Monthly Archives: Nisan 2013

En Çok Tanınan Meksika Yemeği: Burritos


Meksika’nın kuzey bölgesine ait bu yemek, dünyada en çok bilinen Meksika yemeklerinden. Hatta San Francisco, San Diego, Los Angeles gibi Amerikan şehirlerinde Meksika’dan daha çok tüketildiğine dair rivayetler var. 19. yüzyıldan bugüne devam eden bir hızlı yemek ya da sokak yemeği denilebilir. Tortilla ekmeği ile hazırlanan diğer sandviçlerden farkı tamamen kapalı olarak sarılması denilebilir. İçine genel olarak et veya tavuk, meksika fasulyesi, biber ve hatta pirinç ezmesi konuluyor.

Read more… →

Budapeşte’den Yeme İçme Hikayeleri

Bir seyahatin en güzel zamanıdır akşam yemekleri. Yorucu bir şehir turundan sonra, biraz dinlenmek ve biraz da eğlenmek ister insan. Yemek konusunu ciddiye alan gezgin, önceden araştırır ve nerede ne yiyeceğine karar verir, işini şansa bırakmak istemez ve aynı zamanda şehrin güzellikerini restoranlarda yaşamaya devam etmek ister. Bu nedenle vardır zaten şuan okumakta olduğun yazı…

Read more… →

Hastasıyım fırın sütlaçın!

Fırın Sütlaç

Karadenizin yaylalarından çıkmış gelmiş bu enfes tatlının hastasıyım. Çok güzel yapılmış bir fırın sütlaçın her zaman hakkını veririm…

Taksimde fırın sütlaçın iki efsanevi ismi vardır: Karadeniz Pide ve Nizam Pide. İki karadenizli restaurant, Taksim Balık Pazarının hemen arkasında Kalyoncu Culluk Sokak’ta karşılıklı hoş bir rekabetle çalışıyorlar yıllardır. Taksimde çalışıyor olmanın avantajıyla bir zamanlar ikisinin de müdavimiydim. Fotoğraflarına baktıkça en kısa zamanda ziyaret etmek istedim…

Fırın sütlaçın İstanbul’da en iyi olduğu yerin, Fatih Karadeniz Pidecisi olduğu söyleniyor ama henüz deneme fırsatım olmadı. Fatih’e gitmek için bir çok nedenim vardı zaten, bu da eklenince artık bir Fatih Kadınlar Pazarı turu yapma zamanı geldi.

Fırın Sütlaç

Malzemeler (6 kişilik)

  • 40 gr pirinç (3 yemek kaşığı)
  • 400 ml su
  • 1 litre süt (5 su bardağı)
  • 100 gram şeker (1/2 su bardağı)
  • 20 gr buğday nişastası (3 yemek kaşığı)
  • 2 yumurtanın sarısı
  • 1 tutam tuz
  • 1 tatlı kaşığı vanilya aroması

Yapılışı:

  1. Pirinçleri 2 su bardağı suyun tamamını çekene kadar haşlayın.
  2. Pirinçlerin üzerine sütü ilave edip orta ateşte kaynayıncaya kadar bekleyin.
  3. Kaynayan süte toz şeker, vanilya ve tuzu ilave edip 10 dakika daha pişirin.
  4. 1/4 su bardağı su ile nişastası çırpın ve boza kıvamına gelen bu karışımı sütlü karışıma ilave edin.
  5. 2 dk daha kaynattıktan sonra ocaktan alın.
  6. Çırpılan yumurta sarılarının kabına 2 kepçe sütlaç alınıp iyice karıştırın.
  7. Yumurtalı karışımı sütlaca ekleyip iyice karıştırın.
  8. Tek kişilik servis kaplarına bölüştürün. (Benim kullandıklarım 100 gr lık küçük kaseler)
  9. Servis kapları bir tepsiye dizin ve tepsinin içine kapların yarısına gelecek kadar su koyun.
  10. Önceden 200  dereceye ısıtılmış fırında ızgara ayarında üzeri kızarana kadar pişirin.
  11. Servis yaparken üzerine ince çekilmiş fındık ilave edebilirsiniz.

Tarif www.devletsah.com ‘a aittir.

Afiyet olsun…

Gnocchi, sen ne güzel bir şeysin!

