Category Archives: Çikolatakolik

Yeni pastam; Karamel Rüyası!

Kitapta beni en çok heyecanlandıran bölüm şüphesiz pasta bölümü. Çünkü bana en çok hayal kurduran bölüm bu. Tasarım yapmak için oturup uzun uzun düşünüyorum, yazıyorum, hatta çiziyorum. 15 pasta tarifi var bu bölümde; 2 tanesi henüz son halini alamadı. Diğerleri artık benim gözümde en güzel seviyeye çıktı. Blogta paylaşmak biraz daha geriden gidiyor pastaları çünkü çok uzun tarifler bunlar hep.

Bu sefer sözü fazla uzatmayacağım ve “karamel rüyası” adını verdiğim bu pastadan biraz bahsedip uzun tarife geçeceğim. Klasik krokanlı pastayı biraz değiştirmek amacıyla oluşturdum bu tarifi. Keki, benim iki favori çikolatalı kekimden görece şekersiz olanı. Bu çok ünlü bir Amerikan keki aslında. Ben sadece onu biraz türkleştirdim; yani butter milk yerine yoğurt kullandım. Malzemeleri de biraz bizim mutfaklarımıza uyarladım. Böylece Türkleştirilmiş bir Devil’s Food Cake elde ettim. Favori ara kremam olan çikolatalı mousse’u (mus) kullandım ama içine krokan dışında bir de karamel parçaları ekledim. Karameli dondurup minik parçalar halinde doğrayıp musa ilave edince pastanın ara katlarında yer yer erimiş karameller oluştu. Ama bununla yetinmeyip üstüne döktüğüm ganajın üstüne de karamel döktüm. Böylece bol karamelli nefis bir pasta çıktı ortaya.

Read more… →

Bademli ve çikolatalı nefis bir kek

Bu keki bu kıvama getirene kadar çok emek verdiğimden olsa gerek başlıktaki övgü. Çünkü emeğe ve azme çok değer veriyorum. Bir şeyi önce hayal etmek ve sonra ona ulaşmanın yollarını bulmak gerek her zaman hayatta. Bu istediğin kek kadar küçük ve basit bir şey de olabilir, mesleğin kadar önemli bir konu da olabilir. Önemli olan ne istediğini bilmek ve ona ulaşmak için çalışmak.

Önce diziler girdi hayatımıza, kendimiz oturduk, başarılı olanları, zengin olanları izledik. Sonra sosyal medya geldi; bütün başarılı olanları takibe aldık ve izledik. Ama fark etmek gerek ki hayata seyirci kalınca gelmiyor başarı; çalışınca, emek verince geliyor. Bir kitap okuyorum şimdi; “Çizginin Dışındakiler” adı. En akılda kalıcı örnekle anlatayım başarıyı ve dehayı: Bill Gates’in Bill Gates olmasındaki faktörlerden bahsediyor. Bir sürü çevresel etken var, aile etkeni veya okuduğu lisenin o dönem Amerika’da bilgisayar sahibi olan birkaç okuldan biri olmasının etkisi gibi. Ama oda büyüklüğündeki bu bilgisayarlara ulaşmanın hiç mümkün olmadığı dönemde, bir hastanenin bilgisayarının sabah 03:00-06:00 arasında boş olduğunu öğreniyor ve kullanmak için gerekli izinleri alıp uzun bir zaman, uzun bir yol giderek sabaha kadar bu bilgisayarda çalışıyor. Aynı zamanda okula devam ediyor.

Bugün ise her şeye ulaşmak çok kolay olduğundan hayatlarımıza yayılan bir konfor var. Bu konfor alanını bozanlar ve istediğine ulaşmaya çalışanlar işte bu çizginin dışına çıkabiliyor artık. Bu bloga tarif üretmek için veya kitabı oluşturmak için bazen gece 1’de veya 2’de fırından bir şey çıkardığım ve sabah erken kalkıp işe gittiğim oluyor. Yani zamanım yok diyenlere hep tepki verişim bundan. Hayalini kurduğun ve gerçekten yapmak istediğin birşey varsa eğer onu yapmak için mutlaka bir fırsat yaratırsın.

