All posts by cafelontano

Antep Fıstık Ezmesi Dolgulu Çikolatalar

Antep fıstık ezmesini çikolatalı tatlılarla birleştirmeyi pek seviyorum ama ismini bir türlü uyduramıyorum. Bu kez klasik truf çikolata tarifinin içine ekledim ve ortaya nefis bir tat çıktı. Kitap için tasarladığım bir çikolataydı bu aslında ama paylaşma fırsatı ancak bayram öncesine denk gelmiş oldu. Güzel bir tatil sonrası enerjisi içindeyim bu sıra, o nedenle pek derin konularla çikolatayı bağlamayacağım bu sefer ve direk tarife geçeceğim.

Read more… →

Bol Çikolatalı, Az Şekerli bir yaz pastası

Çok uzun uzun yazmak istiyorum bazen ama tutuyorum kendimi. Artık okunmaz oldu kitaplar, yazılar. Tartışılmaz oldu kavramlar. Sorgulanmaz oldu hayatın anlamı. Bir görsellik sardı dünyayı; sosyal medya fotoğrafları, video kanalları, diziler, vb. Akıllı telefonlar yazmayı unutturdu bize; her şeyin fotoğrafını çeker olduk, anlatmak istediklerimizi de fotoğrafları paylaşarak aktarır olduk. Ama ne kalıyor elimize; hani söz uçar yazı kalırdı. Şimdi ne demeliyiz bunun yerine. Söz uçar, ekran fotoğrafı mı kalır?

Read more… →

Cafelontano Usulü Tiramisu

İtalyan mutfağının derinlerine daldığım bu dönemde, mutfağın en klasik tatlısı olan Tiramisu’ya bunca zamanlık tatlı deneyimimle ve biraz da kendi damak zevkimle bir Cafelontano dokunuşu yapmak istedim.

Önce saviordi bisküvisini kendim yapmakla başladım işe. İlk örnekler pek muntazam olmadı; edindiğim derslerle yola devam ettim. Sonra, ülkemizde pek bulunmayan ama bu tatlının olmazsa olmazı olan mascarpone peynirini nasıl ikame edebilirim diye denemeler yaptım. Biraz matematik ve biraz da kimya katarak, taze krema peynirine tereyağ ve krema ekleyerek güzel bir sonuca vardım.

Ardından tiramisunun peynirle yapılan kremasında yumurta akının verdiği aşırı köpüksü hali biraz yoğunlaştırmak için içine beyaz çikolata ilave ettim. Bir de kahve ile ayrılmaz ikili olarak gördüğüm bitter çikolatayı akışkan bir ganaj halinde koyu bir kahve ile ıslattığım saviordi bisküvilerinin üzerine döktüm. Ortaya klasik tiramisu tadını koruyan ama çikolatanın varlığını da hissettiren yoğun ve güzel bir pasta çıktı. Tabi tiramisu orijinal haliyle bir klasik, değişmez bir tat ama Cafelontano usulü tiramisu da bir klasik adayı diyebilirim 🙂

Malzemeler:

Saviordi bisküvileri için:

  • 4 orta boy yumurta
  • 120 gr toz şeker
  • 120 gr beyaz un

Peynirli Krema:

  • 300 gr mascarpone peyniri ya da 200 gr taze krema peyniri, 70 gr krema, 30 gr tereyağ
  • 3 orta boy yumurta (sarısı ve beyazı ayrılmış)
  • 100 gr beyaz çikolata
  • 1 çay kaşığı vanilya özütü

Bitter Ganaj:

  • 120 gr krema
  • 85 gr bitter kuvertür çikolata

*250 ml sert bir americano veya filtre kahve

Saviordi veya ülkemizde bilinen ismiyle kedi dili bisküvisinin yapımı:

  • Yumurta beyazlarını köpürene kadar çırpın, yaklaşık 4 dk içinde kıvama gelmesi gerekir.
  • Yumurta sarıları ile şekeri karışım beyazlaşana kadar çırpın
  • Yumurta beyazının olduğu kaba yumurta sarısı karışımını ekleyin ve bir spatula ile sadece tek yöne çevirerek hafifçe karıştırın.
  • Unu mutlaka eleyerek karışıma ekleyin ve yine aynı şekilde hafif ve tek yöne doğru çevirerek karıştırın.
  • Karışımı bir sıkma kabına veya poşetine alın ve geniş yuvarlak bir uç kullanarak 2 cm genişliğinde 10 cm uzunluğunda şeritler halinde pişirme kağıdı serili tepsiye sıkın.
  • 200 C önceden ısıtılmış fırında fanlı ayarda 5-6 dk pişirin. Üzeri altın sarısını biraz geçtiğinde alabilirsiniz.
  • Soğuması için açıkta bekleyin, hatta mümkünse bir gün önceden yapıp açıkta bekleyerek kurutun ama taze olarak da kullanabilirsiniz.

