  10. Önceden 200  dereceye ısıtılmış fırında ızgara ayarında üzeri kızarana kadar pişirin.
  11. Servis yaparken üzerine ince çekilmiş fındık ilave edebilirsiniz.

Afiyet olsun…

Leave a comment

Gnocchi, sen ne güzel bir şeysin!

Gnocchi 1Gnocchi kelimesi bir şey ifade etmiyorsa İtalya’ya henüz yolun düşmemiş demektir. Eğer Gnocchi kelimesi çok şey ifade ediyorsa, İtalya’da, muhtemelen kuzeyinde, nefis bir gnocchi yemişsin demektir. İtalya’ya gittiğin halde, pek bir şey ifade etmiyorsa, ya kötü yapılmış bir gnocchiye rastlamışsın demektir ya da bilinmeyen bu lezzeti denememişsin demektir.

Peki nedir bu gnocchi dersen anlatımı çok basit. Ama nasıl yapılır bu gnocchi dersen, işte o biraz zor… Kuzey İtalya’nın, özellikle Emiglia Romana ve Veneto bölgesinin en sevilen yemeklerinden gnocchi. İlk yemek grubunda, çorba veya makarnaya alternatif olarak yeniyor. Kendisi aslen tam bir makarna olmasa da, makarna soslarıyla yapıldığı için makarna tadında yeniyor. Bir çok yemekte olduğu gibi gnocchi için de bölgeden bölgeye değişen bir çok tarif var İtalyan mutfağında ama temeli haşlanmış patates, un ve yumurta aslında. Alternatif tarifler, bunların yanı sıra başka mazlemeler ekliyor; mesela tadını zenginleştirmek için ricotta, yoğunlaştırmak için tereyağı, hafifletmek için maydanoz, vb. Başka mutfaklara da taşınmış gnocchi, mesela Hırvatistan’da sıkça yapılan bir yemekmiş. Aynı zamanda hamuruna patates koymadan yapan fransızlar da, fırında beşamel sos ile pişirip, “gnocchi a la parisienne” yani Paris usulü gnocchi demişler kendisine.

Benim paylaşacağım tarif sadece temel malzemelerden oluşuyor yani haşlanmış patates, un, yumurta ve tuz. Malzemelere bakınca yapımı oldukça kolay görünüyor ama patates ağırlıklı bir hamuru işlemek ve ona şekil vermek biraz zahmetli oluyor. Ama yine de bu zahmete değecek bir yemek çıkıyor ortaya. Benim sos olarak paylaştığım, kuzey bölgesinde gnocchi ile en çok kullanılan sos tarifi ama başka makarna sosları ile de gnocchiyi tatlandırabilirsiniz. Buarada nasıl okunuyor bu gnocchi dersen, Türkçe’de çeşitli versiyonları var; nedense ben gnoççi diye okumakta ısrarlıydım ama bir İtalyan garsondan düzeltme uyarısı alınca doğru yolu buldum; artık ”gnokki” olarak okuyorum.

Malzemeler: (4 porsiyon)

  • 500 gr patates
  • 250 gr un
  • 1 yumurta
  • 1 tatlı kaşığı tuz

Sos için malzemeler: (4 porsiyon)

  • 500 gr çeri domates
  • 200 gr pesto sos *
  • 8 diş sarımsak
  • Bolca zeytinyağı ve tuz

Gnocchi 2

Yapımı:

  1. Patatesleri bol su ile iyice haşlayıp, soyun, tam soğumadan ezerek püre haline getirin.
  2. Yumurta, un ve tuzu ekleyerek yoğurun.
  3. Patatesin tazeliği ve kıvamı hamuru etkileyeceğinden, şekil verecek kıvama ulaşmak için ekstra un koyabilirsiniz.
  4. Ama patates, koyduğunuz tüm unu çekebilir, bu nedenle normal bir hamur kıvamına gelmesini beklemeyin.
  5. Hamur una bulanmış haldeyken şekil verebiliyorsanız, ideal hamur kıvamına ulaşmışsınız demektir.
  6. Hamurdan 2 cm genişliğinde silindir şeritler oluşturun ve 1.5 cm genişliğinde kesin.
  7. Üzerine çatalla baskı yaparak desen oluşturabilirsiniz.
  8. Kestiğiniz hamuru bolca unlayarak dinlenmeye bırakın, buzdolabında 1-2 saat beklemesi biraz katılaşmasına ve pişirmeye yardımcı olacaktır.
  9. Gnocchi’nin haşlanma süresi sadece 3 dk’dır, buna mutlaka uyun, aksi takdirde çok yumuşak ve içi su dolu, tatsız bir gnocchi elde edersiniz.
  10. Gnocchiyi pişirmeye başlamadan sosu pişirin ve beklemeye alın, pişen gnocchiyi ise hemen sosa ilave ederek 4-5 dk sos ile çevirin.

