Monthly Archives: Nisan 2017

Sadeliğin Güzelliği

Sadelik kavramı, ben kendimi bildim bileli hep hayatımda! Ama önemini ve hatta güzelliğini son senelerde daha bir hisseder oldum. Çünkü kendimi sadelik teması üzerinde kurulan bir hayat içinde farklı ilgi alanlarının ortak noktasında görüyorum. Belli bir sıra veya olması gereken stepler olarak asla planlamadım ama bir de baktım ki; yogaya olan ilgim ve pratiğim günden güne artıyor, kitaplarımda hep “zen” geçiyor, evde ve günlük hayatımda hep bir minimalist düzenleme süreci devam ediyor. Yemek alanında ise slow food ve doğaya saygılı bir ekolojik beslenme biçimi ile kendini gösteriyor bu sadelik. Ve tabi bir de kafamın içini sadeleştirmeme yardımcı olan “farkındalık” (mindfullness) kavramı var artık hayatımda. Öyle ki bazen tek başıma yemek yerken bir meditasyon anı içinde oluyorum. Bazen de bir budist rahipten okuduğum; her baktığın şeye ilk kez görüyormuş gibi bak lafından yola çıkarak her gün gittiğim ofis yolunda muhteşem güzellikler görüyorum. Yani sadeliği hem manevi hem de maddi hayatımda bir tutkuyla hissediyorum ve bundan çok keyif alıyorum. (Bu konuda daha fazla okumak isteyenler için çok sevdiğim bir yazarı tavsiye edebilirim;Leo Babauta)

Read more… →

Bir klasiğin gerçek hali; Petit Beurre Bisküvileri

Her şey etiket okumakla başladı! Satın almak üzere olduğum istisnasız her ürünün (yiyecek, ilaç, kozmetik…) etiketini çok iyi okuyorum ve değerlendiriyorum. Bunun sonucunda maalesef pek az şey satın alabiliyorum. Bu yeni bakış açımla bir gün mozaik pasta yapmak üzere petit beurre bisküvilerini sepete doldurmadan önce etikete baktım. Glukoz ve fruktoz şurubunu görünce üzüldüm. Çünkü çocukluğumdan bu yana en sevdiğim bisküvidir petit beurre, ve bana hep çocuksu bir sadeliği, güzelliği anımsatır. Ama maalesef artık endüstrileşmenin onu da kirletmiş olduğunu gördüm.

Read more… →