Peynirli Krema Yapımı:

  • Beyaz çikolatayı benmari usulü veya mikrodalga fırında eritin ve oda sıcaklığına gelmesi için beklemeye alın.
  • Mascarpone peynirini veya ikame olarak kullandığınız 3 malzemeyi bir kaba alarak krema halini alana kadar çırpın.
  • Yumurta sarılarını tek tek ekleyerek çırpmaya devam edin. Vanilya özütünü de yumurtalarla birlikte karışıma ekleyin.
  • Ayrı bir kapta yumurta aklarını iyice köpürüp sert bir hal alana kadar çırpın. Yaklaşık 3-4 dk içinde bu kıvamı alması gerekir. Özellikle yaz mevsiminde dolaptan yeni çıkmış yumurta kullanmak daha faydalı olacak kıvam alması açısından.
  • Peynir ve yumurta sarılarının olduğu karışıma yumurta aklarının çırpılmış halini iki parça halinde ekleyin ve bir spatula ile tek yöne doğru hafifçe karıştırın.
  • Pastanın birleştirilmesi öncesinde biraz buzdolabında bekletin.

Bitter Ganaj Yapımı:

Çikolatayı küçük parçalar halinde doğrayıp cam bir kaba alın.

Kremayı küçük bir tava veya sos tenceresinde ocakta hafifçe ısıtın. Kenarlarında köpükler belirdiğinde ocaktan alın ve çikolatanın üzerine dökün.

Hızlıca bu karışımı karıştırın. Homojen bir çikolata kreması oluşana kadar karıştırın.

Bu tarifte ganaj akışkan halde kullanılacağı için bu işlemi tiramisuyu birleştirme işleminden hemen önce yapın.

Tiramisu’nun birleştirilmesi:

Kelepçeli bir kalıpta veya klasik haliyle oval bir fırın pişirme kabında birleştirme işlemini yapabilirsiniz. Benim görseldeki versiyon için kullandığım kelepçeli kare bir kalıptı. Son İtalya seyahatinin ganimeti olarak mutfakta yerini almıştı.

İlk olarak peynirli kremadan ince bir tabaka kalıbın alt kısmına yayın.

Kalan kremayı tartın ve üçe bölüp her seferinde üçte birini kullanacak şekilde ayarlayın. Ya da direk üç kaba eşit olarak dağıtın. Kullanmadığınız sürede kremayı hep buzdolabında tutun.

Bisküvilerinin yerleşimini pasta yapımına başlamadan bir deneme olarak kalıp içinde üst üste koyarak yapın. Gerekirse aralara koymak veya başka düzeltmeler yapmak için kesin. Tarifte 4 ölçü verdim ama aslında 3 ölçü de yeterli olabilir. Ben artan bisküvileri kahveli pasta yiyemeyecek olan evdeki minik için farklı şekillere sokuyorum, o yüzden biraz arttırmaya çalışıyorum baştan. 3 ölçü dediğim ise 3 yumurta, 90 gr toz şeker, 90 gr beyaz un yani bir 1 yumurtaya 30 gr şeker, 30 gr un olacak şekilde.

Kahveye her tarafını bandırdığınız saviordi veya kedi dili bisküvilerini tabandaki kremanın üzerine aralarda fazla boşluk kalmayacak şekilde yerleştirin.

Bitter ganaj yaklaşık 200 gr olduğundan 65 gramlık 3 eşit parçada kullanmak üzere ayırın. Saviordilerin üzerine ganajı dökün ve hafifçe yayın.

Üzerine asıl kremanın üçte birini ekleyin ve yayın.

Bu şekilde 2 kat yaptıktan sonra üst katta yani 3. katta yine ganajı dökün ve yayın. Ardından biraz buzdolabında bekletin.

Aynı zamanda peynirli kremayı da buzdolabında bekletin ki üzerine sıkarken sert dursun.

Eğer sıkma işlemi yapmadan direk kremayı yayacaksanız hiç bekletmenize gerek yok. Direk son katı da aynı şekilde yapabilirsiniz.

Üst kata koyulacak kremayı görsellerdeki gibi sıkacaksanız bir sıkma poşeti veya aparatı ve orta kalınlıkla yuvarlak bir uca ihtiyaç var. Ya da başka uçlarla farklı görüntüler elde edebilirsiniz.

Üst katı da bitirdikten sonra tiramisuyu buzdolabına alıp en az 3 saat bekletin ama içerisinde çiğ yumurta bulunduğundan en fazla 48 saat içinde tüketmeye gayret edin.



Cafe Lontano Pizzasında Yenilikler

Yenilenmek güzel; yenilikler keşfetmek daha da güzel. Bu geçen zamanda tattığım, dokunduğum, gördüğüm, okuduğum, duyduğum her şeyin bir sentezi aslında bu değişimler. İşin felsefi tarafı bir yana mutfakta yenilenmek de gerekli bence. Bu aralar biraz onun üzerine düşünüyorum. Neler yediğimizi, mutfak harcamasının ne kadarının neye ait olduğunu çıkarıyorum. Bu konulara dalınca karşıma Rönesans döneminin yani çok çok eskilerin İtalyan mutfağını anlatan bir kitap çıktı. Onu okudukça daha bir farklı bakar oldum mutfağımda hangi malzemenin olduğuna, hangisinin olmadığına. İtalyan mutfağı da zamanla o kadar çok değişmiş ki; değişimin her alanda kaçınılmaz olduğunu somut olarak gösteriyor bize.

