Monthly Archives: Kasım 2013

Ekolojik Ürün ve Ekolojik Pazar üzerine biraz kafa yormaya ne dersiniz?

İtiraf etmeliyim ki daha önceleri ekolojik ürünlerin ve pazarların varlığından haberdar olmama rağmen kendilerine pek ilgi göstermiyordum. Ekolojik ürün üretmenin çok zor olduğunu ve ülkemizdeki denetim eksikliği nedeniyle de “ekolojik” ürün adı altında pazarlanan ürünlerin hepsinin %100 ekolojik olamayacağını düşünüyordum. Ama bu şüphemin üzerine gitmek ve %100 ekolojik olan ürünleri araştırıp bulmak gibi bir hedefim olmamıştı. İşte tam da bu nedenle benim daha önceleri yaptığım gibi bu konuya kafa yormaktan kaçan insanların ekolojik tarım ve ekolojik pazar üzerine kafa yormalarını sağlamak için yazıyorum bu yazıyı.

Read more… →

Ekşi Maya İle Ekmek Yapımına Giriş: Temel Beyaz Ekmek

Ekşi maya tarifinin hemen ardından en basit haliyle bir ekşi mayalı beyaz ekmek tarifi paylaşmak uygun olur diye düşünüyorum. Aslında bir nevi ekmekçiliğe giriş yapıyor olacak bunu deneyen okurlar. Aralarında çok belirgin farklar olmasa da başka beyaz ekmekler de paylaşacağım zaman içinde. Bir kaç farklı tarifi denedikten sonra size en uygun olanı bulup temel beyaz ekmek tarifi için onu kullanabilirsiniz.

Read more… →

Mis kokulu ekmekler için “ekşi maya” yapımı

Ekşi maya ile hazırlanan ekmekler bir zamanlar en temel ekmek iken artık günümüzde gurme ekmek kategorisinde yer alıyor ve lüks tüketimin bir parçası olarak kabul ediliyor. Nedeni ise hızlı tüketimi karşılamak isteyen hızlı üretim mekanizması. Hazır maya ile mayalanan ekmek hamuru 1-2 saat içerisinde pişirmek için hazır hale gelirken, ekşi maya ile mayalanan bir ekmek hamurunun en az 6-7 saat hatta bazen 24 saat bekletilmesi gerekiyor. Ve tabi ekşi mayanın hazırlanması ve saklanması da ayrıca bir emek istiyor. Saklanması için hiç bir emek gerektirmeyen hazır maya, her daim kullanıma hazır olduğundan ekşi mayanın hükümdarlığını günümüz şartları için ortadan kaldırıyor. Hazır mayanın düşük maliyetinin karşısında uzun zaman ve ilgi isteyen ekşi maya ise gurme ekmekler kategorisine geçmek zorunda kalıyor.

Read more… →

Paris’in Parkları Bahçeleri…

Paris’i, sadece bir şehir olarak yani sadece sokaklardan, evlerden, binalardan, vb. oluşan bir yapı olarak kabul edemiyorum bir türlü. Onu hep bir varlık olarak görüyorum, Paris dediğimde sanki bir insan veya tek başına farklı bir varlık görüyorum. Bunu en çok, nehrin üzerinde bir köprüden o muhteşem güzelliğini izlerken hissediyorum; Paris diye hitap ediyorum hep sanki beni duyan bir varlık var gibi.

Read more… →

Madrid’in yemek festivali tadında pazarları

Madrid’te güzel ve eğlenceli bir yemek için biraz karmaşanın içine dalmak gerekiyor. Belki İspanyolların genel hareketliliğinin ve sesli yaşamalarının yemek kültürüne yansımasıdır bu görülen. En çok tercih edilen yemek mekanları ya mercado denilen türkçesi pazar olan ama aslında pek bizim bildiğimiz pazarlara benzemeyen mekanlar ya da küçük ve kalabalık tapas barlar. Buralarda küçük atıştırmalıklar yani “tapas” veya küçük porsiyonlu yemekler oluyor ama tapasların durduğu barı aşıp sipariş vermek oldukça zor olabiliyor. Hatta öyleki bazı tapas barlara girip sipariş vermeyi başaramadan çıkmak mümkün olabiliyor. Biz Türkler için biraz tuhaf gelse de o karmaşaya ayak uydurmak, bu farklılığı yaşamak ve bu güzel yemeklerden tatmak güzel bir deneyim oluyor.

Read more… →

Madrid’te nefis bir restaurant: Bazaar

Bazaar Restaurant, Madrid’in gece hayatıyla ünlü Chueca bölgesinde, çok güzel tasarlanmış bir restaurant. Fotoğraflarda da görüleceği üzere tamamen beyaz döşenmiş, çok rahatlatıcı ve huzurlu bir mekan oluşturulmuş.

Read more… →