Gnocchi kelimesi bir şey ifade etmiyorsa İtalya’ya henüz yolun düşmemiş demektir. Eğer Gnocchi kelimesi çok şey ifade ediyorsa, İtalya’da, muhtemelen kuzeyinde, nefis bir gnocchi yemişsin demektir. İtalya’ya gittiğin halde, pek bir şey ifade etmiyorsa, ya kötü yapılmış bir gnocchiye rastlamışsın demektir ya da bilinmeyen bu lezzeti denememişsin demektir.

Peki nedir bu gnocchi dersen anlatımı çok basit. Ama nasıl yapılır bu gnocchi dersen, işte o biraz zor… Kuzey İtalya’nın, özellikle Emiglia Romana ve Veneto bölgesinin en sevilen yemeklerinden gnocchi. İlk yemek grubunda, çorba veya makarnaya alternatif olarak yeniyor. Kendisi aslen tam bir makarna olmasa da, makarna soslarıyla yapıldığı için makarna tadında yeniyor. Bir çok yemekte olduğu gibi gnocchi için de bölgeden bölgeye değişen bir çok tarif var İtalyan mutfağında ama temeli haşlanmış patates, un ve yumurta aslında. Alternatif tarifler, bunların yanı sıra başka mazlemeler ekliyor; mesela tadını zenginleştirmek için ricotta, yoğunlaştırmak için tereyağı, hafifletmek için maydanoz, vb. Başka mutfaklara da taşınmış gnocchi, mesela Hırvatistan’da sıkça yapılan bir yemekmiş. Aynı zamanda hamuruna patates koymadan yapan fransızlar da, fırında beşamel sos ile pişirip, “gnocchi a la parisienne” yani Paris usulü gnocchi demişler kendisine.

Read more… →

Evde ekmek yapmanın keyfi…

Somun ekmek1

Evde pişen tüm güzel yemekler bir yana, fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusu ve görüntüsü bir yana… Aslında yapılan iş ile elde edilen değeri karşılaştırınca kesinlikle çok puan alabilir evde ekmek yapmak. Bu ekmeğin yapımı için harcadığım toplam zamanı şöyle özetleyebilirim: Hamur hazırlamak 10 dk + Hamura şekil vermek 10 dk + Pişirme kontrolleri 5 dk. Harcadığım zaman 25 dk, aldığım keyif paha biçilemez…

Malzemeler: (40 cm uzunluğunda 2 somun için)

  • 800 gr un hamur için + tezgahta çalışmak için bir miktar daha
  • 500 ml ılık su
  • 10 gr hazır maya (Dr. Oetker 1 paket)
  • 2.5 tatlı kaşığı tuz

Yapılışı:

Maya ve 250 ml ılık suyu karıştırın. Tuzu ekleyip maya eriyene kadar karıştırın.

Kalan suyu ve 800 gr unu ekleyin ve yoğurun.

Hamur biraz ele yapışır durumda olmalı.

Hamuru derin ve büyük bir kaseye alarak üzerini örtün ve sıcak bir yerde mayalanmaya bırakın.

Ortamın sıcaklığına bağlı olarak 2-3 saat içinde mayalanmış olacaktır.

Mayalanan hamur, ilk hamurun 3 katına çıkmış olacaktır.

Somun1

Hamuru tekrar hafifçe yoğurun. (2 dk)

İkiye veya üçe bölün.

Hamuru önce silindir halinde uzatın, ardından 10 cm genişliğinde yayın ve iki kenarını altında birleştirerek katlayın.

Tekrar silindir halinde yuvarlayın ve 10 cm genişlik elde etmek için elinizle bastırın.

Tepsiye yerleştirdikten sonra üzerinde bıçak ile, derinliği 3 cm olan kesikler oluşturun.

Kesiklerin birbirinden uzaklığı da yine 3-4 cm olmalı.

Bir kasede su ile unu biraz karıştırın. ( 1 yemek kaşığı un + 8 yemek kaşığı su)

Karışımı fırça ile ekmeğin üzerine sürün. Bu karışım ekmeğin hafifçe kızarmasını sağlayacaktır.

Eğer çok kızarmasını isterseniz, 1 yumurta sarısına 3 yemek kaşığı su ekleyerek oluşturacağınız karışımı sürün.