Peki ben Cafelontano pizzasında neyi değiştirdim? 

-Hamuru! yani her şeyin başladığı yeri.

Read more… →

Bayram Gibi Bir Tart; Çilek,Beyaz Çikolatalı Mus, Bitter Ganaj…

Bu yaz biraz geç geldi ya gidişi de geç olur umarım. Bayram tatilinden önceki son günün neşesi ve heyecanıyla yazdığımdan olsa gerek gülümseyerek yazıyorum.

Çileği kullanmak sevdasına düşüp sonra böyle bir güzel tarif yaratabilmiş olmak da sevincimin içinde. Bir şey hayal edip sonra ona ulaşmış olmak da. Biraz Fransız bir tat oldu bu kez; sanırım Paris’i özlemiş olmam da tarifin içinde. Alt tabanda cheesecake’ler için kullandığım kakaolu tabanı kullandım ama onu biraz yumuşattım ki kremanın yumuşaklığına uyum sağlasın, tartı ısırırken aralarında anlaşmazlık çıkmasın. Sonra üzerine ince bir kat bitter çikolatalı ganaj döktüm ki mus ile tart tabanını birbirine kaynaştırsın. Sonra üzerine yaza güzel gidecek hafif bir lezzet olarak beyaz çikolatalı mus koydum. Ama öylece koymak istemedim, çiçekler açsın istedim. O yüzden sıkma torbası ile serbest bir şekilde sıktım, sıktıkça katlar çıktım 🙂 Meyve olarak şuan çilek gündemimde olduğu için onu düşünerek yaptım ve kullandım. Ama beyaz çikolatalı musun tatlılığını dengelemek için ekşi meyvelerle yani böğürtlen,frambuaz ve frenk üzümüyle de gayet uyumlu olabilir bu tarif. Onları da mevsimi geldikçe denerim.

Malzemeler:

Taban için: *110 gr beyaz un *110 gr tereyağı *70 gr toz şeker *25 gr kakao *1 yumurta *40 gr toz badem veya ince çekilmiş tuzsuz badem

Bitter Ganaj için: *90 gr krema *65 gr bitter kuvertür çikolata

Beyaz Çikolatalı Mus için: *300 gr krema *200 gr beyaz çikolata *30 gr tereyağ

Süslemek için 200 gr taze çilek, birkaç dal taze nane

Yapımı:

Taban yapımı için; Oda sıcaklığında eriyen tereyağı mikser ile çırparak krema haline getirin. Şekeri ilave edip tekrar çırpın. Yumurtayı ilave edip çırpın. Un ve kakaoyu da ekledikten sonra çırpmaya devam edin. Son olarak badem tozunu ekleyin ve bir spatula ile karıştırın. Hamur toparlandığında 23-24 cm çapında bir tart kalıbının veya yuvarlak kelepçeli kek kalıbının üzerine bu hamuru yayın ve elinizle bastırarak düzleştirin. Kenarlarını bastırarak aynı hizada olmasını sağlayın. Eğer tart kalıbı kullanıyorsanız kenarlarından hafif taşacak şekilde hamuru kenarlara yayın. Düzeltme işlemini tart kalıbının kenarlarının üzerinden merdane ile geçerek yapın. Böylece kenarların üst kısmı oldukça düz ve eşit olacaktır. 160 ºC önceden ısıtılmış fırında fanlı ayarda 11 dk pişirin ve soğumaya bırakın.

Beyaz Çikolatalı Mus Yapımı:

Çikolatayı ben mari usulü eritin ve eridikten sonra tereyağını ekleyip karıştırın. Oda sıcaklığına gelene kadar bekletin.

Kremayı kullanmadan önce 3-4 saat buzdolabında veya 30-45 dk dondurucuda bekletin. Mümkünse çırpmak için kullanacağınız kabı da buzdolabında bekletin. Kremayı çırpma kabına alın ve hızlı ayarda çırpın.Ortalama 2-3 dk içinde krema hacmen 3 katına çıkacaktır ve sert bir hal almış olacaktır.

Üzerine erimiş çikolata ve tereyağ karışımını ilave edin ve sadece homojen olana kadar çırpın, fazla çırpmayın.Sıkma işlemi öncesi en az 1 saat buzdolabında bekletin.

Bitter Çikolatalı Ganaj Yapımı:

Çikolatayı çok küçük parçalar halinde doğrayın ve kremayı oluşturacağınız kase içerisine alın.

Kremayı küçük bir tavada hafifçe ısıtın.  Kenarlarında köpükler oluşmaya başladıktan sonra ocaktan alın.

Çikolatanın üzerine dökün ve hızlıca karıştırın. Kremanın sıcaklığı ile çikolata eriyecek ve karıştırdıkça krema kıvamını alacaktır. Karışım homojen olup parlamaya başlayana kadar karıştırın.