Yine girişi çok uzattım sanırım. Bazen kendimi her fırsatta uzun uzun anlatmaya meyilli yaşlılar gibi hissediyorum ki çok severim onları dinlemeyi. Sonra yaşlandım mı acaba diyorum. Ama sonuçta bir şekilde tarife geliyorum 🙂 Bu tarif benim hayalimdeki keki anlatıyor. Hem yoğun yani çikolatalı ve kremalı, hem hafif yani gözenekli, hem içinde badem kırıntıları hem dışında bir güzel ganaj. Hem de çok fotojenik 🙂

Malzemeler:

  • 4 yumurta
  • 4 yumurta akı *
  • 200 gr toz şeker
  • 80 gr badem tozu
  • 80 gr tereyağ
  • 140 gr bitter kuvertür çikolata
  • 120 gr krema
  • 110 gr beyaz un
  • 30 gr kakao
  • 1 paket kabartma tozu

Ganaj için:

  • 80 gr krema
  • 60 gr bitter kuvertür çikolata

Süslemek için hafifçe kavrulmuş file badem 40 gr

Kek hamurunun hazırlanması:

  1. Toz badem satın almak yerine çiğ bademi mutfak robotunda toz haline gelene kadar öğütün, bir kenara alın.
  2. Tereyağını bir tavaya alıp çok hafif ısıda yarısı eriyene kadar ateşte tutun. Diğer yarısının da eriyen kısmın ısısıyla erimesini sağlamak üzere ocaktan alıp tamamı eriyene kadar karıştırın. Tamamını eritmeyin ve asla pişmesine fırsat vermeyin.
  3. Kremayı ocakta yanlarından hafif kabarcıklar çıkacak şekilde ısıtın ve doğramış olduğunuz çikolataya döküp, çikolata tamamen eriyene kadar karıştırın ve oda ısısına gelmesi için bekletin.
  4. Tam yumurtaları ve şekeri yüksek ayarda krema kıvamı alana kadar çırpın.
  5. Un, kabartma tozu ve kakaoyu eleyerek karışıma ilave edin ve çırpmaya devam edin.
  6. Bademi de ekleyerek yine çırpın.
  7. Erimiş ve oda ısısına gelmiş tereyağ ve çikolatayı hamura ilave edin ve 2 dk daha çırpmaya devam edin.
  8. Ayrı bir kapta yumurta aklarını sertleşene kadar çırpın. Yani kabı ters çevirdiğinizde yumurta akından oluşan köpük dökülmüyor olmalı.
  9. Kek hamuruna yumurta akını 2 seferde ekleyin ve tahta bir kaşık ile tek yöne çevirerek karıştırın.
  10. Önemli olan yumurta aklarından oluşan köpüğü çok söndürmeden diğer hamura karıştırabilmek.
  11. Kullanacağınız kalıbı önce fındık yağı, tereyağ veya kokusuz bir zeytinyağı ile yağlayın.
  12. Ardından eleyerek kakao serpin bolca. Ardından kalıbı ters çevirip fazla kakaoyu dökün.
  13. Kek karışımını kalıba dökün.
  14. Önceden ısıtılmış 160 C fırında fansız, alt üst ayarda 50 dk pişirin.
  15. Fırınınızın ayarının farklı olması ihtimali nedeniyle 45’inde dakikadan sonra kürdan batırarak kuru çıkana kadar pişmesini bekleyin.
  16. Fırından çıktıktan sonra oda sıcaklığına gelmesini bekleyin.
  17. Kekin buzdolabında en az 5-6 saat dinlenmesi kıvamının yoğunlaşması gerekiyor.
  18. Kalıptan çıkarmak için kıvamın yoğun olmasını da bekleyebilirsiniz, buzdolabına koymadan da çıkarabilirsiniz.
  19. Üzerine dökülecek ganajı servis etmeye daha yakın bir zaamanda koyarsanız daha iyi olur.
  20. Ganajı hazırlamak için kremayı ocakta hafifçe ısıtın. Kenarlarında kabarcıklar oluştuğunda ocaktan alın.
  21. Doğramış olduğunuz çikolataya döküp, çikolata tamamen eriyene kadar karıştırın.
  22. Ganajı 5 dk beklettikten sonra kekin üzerine yavaş hareketlerle dökün.
  23. Üzerine de hafifçe kavurduğunuz file badem veya parça bademler serpin.