Tepsiye yerleştirdikten sonra 1 saat dinlendirmeye bırakın, hamur tekrar kabarmalı.

Bir tepsinin içine su koyarak, fırının en alt katına yerleştirin.

Ekmeklerin olduğu tepsiyi ise orta kata yerleştirin.

150 C’de 1 saat pişirin. 40. dakikadan sonra uygun görünen yerlerden kürdan batırarak kürdanın kuru çıkıp çıkmadığını kontrol edin. Pişme süresi her fırında farklı olabilir. Bu nedenle son 20 dk’da bir kaç kez kontrol edin.

Fırından çıkardıktan sonra mutfak bezine sararak en az 1 saat dinlendirin.

Afiyet olsun…

Gülümseten Şehir Verona

  Verona city 2

Bir film izlersin, bir fotoğraf görürsün, bir şarkı dinlersin ve kafanda bir an canlanır. O an aslında içerisine girersin o sahnelerin ruhen ve eğer çok sevmişsen içinde olduğun sahneyi, bir gün fiziki olarak da o sahnenin içinde bulursun kendini. Bu şaşkınlığı ilk olarak Eiffel kulesinin altında yaşamıştım ben yıllar önce. O kadar tanıdık bir görüntü ki Eiffel; TV programlarında, dergilerde, kitaplarda, mağazalarda hatta bir sokak satıcısının sattığı fotoğraflar arasında bile sıkça görürürsün onu.Ve bir gün o uzaktaki görüntünün içinde bulursun kendini ve sadece şaşkınlıkla tarif edebilirsin hislerini.

Verona city1

Jülyet’e Mektuplar (Letters to Juliette) filminde insanı içine çağıran sahnelerin ardından İtalya’nın kuzeyinde ki Verona şehrine çevrildi rota benim için. Türkiye’den direk uçuş yok ama direk uçuş olan şehirlerden Milano, Bologna ve Venedik’e yakın mesafede. Araba kiralayarak veya trenle kolayca ulaşılabilir. Türkiye’de turizm firmalarının ilgi alanına pek girmemiş olsa da aslında Avrupa için turistik bir şehir. Unesco tarafından dünya mirası olarak kabul edilen, dünyadaki üçüncü büyük kolezyuma sahip olan Verona’da, yazları, ağustos ayında Opera festivalleri oluyor. Şarapları dünyaca ünlü Veneto Bölgesinde yer aldığından, şarap fuarı da bu şehirde yapılırmış. Tabi bir de dünyanın belki de en çok bilinen aşk çiftinin hikayesinin şehridir Verona; Shakespeare‘in ünlü eseri, Romeo ve Gulietta bu şehirde yaşayan karakterlerden esinlenerek yazılmıştır.

Verona city 4

Güneşli bir günde gülümseterek karşılıyor Verona insanı. Binalar renkli, ahşap panjurlar renkli, küçük balkonlar ferforje demirlerle çevrili, insanlar güler yüzlü, neşeli… Oteli bulmak için yol sorduğumuz tonton italyan amca ingilizce konuşamıyor, dükkandan dışarı çıkıp yolları gösterip, el kol hareketleriyle anlatıyor yani evrensel dille anlaşıyoruz…

Otel çalışanlarının güler yüzü ve sempatisi de şehir hakkında güzel sinyaller veriyor insana (Hotel Europa,Via Roma,8). Sokağa çıkıyoruz, meydanın ortasında bir cafenin masalarına güneş vurmuş, şöyle bir bakınca etrafa, iyi ki gelmişiz diyoruz. İlk gördüğüm pastanenin vitrininden içeri bakıyorum ve tezgahtaki bayan el sallıyor bana içerden. Yine tuhaf bir şaşkınlık durumu; bunlar gerçek mi yoksa turist avcılığı mı diye paranoya yapıyorum ister istemez ama sonraki örnekleri de birleştirince utanıyorum paranoyamdan ve İstanbul’un beni düşürdüğü bu halden.

Verona city 5

Verona’da görülecek üç büyük meydandan biri ile kesişiyor yolumuz; Piazza Bra. Büyük bir meydan ve güzel bir parka bakıyor hemen yanında ise Arena var. Meydanın kendisinden ziyade, meydana bakan evler dikkati çekiyor; öyle güzel balkonları var ki. Juliet’in Romeo’ya seslendiği balkonun esin kaynağının bu güzel balkonlar olduğu anlaşılıyor.