Ganajın kullanımı için sadece 10 dk beklemesi gerekiyor. Bu nedenle kullanım aşamasında yapılması gerekir.

Tartın Birleştirilmesi:

Tart hamurunu pişirip oda sıcaklığına getirdiğinizde bitter çikolatalı ganajı hazırlayıp, 10 dk bekletip tartın iç kısmına dökebilirsiniz. Akışkan kıvamda olacağından tabana komple yayılacaktır, yayılmaz bir bıçak yardımıyla yayabilirsiniz. Bu aşamada ganajın donması için 1 saat buzdolabında beklemesi gerekiyor.

Ganaj donduktan sonra artık süslemeye geçebilirsiniz. Bir sıkma torbası yardımıyla veya sıkma aparatlarıyla yapabilirsiniz. Uç olarak orta kalınlıkta, kenarları çizgili olan ucu kullandım. Ama hayal gücünüze göre istediğiniz ucu kullanabilirsiniz. Önce bir kaç denemeyi bir tabak üzerine sıkıp istediğiniz şekli nasıl vereceğinize karar verebilirsiniz. Sonra tart üzerinde titiz bir sıkma işlemi yapabilirsiniz. Çilekleri boşluklara yerleştirdikten sonra son bir sıkma işlemi daha yaptım ki bu bulutlarda kaybolmuş çilekler ortaya çıktı. En üstü minik taze nane yapraklarıyla süsleyebilirsiniz.

Tartı en az 3-4 saat ya da biraz daha fazla buzdolabında beklettikten sonra servis yapabilirsiniz. Hatta servisten hemen önce 5 dk dondurucuda bekletirseniz mus biraz dondurma tadı verebilir.

Dondurulmuş Çikolatalı Mus ile Yaza Giriş

Ruhuma, aklıma ve bedenime çok iyi gelen Toscana tatili sonrası büyük bir enerjiyle hayata ara verdiğim yerden tekrar başladım. Biraz uzun olması, yavaş olması ve özellikle de doğayla iç içe olması sanırım bu iyiliğin sırrı. Her gün içine girdiğim mucizevi gün batımı sahnesinde hayata dair yeni keşiflerim oldu. Bir de baktım ki ardından dönüşüm de muhteşem oldu 🙂

Read more… →

Antep Fıstık Ezmeli ve Bol Çikolatalı Cheesecake

Uzun, sessiz ve soğuk bir mart ayının ardından gelen baharla yeniden aranızdayım. Geriye dönüp geçen aya bakınca, yaptığım bazı şeylerin ortak noktasından kendimi dış dünyadan soyutlama çabası içinde olduğumu gördüm. Bir buçuk ay kuaföre bile gitmediğimi kuaförümün şaşkınlıkla neredesin sen bu kadar zamandır diye sorması üzerine fark ettim.

Read more… →

Çikolatalı Islak ve Süslü Cup Cake

Bu kez de kremayı istediğim gibi sıkmayı başaramasaydım artık cup cake yeme rekoru kıracaktık ailecek 🙂 “Cup cake”in kek kısmını ilk seferden oturttum çünkü içindeki malzemeler zaten çok nemli ama hafif bir kek olacağının garantisini veriyor. Çünkü sıvı yağ kullanıldığında kek daha hafif ve gözenekli olur. Diğer taraftan sulu yoğurt olarak uyarlanan Amerikan tariflerinin vazgeçilmezi buttermilk ise keke nemli bir yoğunluk kazandırır. Ben de işte bu yoğunluk ve hafifliğin karışımını seviyorum ve onun peşinden gitmeye çalışıyorum.

Read more… →

Bol Çikolatalı Süslü Kurabiye

Öyle güzel bir enerjiyle uyandım ki bu sabah; güneşin dağlarından ardından doğuşunu izledim. Bin kere de izlesem yine hayran kaldığım bu güzelliğinin nasıl büyük bir mucize olduğunu düşündüm. Ve sonra güneşin doğuşunu izlemek istediğim yerler geldi aklıma ve bir Cemal Süreya dizesi geldi dilime; “hayat kısa, kuşlar uçuyor”. Bugün bir adım atmalıyım dedim sonra, bir bilet almalıyım; belki hayalimdeki uzak diyar olan Cape Town’a ya da hala görmediğim Kapadokya’ya. Bilet alamıyorsam bile hiç yapmadığım bir şey yapmalıyım bugün dedim; en basiti hiç yürümediğim bir sokakta yürümeli veya hiç tatmadığım bir lezzet tatmalıyım. Çünkü hayat kısa…

Psikoloji kitabımın ön sözünü de yazdıktan sonra bu güzel tarife geçebilirim 🙂 Bol çikolatalı süslü bir kurabiye diyorum ama aslında kurabiyeli çikolata sanki daha çok bu tarif. Çikolataya batırmadan sadece kurabiye olarak tattığınızda çok yumuşak kalıyor, hatta dağılıyor. Ama altına sağlam bir çikolata döşeyince, çikolatayı ısırdığınızda o da yumuşakça ayrılıyor ve dağılıyor ağızda lezzeti.

