İstanbul’un Cennet Bahçeleri: Çubuklu Korusu ve Hidiv Kasrı


cubuklu kasri 1

İstanbul, onu uzaktan tanıyanlara veya derinlerine dalamayanlara, ona sevgi ile bakmayanlara hep yorucu, hep kaçılası gelir. Oysa İstanbul’a aşık olanlar onun her halinde bir güzellik bulurlar ya da her güzel halini arayıp bulurlar. Bir hafta sonu, sabahın erken bir saatinde, çoğunluk uykudayken henüz, yollara düşüp İstanbul’un cennet bahçelerinden birine gidip, ağaç kokusunu içine çekerek yürümediysen, ağaçların arasından boğaz manzarası göründüğünde heyecanlanmadıysan eğer, henüz İstanbul’un görmediğin güzellikleri olduğunu bilmelisin.

cubuklu korusu 3

İşte bu güzelliklerden biri, Çubuklu Korusu, Beykoz ilçesi sınırlarında, Paşabahçe ve Kanlıca semtleri ile komşu, boğaza nazır bir güzellik. Korunun bilinen tarihi 1700’lere kadar dayanıyor ama açıkçası pek fazla da bilgi yok bundan başka. Şuan ne kadarlık bir alanı kapladığını, içinde hangi bitki ve ağaç türlerini barındırdığını maalesef bulamadım ama araştırmaya devam edeceğim.

cubuklu korusu 2

Korunun içinde 1907 yılında mısırın son valisi (hidiv) Abbas Hilmi Paşa tarafından İtalyan bir mimara yaptırılan küçük bir saray var yani bilinen ismiyle Hidiv Kasrı. Binanın mimari özelliği dönemin Avrupa mimarisini yansıtıyor, art nouveau tarzında. Mimarın daha çok Rönesans döneminin İtalyan villarından ve neo klasik Osmanlı mimarisinden etkilenerek dizayn ettiğini söyleniyor.

Hidiv Kasrı 1

Hidiv Kasrının girişinden itibaren büyük bir gül bahçesi ve bir çeşmenin süslediği avludan binaya ulaşılıyor. Hatta İstanbul’un lale döneminde en güzel lalerin olduğu bahçelerden biri oluyor burası. Sarayın bir başka özelliği ise oldukça yüksek bir kuleye sahip olması. Sarayın içi de yine incelenmesi gereken detaylar, odalar ve süslemelerle kaplı.

cubuklu korusu 5

Giriş noktasından Mermer salona bir kaç basamakla inilir. Sağ taraftaki duvarda, tavana kadar anıtsal bir çeşme yer almaktadır. Mozaiklerle süslü bu çeşmenin zemine yakın kısmı, mermer bir tekneyle süslenmiştir. Tekneye, Art Nouveau stilinin sevdiği figürlerden, bir kurbağa, su akıtır. Merdivenlerin karşısı ise, boydan boya demir çerçeveli camdır ve oradan, bina yanındaki, etrafımıza çamlarıyla çevrili, geniş iç bahçeye geçilir. Mermer salondaki tüm mermer sütunlar özel cilalanmış, sütunların içlerine ve salonun tavanlarına Türkiye’de ilk defa olmak üzere, yuvarlak çiçek globu şeklinde, pembe-beyaz-yeşil karışımı avizeler yaptırılmış, yandığı zaman, bu bahçe tipindeki salona uyan renkleri ile “bir peri sarayı ” görünümü vermesi sağlanmıştır. (Bu paragraf hidivkasri.com sitesinden alınmıştır)

Hidiv Kasrı 2

Hidiv Kasrı, pazar günleri sunduğu açık büfe kahvaltı, düğün ve organizasyonları ile oldukça fazla ilgi görmekte. Diğer zamanlarda ise beltur işletmesi olan restoranı ile günün her saati ziyaret edilebilir ama İstanbul’un güneşli bir hafta sonunda nasıl da kalabalık olduğundan şikayetçiyseniz sabah erkenden, henüz kahvaltı servisi başlamadan orayı varmaya çalışın ve kahvaltı saatine kadar sakin bir yürüyüş yolunun keyfini çıkarın.

cubuklu korusu 4

Kısa bir yürüyüş parkuru var aslında korunun, yani küçük bir kısmına kurulmuş parkur ama yürürken  yer yer korunun içine dalıyor, yer yer boğaz manzarasını izliyorsunuz. Etrafınız böyle bir güzellikle sarılı olunca doğal olarak mutlu oluyorsunuz tabi…

cubuklu korusu 6

Hidiv Kasrı 3

 

Bu yazı daha önce 2123 kez okundu!

Print Friendly

Bir Cevap Yazın