Sonra da hayran hayran izleyin eserinizi 🙂

*4 yumurta akı demek 4 yumurta sarısının tarif dışı kalması demek. Yumurta sarısı ise asla çöpe atılmayacak bir mucize gıda. Bu sayfanın en sevilen tarifi olan starbucks kurabiyesinin bir ölçeği için 2 yumurta sarısı gerekiyor. Yani bu kekten artan yumurta sarıları ile 2 ölçek starbucks kurabiyesi yapıp birini kek soğuyana kadar pişirip afiyetle yiyebilirsiniz. Diğer ölçek hamuru da dondurucuya kaldırabilirsiniz.

Fındıklı ve Bol Çikolatalı Sandviç Kurabiyeler

Sürekli yeni denemeler yapmaktan kitap hazırlıklarımın bir türlü sonu gelmiyor. Ama artık tüm bu emeğimin, düşüncemin ve heyecanımın kitap sayfalarına yansımış halini görmeyi çok istiyorum. Bir yandan da yeni şeyler denemek ve yeni tarifler geliştirmekten de vazgeçemiyorum. Artık bir noktada dur demem gerekiyor sanırım kendime. Şuan 62 tarifim var; 6 tanesi henüz son halini almadı ama diğerleri tamamlandı. Fotoğraf çekimi için son aşamaya gelmeyenler dahil 11 eksiğim var. Yani epey yaklaştım aslında sona. Ama sonra bir deneme yapıyorum ve çok beğeniyorum. Ve özellikle farklı ve bir o kadar da güzelse bu elde ettiğim tarif, o zaman daha başka ne yapabilirim diye yine aynı döngüye giriyorum. Çikolata ile dolu 62 tarif yeterli mi acaba diye sormak istiyorum sevgili okurlarıma bu yazı aracılığıyla; sizce tamam mı devam mı?

Read more… →

Çikolataya Batırılmış Fındıklı Shortbread

Son dönemlerde iş hayatımın yoğunluğu ve stresi beni çok yordu. Özellikle de son bir buçuk ayda bir proje için çalışırken. Yoğunluk bir an durdu ve ben de birden uykudan uyanmış gibi hissettim. Çok garip geldi sonra bu his. Yani aslında çok aktiftim, çok çalışıyordum hatta stresle baş etmek için fırsat bulduğum anda hemen mutfakta soluğu alıyordum. Yeni denemeler bile yapıyordum. Yani yaşamın akışı içindeydim. Belki yoğunluk nedeniyle ekstra zamanımı işe vermem gerektiğinden biraz sosyal hayatımdan uzaklaşmıştım. Ama bu uykudan uyanmış hissi nedir diye çok düşündüm. Ve fark ettim ki yaşadığım stres ve kaygı nedeniyle beynim paralize olmuş. Yani bir nevi dış dünyaya kapanmış beynim, vücudum, algılarım, hislerim, düşüncelerim. Fark etmediğim şeyler olmuş, zaman ilerlemiş, bahar gelmiş. Bunu fark edince şükrettim önce bunu gördüğüme çünkü devam edebilirdi. Bu yazıda amacım konunun derinine inmek değil tabi; sadece bu yazıyı okuyan kişilerin kendisine aynı soruyu sormasına sebep olmak. Yaşadığımın ne kadar farkındayım?

Read more… →

Çikolatanın en çarpıcı hali; Puding!

Yeni yılın ilk yazısının sorumluluğuyla başlıyorum önce yazıya; geçen yıl ekmekti konusu, bu yıl çikolata… Birisi bereketin simgesi diğeri ise keyfin. Genel olarak zor bir yıl oldu benim için 2017; kendimle çeliştiğim alanlarda mücadele ettiğim, bazı sorumlulukları yerine getirmek için kendimden ödün vermek zorunda kaldığım, nedenini anlasam da aslen anlam veremediğim bir savaşının içinde kaldığım…

Öte yandan 2017 benim için kendimde gördüğüm, hissettiğim en güzel değişimleri yaşadığım bir yıl oldu. Manevi yolculuğumda en çok yol kat ettiğim yıl belki de. Hayatımı, beni ve ruh halimi en çok etkileyen üç şey var öğrendiğim bu yıl; kabul etmek, anda olabilmek ve kendini akışa bırakabilmek.