Bol Çikolatalı Süslü Kurabiyeler

Malzemeler:

160 gr tereyağ

200 gr beyaz un

50 gr kakao

1/2 çay kaşığı kabartma tozu

1/4 çay kaşığı öğütülmüş deniz tuzu

90 gr esmer toz şeker

10 gr beyaz toz şeker

1 yumurta sarısı

50 gr hamura koymak üzere çok ince doğranmış bitter çikolata

200 gr bitter çikolata; kurabiyeyi kaplamak için

15-20 gr yaprak Antep Fıstığı veya badem





Yapılışı:

Bir kapta kuru toz malzemeleri karıştırın.

Başka bir kapta oda sıcaklığına gelmiş tereyağını mikser ile krema halini alana kadar 2 dk çırpın. Şekerleri ekleyin ve sadece 1 dk çırpın. Yumurtayı da ekleyip yine 1 dk çırpın.

Kuru olan karışımı tereyağlı karışıma ekleyin ve önce mikserle biraz çırpıp sonra elinizle yoğurmaya başlayın. Hamur toparlanmaya başladıktan 2 dk sonra çikolata parçalarını da ekleyip çok yoğurmadan hamuru 4-5 cm çapında bir silindir şeklinde rulo yapın. Streç film ile sarıp buzdolabına kaldırın. Şeklinin böyle yuvarlak kalabilmesi için silindir şeklinde olan termosun içine koyup buzdolabına kaldırdım. Siz de mutfakta silindir olan ve içine koyabileceğiniz ne varsa kullanabilirsiniz; mutfak havlusu rulosu gibi.

Çok kolayca kesilebilmesi için en az 1 gece buzdolabında kalması gerekir ama 1-2 saat sonra da buzdolabından çıkarıp 1 cm genişliğinde dilimler şeklinde kesip 160 C önceden ısıtılmış fırında turbo (fanlı) ayarda 12 dk pişirebilirsiniz.

Kurabiyeler oda sıcaklığına geldiğinde kaplama işine geçebilirsiniz.
Çikolatayı benmari usulü veya mikrodalga fırında eritin. Erittiğiniz çikolataya kurabiyenin tabanını batırın, kurabiye yarıya kadar çikolatanın içine girmiş olacak. Sonra altındaki fazlalığı tabağın kenarına sıyırarak alın ve pişirme kağıdı serili tepsiye yeniden dizin. Batırma işlemi bittiğinde kalan çikolataya bir çatal veya yemek bıçağı batırarak kurabiyelerin üzerinden hızlıca geçirin, savurun çatalı/bıçağı ince çizgiler dökülsün kurabiyenin üstüne. Sonra üzerine file Antep fıstığı ya da badem gezdirin. Ve finali fırçasını savuran çılgın bir ressam misali çikolatayı ince bir bıçakla kurabiyelerin üzerinde savurarak gezdirin. Donması için buzdolabında bekletin ve hep buzdolabında saklayın.

Afiyet olsun

Ekşi Mayalı Ekmek ve Beklenen Şifa

1 Ocak’ta defterime yeni yıldaki en önemli önceliğimin sağlık olduğunu yazıp, 2 Ocak’ta ilk iş gününe gayet enerjik başlamışken, o günden bu yana halen devam eden bir hastalık ve tedavi sürecindeyim. Bu kötü bir tesadüf değil elbette. Ekmekle ilgili 2 sene evvel yazdığım bu kapsamlı yazıda yine tesadüf konusuna değinmiştim ve tesadüf diye bir şey olduğuna inanmadığımı yazmıştım. Şimdi yine bir ekmek yazısı ve yine tesadüf konusu…

Bana göre oldukça uzun olan bu zaman içinde fiziki olarak hastalığa şifa bulmayı beklerken, asıl hastalığa neden olan içsel duruma şifa buldum. Ve o zaman neden hasta olduğumu, neden bu hastalık olduğunu, neden bu kadar uzun sürdüğünü ve neden bu zamana denk geldiğini çok iyi anladım. Ve sonunda “neden” dediğim her şeyin gerçekten bir nedeninin olduğunu anladım. Şimdi henüz fiziki olarak iyileşmemiş olsam da ruhen o kadar sağlıklı ve iyiyim ki…Detayına girmek istemiyorum tabi ki içimde bulduklarımın ama kısaca bana çok faydası olan bir yöntemden bahsetmek istiyorum. Sanırım bu gidişle pasta kitabından sonra bir de psikoloji kitabı çıkaracağım 🙂