Sos yapımı:

En kolay ve en lezzetli makarna soslarından biri aslında bu tarif ve başka makarnalarla da rahatça uygulayabilirsiniz.

  1. Sarımsağı zeytinyağında 1-2 dk kavurun.
  2. Pesto sosu ekleyin ve 1 dk karıştırın.
  3. Sadece ortadan ikiye kestiğiniz domatesleri ekleyin ve sadece 1 dk pişirin.
  4. Tuzu ilave edin.

Sosunuz hazır!

* Pesto sosu hazır olarak marketten alabilir veya daha önce paylaştığım pesto tarifinden kendiniz yapabilirsiniz.

Gnocchi tarifini zahmetli bulduysanız ama tadına bakmak için sabırsızlanıyorsanız, Metro markette dondurulmuş olarak bulabilirsiniz ya da İtalya’ya gidecek olanlara sipariş verebilirsiniz, benden söylemesi…

Afiyet olsun.

Leave a comment

Evde ekmek yapmanın keyfi…

Somun ekmek1

Evde pişen tüm güzel yemekler bir yana, fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusu ve görüntüsü bir yana… Aslında yapılan iş ile elde edilen değeri karşılaştırınca kesinlikle çok puan alabilir evde ekmek yapmak. Bu ekmeğin yapımı için harcadığım toplam zamanı şöyle özetleyebilirim: Hamur hazırlamak 10 dk + Hamura şekil vermek 10 dk + Pişirme kontrolleri 5 dk. Harcadığım zaman 25 dk, aldığım keyif paha biçilemez…

Malzemeler: (40 cm uzunluğunda 2 somun için)

  • 800 gr un hamur için + tezgahta çalışmak için bir miktar daha
  • 500 ml ılık su
  • 10 gr hazır maya (Dr. Oetker 1 paket)
  • 2.5 tatlı kaşığı tuz

Yapılışı:

Maya ve 250 ml ılık suyu karıştırın. Tuzu ekleyip maya eriyene kadar karıştırın.

Kalan suyu ve 800 gr unu ekleyin ve yoğurun.

Hamur biraz ele yapışır durumda olmalı.

Hamuru derin ve büyük bir kaseye alarak üzerini örtün ve sıcak bir yerde mayalanmaya bırakın.

Ortamın sıcaklığına bağlı olarak 2-3 saat içinde mayalanmış olacaktır.

Mayalanan hamur, ilk hamurun 3 katına çıkmış olacaktır.

Somun1

Hamuru tekrar hafifçe yoğurun. (2 dk)

İkiye veya üçe bölün.

Hamuru önce silindir halinde uzatın, ardından 10 cm genişliğinde yayın ve iki kenarını altında birleştirerek katlayın.

Tekrar silindir halinde yuvarlayın ve 10 cm genişlik elde etmek için elinizle bastırın.

Tepsiye yerleştirdikten sonra üzerinde bıçak ile, derinliği 3 cm olan kesikler oluşturun.

Kesiklerin birbirinden uzaklığı da yine 3-4 cm olmalı.

Bir kasede su ile unu biraz karıştırın. ( 1 yemek kaşığı un + 8 yemek kaşığı su)

Karışımı fırça ile ekmeğin üzerine sürün. Bu karışım ekmeğin hafifçe kızarmasını sağlayacaktır.

Eğer çok kızarmasını isterseniz, 1 yumurta sarısına 3 yemek kaşığı su ekleyerek oluşturacağınız karışımı sürün.

Tepsiye yerleştirdikten sonra 1 saat dinlendirmeye bırakın, hamur tekrar kabarmalı.

Bir tepsinin içine su koyarak, fırının en alt katına yerleştirin.

Ekmeklerin olduğu tepsiyi ise orta kata yerleştirin.

150 C’de 1 saat pişirin. 40. dakikadan sonra uygun görünen yerlerden kürdan batırarak kürdanın kuru çıkıp çıkmadığını kontrol edin. Pişme süresi her fırında farklı olabilir. Bu nedenle son 20 dk’da bir kaç kez kontrol edin.

Fırından çıkardıktan sonra mutfak bezine sararak en az 1 saat dinlendirin.

Afiyet olsun…

Leave a comment