Yılı bitirirken biraz yıl sonu muhasebesi yaptım önce. Kasım’da son bir tempo ile hedeflere ulaşmaya çalıştım yine ama olmadı sanki. Kesin planlar yapmayı bırakmıştım çünkü ben; bahar aylarıydı sanırım; daha önce de bahsettiğim minimalist yazar Leo Babauta’nın bir yazısıyla aradığımı bulduğumu düşünüp, bir anda aydınlandığım zaman. (İngilizce olarak yazıyı buradan okuyabilirsiniz) Yazdıklarından çıkardığım ya da kendime aldıklarım:

Kendime belli tarihlerde ulaşılması gereken hedefler koymak yerine peşinden koşmak istediğim veya keyif aldığım şeyleri yapmalıyım. Her sabah kalktığımda yapmak istediğim bir şey varsa eğer, zaten onu yaptığımda onunla ilgili bir hedefim varsa o da bunun doğal sonucu olarak gelir. Bunu ilk uyguladığım konu ise kadınların en favori konusu olan “kilo verme” konusuydu. Ekim ayında mart sonunda ulaşacağım kiloyu bile yazmış plan yapmıştım ama nisan ayında bu yazıyı okurken mart hedefimden çok uzakta bir yerdeydim. Tutmamıştı planım çünkü keyif almıyordum durumdan; ulaşmaya çalışıyordum sadece o rakama. Yani mutluluk vaadi gelecekteydi ama ben bugünde yaşıyordum, bu yüzden de tutmuyordu. Sonra hedefimi iptal edip beni mutlu eden hafif hissetme duygusunun peşinden gittim. Artık gram hesabı değil de hafif hissetmenin yollarını düşünüyordum ve keyif alıyordum. Günlük yeme içme alışkanlıklarımı değiştirdim ve kısa zamanda o hedeflediğim kilonun da altına çok sağlıklı bir şekilde indim; üstelik keyif alarak. Ve en güzeli bu hafiflik hissinden aldığım keyif nedeniyle de hep hafif olmaya devam ediyorum.

İkinci en önemli çıkarsamam ise; kontrol etmekten vazgeçmek ve doğal olarak geleni kabul etmek oldu! İşte bu beni zihnen en çok rahatlatan değişim oldu. Artık geleni kabul ediyorum; kötü de olsa içinde mutlaka bir mesaj buluyorum veya en önemlisi içinde mutlaka iyi bir şey buluyorum. Öyle ki bakıcımızın sağlık problemi nedeniyle 3 hafta işe gelemeyecek olduğunu öğrendiğimde önce çok sert bir dirençle karşılaştım zihnimde; nasıl yaparız hem çalışıp hem de bu kadar işin üstesinden nasıl geliriz diye büyük bir strese düşmüştüm ama sonra durumun tam da yukarıda bahsettiğim kabul etmek örneği olduğunu anlamam çok sürmedi. Sonra bu zamanın içinden de iyi şeyler çıkarabilmeyi başardım; evdeki minikle daha çok zaman geçireceğimizi düşündüm, destek alacağımız anane ve babaanne ile de ilişkisi daha yakınlaşacaktı, okula onu götüreceğimiz için okulunu ve arkadaşlarını da daha yakından tanıyacaktık. Ve öyle de oldu; fiziken çok yorucu oldu ama manevi olarak çok güçlendiren bir süreç oldu.

Anda olmak ya da farkındalık ya da asıl adı ile mindfulness ise başlı başına temeline oturdu hayatımın. Bu değişimi kendimde hissetmemin yanı sıra etrafımdaki bir çok insandan duyar oldum. Artık içinde olduğum anın gerçekten içindeyim sadece bedenen değil, aynı zamanda zihnen. Bir çok insandan duyarsınız belki tatil planı yapmak tatilde olmaktan daha keyifliydi diye veya tatil sonrası dönüp baktığında aslında tatil sırasında almadığı hissi, anıları yoklarken aldığını. İşte bu tam da anda olmanın değerini gösteriyor. Anı yaşamak veya anda olmak; en basit deyimiyle o anda ne yapıyorsanız, ne hissediyorsanız onu fark etmek ve onu yaşamak demek. Yani bir boşvermişlik durumu gibi asla anlaşılmasın. Bu aslında en güzel ifadeyle içinde olduğumuz anın değerini, kıymetini bilmek demek. Belki de ne yaşıyorsak onu hissetmek demek.Benim tanımlamalarım böyle uzar gider…