Aslında ilk olarak uzak doğu tıbbına baktım; bu hastalığın nedenini bulmak için. Çünkü uzak doğu tıbbına göre her hastalığın içsel bir nedeni var fiziki nedeninden öte. (Merak edenler için Metin Hara’nın Yol adlı kitabını önerebilirim.) Nedeni gerçekten de benim içinde bulunduğum durumu anlatıyordu. Ve neden ne olursa olsun uzak doğu tıbbına göre insan ancak kendi isteğiyle hasta olur. Buraya kadar tamamdı; nedenini ve neden istediğimi de anladım. Ama ya devamı; nasıl çözeceğim bunu diye düşünmeye başladım. Bu neden ortadan kalkana kadar hasta mı olacağım? Sonra Doğan Cüceloğlu’nun İçimizdeki Çocuk Adlı kitabında okuduğum bir yöntemi uyguladım. Buna göre; her insanın içinde bir çocuk, bir de ebeveyn vardır ve içsel bir sorun varsa mutlaka bu ikisinin çatışmasından kaynaklanıyordur. Sorunu çözmek için iki tarafı bir araya getirip konuşturmak ve uzlaştırmak gerekir. Burada çocuk; bilinçaltımızı, yalın isteklerimizi, tutturmalarımızı, hayallerimizi temsil eder. Ebeveyn ise mantıklı tarafımızı, bilinç üstünü, gerçekleri temsil eder. Benim örneğimde çocuğun o kadar net bir isteği vardı ki; sadece üç kelimeyle anlatılıyordu. Ama ebeveyn devreye girince konu genişledi. Sonra çocuk da sorunun kökenini anladı. Derken uzlaşmaya varıldı ve bu da bana müthiş bir denge, huzur ve enerji getirdi. Ve yeni yıla aslında şimdi başlıyorum ve böyle güzel bir enerjiyle başlıyorum.

Yine uzun bir giriş yapmış olabilirim ama ekşi mayalı ekmek bana hep şifayı çağrıştırdığından bu uzun bağlantı. Bir de hep kutsal bir yerdedir benim için ekmek. Uzun zamandır da aklımdaydı ekşi mayalı ekmek yazımı güncellemek. İki sene önce yazdığım bu uzun yazıdan sonra teknik olarak öğrendiğim, denediğim bir sürü şey oldu. Çoğunu yazıya ekledim. Ama asıl sarı buğday ununu keşfetmemle birlikte aradığım tarife ulaşınca yeni bir yazı yazmak şart oldu.


Malzemeler:

  • 600 gr sarı buğday unu
  • 300 gr beyaz un
  • 100 gr tam buğday unu
  • 675-700 gr su
  • 20 gr deniz tuzu veya kaya tuzu
  • 240 gr taze ekşi maya
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Tezgahta kullanmak için ekstra un

Sarı Buğday Unuyla Ekşi Mayalı Ekmek Yapımı:

Öncelikle taze ekşi maya kullanmak için hamuru yapmayı planladığınız saatten en az 6 saat önce kullanacağınız maya kadar ve saklamak üzere bir besleme yapmanız gerekiyor. 240 gr taze maya kullanılacak bu tarifte, kavanozda bir kısmının kalacağını da hesaba katarak 250 gr taze maya oluşturmak gerek. Asıl maya olarak da en az 100 gr kalması için bir matematik yapıyoruz 🙂 ve 160 gr su, 80 gr çavdar unu, 80 gr organik beyaz un kullanarak karışımı hazırlayın. Olgunlaşmış mayanın üst kısmını atarak altta kalan tüm mayayı yeni karışıma ekleyin. Homojen olana kadar iyice karıştırın. Bu karışımın 250 gramını bir kavanoza alıp oda sıcaklığında en az 3 katına çıkana kadar bekletin. Kavanozun kapağını çok sıkı kapatmayın, hafif hava alır şekilde olsun. Kalan karışımı da bir kavanoza alıp ağzını sıkıca kapatıp buzdolabına koyun. Bu ana maya olarak buzdolabında daha yavaş olgunlaşacak.

Taze maya oda sıcaklığına bağlı olarak 4-6 saat içinde ilk halinin 3-4 katına çıkacak ve son çıktığı noktada hemen kullanmak iyi olur. Beklemeye devam ederse çökmeye başlar ve aynı zamanda bu olgunlaşma ve ekşileşme sinyalidir. Yani 3 katına çıktığını gördüğünüzde direk hamur yapmaya geçin.

650 gr su, maya ve unların tamamını yoğurma kabına alıp ilk yoğurmaya başlayın. Sadece beyaz unla yapıldığında ve daha az miktarda yapıldığında elle yoğurmak kolay oluyor ama daha sert unlar kullanınca ve miktar arttıkça elde yoğurmak zorlaşıyor. O nedenle düzenli ekmek yapanlara veya yapmak isteyenlere mutlaka güçlü bir stand mikser almalarını öneririm. Konunun detayları için bu linkten ilk yazıma bakabilirsiniz.

Tarifte tam buğday ununu 100 gram olarak verdim ama bazen 200 gr olarak uygulayıp beyaz unu 200 grama indiriyorum. Bu durumda suyu da 25 gr arttırıyorum.

10 dk en düşük ayarda yoğrulduktan sonra hamuru 1 saat beklemeye alın.
Bu aşamaya autolyse deniliyor, yani unun içindeki gluten kendini salıyor, malzemeler birbiriyle kaynaşıyor ve hamur yoğurmak için daha uygun bir hal alıyor, yumuşuyor. Ben önceleri 30 dk bekletiyordum ama 1 saat bekletmeyi denediğimde hamurun çok daha elastik olduğunu gözlemledim ve artık hep 1 saat bekletiyorum. Bu aşamayı kesinlikle atlamayın. Vaktiniz yoksa bile en az 30 dk bekletin.

