Monthly Archives: Haziran 2013

İngiliz sandviç ekmeği ve CafeLontano’nun favori sandviçi

İsli sandviçEvde ekmek yapmaya devam ediyorum çünkü yaptıkça ne kadar kolay ve ne kadar güzel olduğunu görüyorum. Bu seferki ekmeğimiz, İngiliz muffini diye de adlandırılan, minik, yuvarlak sandviç ekmekleri. E tabi böyle güzel ekmek olunca sandviç yapmadan da duramıyorum ve en sevdiğim sandvici de yaparak ekmeğin lezzetini kat kat arttırmış oluyorum kendim için.

İngiliz Sandviç Ekmeği (9-10 adet)

  1. 250 ml süt
  2. 400 gr un
  3. 1 tatlı kaşığı hazır maya
  4. 1 tatlı kaşığı tuz
  5. 1 tatlı kaşığı toz şeker
  6. 1 tatlı kaşığı tereyağı

İsli sandviç 2

Yapımı:

  • Un hariç tüm malzemeyi bir çırpma kabına alın ve tel bir çırpıcı ile çırpın.
  • Unu ekleyip homojen bir hamur elde edinceye kadar yoğurun.
  • Hamurun kurabiye hamuru kıvamında olması gerekiyor, ekmek hamuru gibi yumuşak olmamalı.
  • Kıvam alması için biraz su veya tam tersi bir durum olursa un ekleyebilirsiniz.
  • En az 2 saat mayalanması için, hamur kabının üzerini örterek ılık bir ortamda dinlenmeye bırakın. *
  • Mayalanan hamuru, hafifçe unladığınız mutfak tezgahında oklava veya merdane yardımı ile açın.
  • Hamur kalınlığının 1.5 cm olması gerekiyor.
  • Açtığınız hamurdan büyük kaseler ile (çapı 8-10 cm) yuvarlak parçalar elde edebilirsiniz.
  • Şekil verdikten sonra yine hamurun en az 1 saat dinlenmesi gerekiyor.
  • Diğer ekmeklerden farklı olarak, fırında değil, ocakta, yapışmaz bir tavada pişirme işlemi yapılıyor.
  • Ekmeğin 2 yüzünü de çok kısık ateşte 10’ar dk pişirin.
  • Piştikten sonra üzerine bir pasta fırçası ile hafifçe zeytinyağı sürün.

* Mayalanma ortam ısısına bağlı olarak 1 saat içerisinde de gerçekleşebilir. Ortam ne kadar sıcaksa mayalanma da o kadar hızlı olur. Mayalanan hamuru buzdolabına alarak 24 saat bekletebilirsiniz. Yani bir gece önceden hamuru hazırlayabilir ve sonra kullanabilirsiniz, ya da bir kısmını pişirip kalan kısmı da ertesi gün pişirebilirsiniz.

İngiliz sandviç ekmeği

 

Cafelontano İsli Sandviç: (1 adet)

  1. 1 adet sandviç ekmeği veya baget ekmek
  2. 1 dilim isli peynir
  3. 1 kaç dilim isli et
  4. Birkaç yaprak roka
  5. 1 tatlı kaşığı mayonez
  6. 1 çay kaşığı tereyağı

Cafelontano sandvici

Yapımı:

  • Ekmeği ikiye kesin ve bir katının iç kısmına mayonezi, diğer katın iç kısmına da tereyağını bıçak ile sürün.
  • Tabanın üzerine rokaları hafifçe dışarı taşacak şekilde yerleştirin.
  • Üzerine isli peyniri koyun.
  • Üzerine isli etleri yerleştirin ve bir kaç roka daha koyun.
  • Ekmeğin diğer yarısını kapatın, sandviçiniz hazır.*

*Bu sandvic içinde yer alan isli et ve isli peynir nedeniyle kırmızı şarap ile çok uyumludur. Akşam üstü pikniklerinde şarapla tüketilebileceği gibi, çok küçük yapıldığı takdirde yemek öncesi aperatif olarak da şarap ile sunulabilir.

 

 

 

Kaş’a Doyulmaz, Kaş Unutulmaz…

Kaş 7Kaş’ı görüp hayran olan herkesin Kaş’ta yaşama hayalleriyle tatilini geçirdiğini kabul edebiliriz sanırım. Doğası, denizi, evleri, çiçekleri ve sıcakkanlı insanları ile Kaş’a hayran olmamak pek de mümkün değil. Böylesi bir güzelliği koruyor olmasının belki de en önemli nedeni zor ulaşılıyor olmasıdır ama oraya varınca yolculuğun tüm yorgunluğu bir anda geçer gider.