Tüm bunları çikolatanın en baştan çıkarıcı hali olan bu tarifle bağlamadan önce bitiremediğim kitabımla bağlamam gerekiyor. Çok uzun zaman oldu kitabın hayalini kurup planı yapıp ardından tariflere geçişimin üstünden ama halen bitmedi. Ve insanlar ne zaman bitecek diye sordukça ben de kendime sormaya başladım; ne zaman bitecek diye. Sonra fark ettim ki meğer “bitirmek”miş mesele yani aslen ben bitirmek istemiyormuşum. Çünkü uzun zamandır hayatımı dolduran, güzelleştiren bir şeyi ve bunca keyif aldığım bir şeyi hayatımdan çıkarmak istemiyormuşum meğer. Sonra kelimeyi değiştirdim artık kitabımı bitirmek değil; onu özgürleştirmek ve paylaşmak hedefim. Bakalım bu değişim sonrası işler nasıl gidecek, ben de heyecanla bekliyorum çünkü onun yerini dolduracak yeni fikirlerim var, beni heyecanlandıran başka ilgi alanlarım var. Bakalım hayat ne getirecek bana…

Giriş bölümünün bu kadar uzun olması aslında tarifin çok kısa ve sade olmasıyla da bağlantılı. Belki de anı yaşamanın en güzel deneyimlerinden biri böyle bir çikolata tadını damakta hissetmek, belki de farkında olmadan bu bağlantıyı kurmuş olabilirim kafamda. Çoğunluğun tercihi olan hazır karışımlar nedeniyle puding biraz değersizleştirilmiş durumda günümüzde. Ama aslında çikolatanın en güzel, en yalın hallerinden biri. Ve bu kadar kısa sürede ve bu kadar az malzeme ile yapılmasına rağmen çarpıcı bir etkisi olması ise onu bence çok ayrı bir yere koyuyor benim gözümde. Ama tabi bu tadı almak için özellikle kullanılan çikolatanın ve sütün kendi başına lezzetli olması gerekiyor. İyi bir çikolata ve doğal bir sütle yapacağınız bir pudingin size anda olmanın deneyimini sunacağından eminim…

Malzemeler:

  • 1 lt doğal ve tam yağlı süt
  • 40 gr buğday nişastası
  • 140 gr toz şeker
  • 240 gr bitter kuvertür çikolata
  • 1/8 çay kaşığı doğal tuz

Pudingin Yapımı:

  1. Derin bir tencerede nişasta, şeker ve tuzu karıştırın.
  2. Üzerine sütü ekleyin, önce kısık ateşte ardından ortadan biraz hafif ateşte sürekli karıştırarak pişirmeye başlayın.
  3. Yaklaşık 10 dk sonra karışım biraz kalınlaşmaya başladığında içine çikolataları ekleyin ve yine karıştırmaya devam edin.
  4. Yaklaşık 2-4 dk arasında çikolata tamamen erimiş ve karışım kalınlaşmış olacak.
  5. Karıştırıcıyı karışımdan çıkardığınızda su gibi akıp gitmek yerine birazı kalıyorsa pişmiş demektir.
  6. Fotoğraflarda görüldüğü şekliyle ters çevirip kullanmak için sıcakken direk kalıplara koyabilirsiniz.
  7. Eğer kup veya kase içerisinde servis edecekseniz ve üzerinde tabaka oluşmasın istiyorsanız önce büyük bir kaseye alıp biraz soğutup ardından servis edeceğiniz küçük kaselere alabilirsiniz.

Pasta Serüvenimde Geldiğim En Güzel Nokta; Antep Fıstık Ezmeli Browni

Neden bu kadar uzun bir başlık seçtiğimi merak ediyor olabilirsiniz. Bu browniyi benim için özel kılan şey, işte tam da başlıkta anlatmak istediğim hissi bana vermesi oldu. Çok uzun zamandır pasta yapıyorum ve yine epey uzun bir zamandır kitap hazırlığı yapıyorum. Zor bir yol bu ama çok keyifli. Ve hep daha da iyiyi arayan bir kişi için bu yolda attığı adımları görmek çok mutlu edici. Benim için hazırladığım kitabın en özel tariflerinden biri ve hatta şuan tadı damağımda olduğu için belki de en özel tarifi diyebilirim. Neden kitap çıkmadan paylaşıyorum diye hemen aklına gelen olursa diye belirteyim; ben paylaşmak için çıktım bu yola…