1 saat sonunda 2. yoğurma aşamasına geçiliyor. 50 gr su içinde 20 gr tuzu eritip hamura ilave edin. Tarifte su için 25 gramlık bir pay bıraktığımın farkındayım. Bu biraz hamuru gözlemeniz sonucunda 25 gram eksik koyup koymama kararını size bırakmak demek. Aynı zamanda hamuru sonradan şekillendirmek için elinize aldığınızda kolay mı zor mu olduğuyla ilgili. Sulu hamuru şekillendirmek daha zordur. Ama sulu hamur daha gözenekli ve hafif olur. Dolayısıyla aslında hem 675 gram ile hem de 700 gram ile deneyerek farkı görmeniz ve ona göre devam etmeniz daha doğru olur.

2. yoğurma işlemi de en az 10 dk ama genellikle 15 dk sürüyor. Hamurun kenarlara yapışan kısımlarının toplanması sırasında ince bir mendil gibi açıldığını gördüğünüzde hamur olmuş demektir. Elde yoğururken de elinizle bir parça hamuru uzattığınızda pencere gibi şeffaf bir görüntü olması gerekiyor.

2. yoğurmanın ardından hamuru hafif unlanmış tezgaha alıp biraz avuç içini kullanarak yoğurun. Tabi bu makinede yoğurma işlemi yapanlar için geçerli. Sonra hamuru başınızın üzerine gelecek kadar bir yüksekliğe çıkarıp hızlıca tezgaha atın. Bu işlemi en az 5 kez yapın. Bu hızlı çarpmalar hamurun elastikiyetini arttırıyor. İlk duyduğumda bana çok tuhaf bir yöntem gibi gelmişti ama uygulama aşamasında verdiği keyfin yanı sıra bir de hamura etkisinin çok iyi olduğunu görünce uygulamaya devam ettim.

Son olarak hamuru dört tarafından katlayıp kenarlarına zeytinyağı dökülmüş derin bir hamur kabına alın ve üzerini örtün.

İlk yarım saatin sonunda katlama yapmanız gerekiyor. Katlamak için hamurun kenarından elinizi daldırıp dibine kadar indirin ve sonra onu katlayarak yukarı alın. Bu şekilde 4 kez elinizi daldırıp katlayarak çıktığınızda hamuru tam bir tur katlamış olacaksınız. Hamur kabında zeytinyağı olduğu için elinizi ıslatmanıza gerek yok ama son katlamalarda hamur yağı emmiş olursa elinizi hafifçe ıslatın.

2. yarım saatin ardından tekrar bir tur katlama, 3. yarım saatin ardından da yine bir tur katlama yapın.Katlama yaparken hamurun elastikiyet kazandığını ve kabardığını fark edeceksiniz. Hamuru iyi gözlemleyin.1 saat daha bekleyip tekrar tam bir tur katlayın.

Hamurda gözenekler olduğunu, hatta kabarcıklar olduğunu görüyorsanız hamur şekil vermek için uygundur. Eğer %60-70’lik bir volume artışı olmadıysa ve gözenekler henüz oluşmadıysa saatte 1 katlamaya devam edin. Ortam ısısının hamurun mayalanmasındaki önemi oldukça fazla. Eğer soğuk bir ortamdaysa fırını çok hafif ısıtıp sonra kapatıp hamuru içinde bekletebilirsiniz.

Çalışacağınız tezgahı çok hafifçe unlayın ve hamuru buraya yatırın. 30 dk hamurun burada kendini salmasını bekleyin. Şekil verme aşamasına daha sonra geçin. 30 dk sonra bir hamur kesme spatulası ile hamuru ikiye bölün eşit büyüklükte. Ardından bir parçayı hafifçe yanlardan çekerek düzleyin. Büyükçe bir dikdörtgen olduktan sonra kenarlardan içeriye kıvırarak örgü yapar gibi iki kenar uçları birleştirin. İnce uzun bir hal alan hamuru yuvarlayarak birleştirin ve elinizle kenarlarını çevirerek yuvarlak hale getirin. Eğer yuvarlak değil de uzun bir somun yapacaksanız hamuru genişlettikten sonra yine aynı şekilde ortada birleşecek şekilde katlayın. Bu ince uzun hamurun iki ucunu da ortada birleşecek şekilde katlayın ve sonra kalıbınızın şekline göre uzatın.

Ekmeğe vereceğiniz şekil aslında pişireceğiniz kabın şekline de bağlı. O nedenle yuvarlak veya daha uzun bir pişirme kabınız varsa ikinci mayalanma için de öyle bir cam kase veya sepet seçin. Kasenin veya sepetin içine temiz bir mutfak örtüsü yerleştirin, kenarları dışarı çıkacak kadar büyük olsun. İç kısmını unlayın ve ekmeğin üst yüzeyi sepetin veya kasenin dibine denk gelecek şekilde hamuru yerleştirin. Kenarlara sarkan örtü ile hamurun üzerini kapatın.