Read more… →

Kaş’tan Nefis Lezzetler…

BiLokma Restaurant 3

Kaş’ın doğal güzelliği, havası, dağları, evleri ve insanları o kadar güzel ki, mutfaklarının çok özel olmasına gerek kalmamış. Tabi bu biraz taraflı bir anlatım oluyor ama Kaş havasını alanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır. Kaş mutfağının ve restoranların çok gelişmemesinin en önemli nedeninin Kaş’ta restoran işleten insanların çoğununun, başka işlerde çalışırken Kaş’a sevdalanıp oraya yerleşen ve asıl mesleği mutfaktan çok uzak olan insanlar olduğu söylenir. Yani gittiğinizde size servis yapan kişi belki de aslında çok iyi eğitim almış, kurumsal hayatta çalışmış, büyük şehirlerden birinde yüksek standartlı hayat yaşarken kendini Kaş’a taşımış bir insan olabilir.

Read more… →

Birleşmiş Milletler’den Dünya Çevre Günü İçin Yeni Bir Söylem:Düşün,Ye,Koru!

fwclogo

5 Haziran, Birleşmiş Milletler tarafından 1972’den bu yana “Dünya Çevre Günü” olarak kutlanıyor. Bu yazıyı yazmaya çok önce karar vermiştim ama 31 Mayıs sonrası hayatımız başka söylemlere ve olaylara odaklandığı için bu zamana kaldı.

Bu söylemin ne olduğunu anlatmadan önce, ingilizce orjinaline yer vermek istiyorum çünkü maalesef bir çok haber kaynağında, dergide ve gazetede türkçeye farklı çevrildiğini gördüm. İngilizce söylem: Think.Eat. Save and reduce your foodprints. Türkçeye “Düşün, ye ve tasarruf et” olarak çevrilmiş bahsettiğim kaynaklar tarafından. BM’nin yayınladığı yazının tamamı okunmadığında “save” kelimesi tasarruf etmek olarak çevrilebilir ama aslında BM bu söylemi çevreyi korumak için oluşturmuş ve yayının sonunda şöyle diyor: “So think before you eat and help save our environment!” Yani “Yemeden önce düşün ve çevremizi korumaya yardım et.”

Yemek ile ilgilenen, araştıran ve yazan herkes kadar yemek pişirenlerin de bu söylemi anlaması ve desteklemesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yemek yapanların alışkanlıklarında yapacakları küçük değişikliklerle çevreyi korumak adına büyük ilerlemeler elde edebiliriz.

Yemek ve çevreyi korumayı birleştiren anahtar kelime burada “foodprint” yani yemek izleri. Yemek izleri, satın aldığımız gıda ürünlerinin bize ulaşana kadar geçirdiği evreleri ifade ediyor. Bunu sadece taşıma veya ulaşım olarak değil bütünüyle, gıda maddelerinin yetişmesi, oluşması için gereken su ve enerji olarak da düşünmemiz gerekiyor. Çok çarpıcı bir örnek ile karşılaştım; 1lt süt için yaklaşık 1.000 lt su harcandığı, bir hamburger için ise yaklaşık 16.000 lt su harcandığını belirtiyor BM. Yani bozulan 1 lt sütü çöpe attığınızda aynı zamanda 1.000 lt suyu da israf etmiş oluyorsunuz.

Dünyada üretilen yemeklerin üçte birinin yani yaklaşık 1.3 milyar ton yemeğin her yıl çöpe gittiğini biliyor muydunuz? Çöpe giden her yemeğin arkasında yine çöpe giden su, enerji, toprak, iş gücü ve sermaye olduğunu unutmayalım.

Boşa harcanan kaynakların önüne geçmek için öncelikle prensip olarak daha iyisini, daha azıyla yapmak gerekiyor. Tüketeceğimizden fazlasını satın almaktan her zaman kaçınmalı, satın aldıklarımızı ise çok iyi koruyarak çöpe gitmesine engel olmalıyız. Artık tüm dünyada yerli malı anlayışı, sadece bulunduğunuz ülkede üretilmesinden de ileri giderek, bulunduğunuz şehirde veya ilçede üretilmesine vardı. Ancak o zaman yemek izlerimizi fazlasıyla azaltmış oluruz ve özellikle de taşınma neticesinde oluşan karbon gazı salınımını düşürmüş oluruz.

Bugün 7 milyar olan dünya nüfusunun 2050’de 9 milyar olması bekleniyor ve gezegenimiz bizlere yeterli kaynak sağlamak için mücadele ediyor. Bugünümüz ve geleceğimiz için yemeden önce düşünelim ve yemek izlerimizi azaltarak çevremizi koruyalım!

EPP