Bu tarifi geliştirene kadar bir kaç farklı fıstık kullandım ve en sonuncu olan bu özel Antep fıstığı, fıstık seçimine nokta koydu. Yani diyeceğim şu ki; fıstık seçiminizi iyi yapmalısınız bu tarif için. Ve asla kavurmadan, ezme haline getirmeden koymamalısınız. Bunlar hep tecrübeyle sabitlendi çünkü. Hatta Antep’li bir arkadaşımla fıstığı kavurmadan koyup yağını karışımın içine salması mı yoksa kavurup yağını ezmeye salması daha iyi olur tartışması bile yaptık. Geldiğimiz nokta yağını ve kokusunu salana kadar bolca kavrulmuş nefis bir fıstık…

Malzemeler:

  • 3 yumurta
  • 180 gr tereyağı
  • 150 gr bitter çikolata
  • 90 gr un
  • 140 gr toz şeker
  • 10 gr kakao
  • 100 gr Antep fıstığı
  • 3-4 tatlı kaşığı fındık yağı
  • Üzeri için yaprak veya parça halinde Antep fıstığı

Yapımı:

  1. Önce fıstık ezmesini yaparak başlayın; fıstıklar bütünse önce hafifçe kavurup kokusunu almaya başladığınızda ocaktan alıp rondoya alın ve tam toz olmayacak kadar rondodan geçirin. Tekrar tavaya alın ve bu kez iyice kokusunu alana kadar hatta hafifçe renk değiştirene kadar kavurun. Eğer toz fıstık kullanacaksanız toz fıstığı direk kavurun ve iyice kokusunu verdiğinde ocaktan alın. Ardından rondoya alın 2 tatlı kaşığı fındık yağı ilave ederek hamur kıvamına gelen kadar çekmeye devam edin. Kullandığınız fıstığın yağ oranına göre burada eklemeniz gereken yağ miktarı değişecektir. Ama bu aşamada sürülebilir kıvama yakın olarak bırakın. Browninin orta katına yaymadan önce tekrar 1-2 kaşıp ekleyip karıştırıp sürülebilir kıvama getirmek gerekecek. Önceden ilave ederseniz browniye ilave edene kadar ezme katılaşabilir, o nedenle son zamanda eklemekte fayda var. Ocakta kavurma işlemi için döküm veya granit bir tava kullanmanızı tavsiye ederim. Teknik açıklamadan ziyade farkı direk gözünüzle göreceksiniz.
  2. Brownie karışımını yapmak için önce çikolatayı mikrodalga fırında veya ben-marie usulü eritin.
  3. Aynı şekilde tereyağını da eritin.
  4. Yumurta ve şekeri bir kapta iyice çırpın. Ardından çikolata ve tereyağını ekleyin ve çırpın.
  5. Un ve kakaoyu eleyerek ekleyin ve tahta kaşık ile karıştırın.
  6. Kare bir kalıbı (22cm *22cm) pişirme kağıdı ile kaplayın.
  7. Brownie karışımının yarısını kalıba dökün.
  8. Üzerine fıstık ezmesini ince bir katman haline yayın.
  9. Bir bıçağı kalıba koyduğunuz bu karışıma daldırın ve mozaik oluşturmak üzere sağa sola, yukarı ve aşağı çizgiler çizin. Aynı işlemi üst kat karışımı ekledikten sonra da yapın.
  10. Üzerine kalan browni karışımını yayın ve en üste yaprak şeklinde antep fıstık veya parça şeklinde serpin.
  11. Önceden ısıtılmış fırında 180 C’de alt-üst fansız ayarda 23 dk pişirin.
  12. Çıkardığınızda browninin orta kısmının az pişmiş olması gerekiyor yani etrafı sert ama ortası az pişmiş görünüyor olacak. Kalıptan çıkarmadan kalıbın sıcaklığı ile pişmeye devam edecek browni, böylece daha yoğun bir kıvama sahip olacaktır. Kıvam ve pişirme süresinin idealini zamanla kendi fırınınızda bulabilirsiniz.
  13. Oda sıcaklığına geldikten sonra en az 6 saat buzdolabında bekletilmesi gerekir. Sonrasında da sürekli olarak buzdolabında tutmanız kıvamı için faydalı olacaktır.