2 saat oda sıcaklığında bekletin ve ardından buzdolabına yerleştirin. En az 18 saat buzdolabında bekletin pişirme öncesi. Ben genel olarak 24 saat bekletiyordum ama artık 48 saate kadar çıkarıyorum ekmek ihtiyacına göre. Uzun süre mayalanan halini daha çok sevdim çünkü ekşi maya tadı ve kokusu daha belirgin oluyor.

Pişirme aşamasına geldiğinizde, öncelikle kapaklı olarak fırına girebilen bir tencere gerekli. Özellikle döküm, veya toprak veya benim kullandığım örnek; cam. En etkili olan tabi ki döküm ve toprak çünkü onların ısıyı tutması ve iletmesi daha farklı. Ama ben kapaklı borcam tencere içerisinde de oldukça başarılı ekmekler çıkarıyorum. Cam daha hafif olduğu için bana daha uygun oluyor tabi. Kapaklı ve fırına girmeye uygun bir kalıp yoksa üstü açık olarak pişirebilirsiniz ama o zaman kısa aralıklarla fırının içine su püskürtmeniz gerekir. Bir bahçe markette rahatlıkla bulabilirsiniz su püskürtmek için bir şişe. Ya da fırının içine buz veya su koymanız gerekir. Ya da piştikten sonra üstünde oluşan kurumuş şekli ve rengi değiştirmek için üzerine tereyağı veya zeytinyağı sürebilirsiniz.

Pişireceğiniz kapaklı kalıbı da fırını ısıtmaya başladığınızda fırına yerleştirin. Fırını maksimum dereceye getirin, çalışma şekli ise turbo/fanlı. Fırın 250 C’ye ulaştığında en az 10 dk daha bekleyin. Bu sürede hamurlar hep buzdolabında olmalı.

Hamuru artık fırına verme zamanı geldiğinde; buzdolabından çıkarın. Aynı zamanda fırından tencereyi çıkarın ve kapağını açın. Hamurun örtüsü açın ve üstüne kenarlarından 5-6 cm sarkacak şekilde pişirme kağıdı kesip koyun. Kağıdı tutarak kalıbı ters çevirin. Kağıt tezgah üzerinde, üzerinde ise ters halde kalıp olacak. Kalıbı kaldırın ve hızlıca örtüyü hamurun üzerinden kaldırın. Kağıdın köşelerinden tutarak hamuru kağıtla birlikte alev gibi olan kalıbın içine koyun. Kenarları bir bıçak yardımıyla düzeltin, kağıttan katlar oluşmasın ekmeğin etrafında. Son olarak bir jilet ile veya hamur çizme bıçağı ile üstünü çizin. Çizerken 45 C’lik bir açıyla batırın jileti ve en az 2 cm derinliğinde yarık oluşturun. Hızlıca kapağını kapatın ve hemen fırına yerleştirin. Dereceyi 240’a indirin.

Bu ayarda (cam tencere için) 30 dk üstü kapalı olarak, 10 dk ise üzerindeki kapağı açık olarak üzeri kızarana kadar pişirebilirsiniz. Önce fırın ayarını 15 dk üst ızgara ve fan olan ayarda çalıştırmaya başladım ben. Böylece ekmeğin tabanının yanmasına çözüm buldum. İlk 15 dk sadece kalıbın sıcaklığıyla alttan pişiyor, sonra iki taraflı ve fanlı ayarı açıyorum. Kapağı açtıktan sonraki 10 dk ise fanı da kapatıp sadece alt üst ayarı açıyorum. Ekmeğin piştiğini anlamak için elinize alın, hafif geliyorsa pişmiş demektir. Bu eskilerden gelen bir taktik. Bir de ekmeğe parmağınızla bastırdığınızda ve geri çektiğinizde hemen toparlanıyorsa pişmiş diyebiliriz. Ama en güzel pişme derecesini kendiniz deneyerek bulabilirsiniz. Yani kullandığınız malzeme, içinde pişirdiğiniz kap, fırınınızın ayarı, vb. değişkenler olduğu için en güzel ayarı siz bulabilirsiniz.

Pişen ekmekleri bir tel ızgara üzerine alın. Eğer altını serbest bırakacak böyle bir ızgara yoksa ekmeği yan olarak yani tabanı ve üstü açıkta kalacak şekilde bir şeye dayayın. Önemli olan buhar yapmasına fırsat vermeden soğumasını sağlamak. Kesmek için en az 2 saat beklemekte fayda var ama tabi o koku ve çıkan çıtırtı sesleriyle 2 saat beklemek oldukça zor.

Bu arada ekşi maya ile ilgili diğer yazılarımı da mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Çünkü bu konu bir derya deniz, içine girdikçe çok şeyler görüyor, öğreniyor insan. Yeni yılın şifa bekleyen herkese şifa getirmesi dileğiyle…