Tek başına bütün şehri anlatan kule: Eiffel Kulesi ve Paris

 Yazıya müzik ekleyebiliyor olsaydım (ki belki de ekleyebiliyorumdur, bilmiyorum) ilk tercihim bu şarkı olurdu, dinleyenleri Paris sokaklarında gezdiriyor şarkı. Bu nedenle okumaya başlamadan fona bu şarkıyı almanızı isterim. (Link çalışmazsa “Sidney Bechet – Si tu vois ma mère” olarak arayabilirsiniz).

La Tour Eiffel yani Eiffel kulesinin hikayesinden en bilinen bölüm Gustave Eiffel tarafından 1889’da tamamlandığı ve o dönem Paris’te gerçekleşecek olan uluslararası bir fuar için yapıldığı. Hikaye gerçekten de böyle başlıyor ama anlatacak başka başka şeyler de var.

1889 yılında düzenlenen bu fuarın amacı 1789 tarihindeki fransız devrimin yüzüncü yılını kutlamakmış ve kule Fransa’nın teknik bilgisinin bir göstergesi olacakmış. 324 mt uzunluğunda yani 81 katlı bir bina uzunluğundaki bu devasa yapı, döneminde dünyanın en yüksek yapısıymış. Halen Fransa’nın en yüksek yapısı ama dünyanın değil. Paris şehir merkezinde evler en fazla 7 katlı olduğu için ve şehir çok düz olduğu için, neredeyse şehrin her yerinden görünen bir yapı olmuş.

Yapıyı oluşturan 18.038 adet demir parçasının her birini gösteren çizimler mevcutmuş. Parçaların birleştirilmesi yani tasarım ise 50 mühendis tarafından yapılmış ve tam 5300 farklı şekil sonrasında ortaya bu çıkmış. Yani parçaların tesadüfen biraraya geldiği düşünülmesin kesinlikle.

Yapının açılışının ardından eleştiriler başlamış, hatta çoğunluk göze çok çirkin göründüğünü ve yıkılması gerektiğini söylemiş. Hatta yapıyı en şiddetli eleştirenlerden biri, ünlü yazar, Guy de Maupassant’a bir gün sormuşlar: “Kulenin yıkılması gerektiğini söylüyorsunuz, peki neden hergün öğle yemeğinizi kulede yiyorsunuz?” O da “Çünkü Paris’te bu çirkin yapının görülmediği tek yer orası” demiş. Bugün ise bu deyim tam da tersiyle söyleniyor. Paris aşıkları (ben dahil) “Eiffel kulesinin görülmediği Paris, Paris değildir, bu yüzden kuleden şehri izlemek Paris’i izlemek değildir” derler.

1889’da kuleyi ziyaret eden Thomas Edison, ziyaretçi defterine kulenin bir mühendislik harikası olduğunu yazmış. 1940’ta Paris, Almanlar tarafından işgal edildiğinde, fransızlar kulenin asansörlerinin bağını kesmiş. Hitler 324 mt’lik zirveye yürüyerek çıkmak zorunda kalmış. Askerler tarafından kuleye asılan alman bayrağı ise çok ağır olduğundan bir kaç saat içinde uçup gitmiş, yerine küçük ve aşağıdan görünmeyen bir bayrak asılmış. Bu yüzden Hitler Paris’i işgal etti ama Eiffel kulesini işgal edemedi deniliyormuş.

2000 yılına girerken yapılacak kutlamalar için kulenin tepesine 4 büyük arama ışığı koyulmuş. Bu ışıklarla birlikte Eiffel kulesi bir fener görünümüne kavuşmuş ve ışıkların kutlamalar sonrasında kalmasına karar verilmiş. Halen bütün gece, o ışıklar şehrin yer yanına dokunur. Yine kutlamalar için tasarlanan flaşlar kalıcı olmuş. Böylece her saat başı, 20.000 flaş yanar söner kulenin her tarafında.

2002 yılında Eiffel kulesi 200.000.000. yani tam iki yüz milyonuncu ziyaretçisini ağırlamış. Bugün dünyanın en çok ziyaret edilen (paralı)  yapısı olma özelliğini koruyor. Günümüzde yılda yaklaşık 7 milyon ziyaretçi ağırlıyor. 2011 yılında Amerika’da yayınlanan, paha biçilemez yapıları fiyatlandırma adlı bir programda, Eiffel Kulesinin değeri 3,5 milyar dolar olarak belirlenmiş. Yıllık karı ise 29 milyon dolar. Kule 7 yılda bir boyanıyor ve her defasında yaklaşık 60 ton boya kullanılıyormuş. Aşağıdan bakıldığında tek bir görüntü olması için kule 3 farklı tonda boyanıyormuş. Alt taraflar daha koyu, yukarılarda ton açılıyormuş.

25 Eylül 1962 yılında, Le Jour le plus long (En uzun gün) filminin tanıtımı için Edith Piaf kulenin 1. katından aşağıda onu izleyen 25.000 kişiye konser vermiş. (2012 yılından bakınca rüya gibi bir konser). Ardından 1966’da Charles Aznavour aynı yerde konser vermiş. 2000 yılında Jhonny Hallyday 600.000 kişinin katıldığı bir konser vermiş.

Edith Piaf konserini kaçırmış olsak da hala Eiffel kulesinde muhteşem bir gösteri izleme şansımız var. Her yıl, 14 temmuzda kuleyi içine alan havaifişek gösterisi yapılıyor. 2006 yılında izleme fırsatı bulmuş biri olarak harikulade bir gösteri olduğunu söyleyebilirim. Kuleden yapılan müzik yayını ve müzik ile uyumlu bir ışık gösterisi… Merak edenler 2011 gösterisini bu linkten izleyebilir. Bu gösteriye katılma planı olanlar için de kısaca belirteyim; gösteri izleme alanı Champ de Mars ve gösteri 22:30’da başlamasına rağmen, en geç 20:30’da orada olmak gerekir. Çünkü 2011’de yapılan gösteriyi yaklaşık 500.000 kişi izlemiş yani erkenden gidip yer bulmak gerekiyor.Biz daha erken bir saatte gitmiştik sanırım, güzel bir yer edinmiştik kendimize ama giderek etrafımızda insanlar artmaya başlamıştı. Aslında bu gösterinin böyle de bir güzel tarafı var, gösteriden önce izleme alanı olan parkta akşam yemeği pikniği yapabiliyorsunuz. Çok parizyen bir alışkanlık olmakla birlikte, çok keyifli 🙂 Biraz peynir, biraz şarküteri, bir baget  ya da bir sandviç ve bolca şarap, piknik için yeterli. Tabi 500.000 kişi gösteriyi izleyince gösteri sonrası metroya binmek veya yürümek tam bir izdihama dönüşüyor. Ama genel olarak herkes sarhoş olduğundan bu durum bile eğlenceli gelebiliyor.

Paris hakkında başka yazılarım:

Paris’te 3 gün

Paris’ten gurme esintiler

Paris’te müze gezmek

EPP

Bu yazı daha önce 10632 kez okundu!

Print Friendly

Bir Cevap Yazın