Verona city 3

Meydanın solunda Arena’yı ziyaret etmek yerine Via Giuseppe Mazzini sokağına giriyoruz. Bu sokakta dünyada yaygın olan tüm markalar mevcut, az sayıda sadece İtalya’ya özgü olan markalar ve küçük yerel butikler de var. Bir mağazadan alışveriş yapıyoruz ve tezgahtar bayan bize poşetleri orada bırakıp, dönüşte alabileceğimizi, rahat rahat gezmemizi söylüyor tabi yarı ingilizce, yarı italyanca ve el kol hareketleriyle. İstanbul’da ne kadar uzak kalmış olsak da, bu bizim kültürümüzün bir parçası aslında, güven vermek ve karşılıksız iyilik yapmak; italyanlarla bir ortak yön daha keşfediyoruz!

Verona city 6

Sokağın sonunda sağda, Via Capello’ya dönüyoruz ve karşımızda Juliet’in evini görüyoruz. Ziyaret saatleri dışında bahçesinin dahi kapalı olduğu küçük bir ev. Bahçede Juliet’in bronz bir heykeli var. Önceleri evin duvarına insanlar isimlerini yazarlarmış ve ismi yazılan aşkların sonsuza dek var olacağına inanılırmış. Eve olan ilgi arttıkça, bahçeye 2 beyaz panel yerleştirilmiş ve artık evin duvarına değil de bu panellere yazılıyor isimler. Ve yine ümitsiz aşıklar, Juliet’e mektup yazıp bu duvarlara yapıştırırlarmış. Sonrasında, filmde de yer aldığı üzere, bir kaç gönüllü kadın bu mektuplara cevap verirler ve Juliet adına, bu aşıklara tavsiyelerde bulunurlarmış.

Verona city 7

Via Capello’nun sol tarafında ise diğer bir ünlü meydanla kesişiyoruz; Piazza Signori. Eskiden Verona’nın güç merkezi denilirmiş buraya çünkü meydanın etrafında şehir yönetiminin en önemli binaları ve mahkemesi bulunuyor. Aynı zamanda eskiden Verona şehrinin en önemli ailesi Scaliger’in de küçük bir sarayı yine bu meydanın etrafında yer alıyor.

Verona City 8

Piazza Signori, binaların arasına saklanmış küçük bir meydan aslında ama sessizliği ve etrafındaki binaların mimarisiyle büyüleci bir atmosfere sahip. Meydanın ortasında, 14. yüzyılda yaşamış olan ünlü yazar Dante’nin heykeli duruyor. Floransa’dan sürgün edilen Dante, dünya edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden biri sayılan İlahi Komedya’yı Verona’da tamamlamış. Piazza Signori’de güzel bir arkın çevrelediği bir pasajla, bir başka güzel meydan olan Piazza delle Erbe’ye bağlanıyor.

Verona city 9

Erbe Meydanı, Romalılar döneminden kalma çok eski bir meydan. Eskiden spor aktivitelerine ev sahipliği yaparken, günümüzde sabit olan bir yerel pazara ev sahipliği yapıyor. Etrafını saran binaların çoğunun alt katında restaurant ve barlar var. Tam ortasında ise Madonna’nın yani Meryem Ana’nın heykeli mevcut. Üstte, heykelin solundan, karşısından ve sağından çekim yaparak panaromik bir görüntü oluştururak meydanın atmosferini anlatmaya çalıştım ama sanırım meydanın ruhunu ve keyfini en güzel anlatan fotoğraf aşağıdaki oldu. Şarap ve soda karşımını temel alıp, meyvelerle kokteyl haline getirilen Aperol ve yanında yine Türk-İtalyan benzerliğinin bir örneği olan ikramlık atıştırmalıklarla bu meydanı izlemek ve dinlemek, sokak gezisini sonlandırıp, akşam yemeğinde muhteşem italyan mutfağına giriş yapmadan önce olabilecek en güzel molaydı…

 Verona city 10

 Mola sonrası akşam yemeği için bakınız:

Verona’da muhteşem İtalyan lezzetleri