Çilek ve Çikolatanın Tatlı Buluşması

Kitap çalışmalarımın hızının arttığı bu dönemde pasta tasarlamaktan ne kadar keyif aldığımı fark ettim. Sürekli aklımda yeni pasta oluşturma fikirleri dolaşır oldu. Ve aynı anda, açık ara hayatımı en çok etkileyen ve etkilemeye devam edecek olan kitapla tanıştım. Ve kitapta gördüm ki migren ağrılarının nedeni yaratıcı tarafı olan kişilerin bunu ortaya çıkaramamasından kaynaklanıyormuş. Sonra kendi migren geçmişime baktım ve ne göreyim; bu blogu oluşturduğum zamanlara denk gelen bir zamanda her gün aldığım migren atağını önleyen ilacı bırakmışım ve migren beni terk etmiş. Önceleri belki ayda bir veya iki kez tutan nöbetler zamanla azalmış ve artık hiç yok…

Read more… →

Nostaljik Pasta; Çikolatalı ve Muzlu Rulo Pasta

Benim nostaljim de tabi ki pasta ile oluyor…

Çocukluğuna ait bir tat alınca hemen ona geri dönüveriyor insan. Bunun tabi ki psikolojide çağrışım ile hatırlama şeklinde bilimsel bir açıklaması var ama ben konunun daha çok tat kısmındayım. Çocukluğumun tatlarını çok özlüyorum ve böyle bir an, bir şekilde tadınca bir anda çocukluğuma dönüyorum. Kendi çocukluk anılarımı ve tatlarını hatırladıkça şuan evimizin fındık faresi olan Bahar’ın çocukluğuna dair tatları oluşturduğumun da farkına varıyorum. Bir de bu açıdan bakıyorum onun yediklerine veya evdeki yeme içme ritüellerine. Mesela fırında kurabiye pişerken gelen tarçın kokusu ile fırının başında beklediğini, çikolatalı pasta yaparken işim bittiğinde kremanın kabında kalan çikolatayı parmaklarıyla yediğini, fırından çıkan mis kokulu ekşi mayalı ekmeğe sarıldığını gördükçe mutlu oluyorum…

Read more… →

Kakaolu Fındık Ezmesi

Doğal olanı arayıp bulmak ve beraberinde doğal lezzeti yakalamak bu aralar odak alanım oldu. Tabi asıl odağım daha çok kitabım ama kitap tariflerim ile doğal tariflerim uyuştuğu için her şey yolunda. Ben bir şey yaparken mutlaka “neden” diye soruyorum, “neye yarayacak” veya “ne fark katacak bu yaptığım” diye. Böylece önceden yapılanı yapmaktan uzak, fayda ve fark yaratan işler çıkartmaya çalışıyorum.

Hazır kakaolu fındık kremalarında devam eden kanserojen palm yağı tartışması ve tabi bununla kalmayıp bir çoğunda başka maddelerin de olması, çocuk sahibi ve doğal lezzet arayışı olan bir blogger olarak beni harekete geçirdi. Bizim evde her zaman bir çikolatalı tatlı olduğundan ve kahvaltıdan sonra kahve ile yendiğinden kahvaltıda pek tatlı aramam. Ama nutellayı çok seven yiğenlerim misafir olarak geldiklerinde alabileceğim bir fındık kreması var mı diye markette bakındım ama maalesef içindekileri okuyunca onlara bunu yedirmeye içim el vermedi. Bunun üzerine biraz araştırma ve biraz da deneme yaptıktan sonra istediğim kıvamda ve lezzette bir çikolatalı fındık kreması elde ettim. Tabi onların ziyaretine yetişmedi ama artık bir dahaki ziyarette hazırlıklıyım 🙂

Malzemeler:(2 küçük kavanoz)

  • 40 gr tuzsuz badem
  • 160 gr çiğ fınfık
  • 400 ml tam yağlı süt
  • 40 gr bal
  • 1 tutam tuz
  • 170 gr bitter çikolata
  • 140 gr sütlü çikolata

Kıvamını beğendiğim tüm tariflerde süt tozu kullanılıyor ama ben doğallıktan çıkmamak için eklemedim. Doğal olan bir süt tozu yani gerçek sütün kurutulması ile elde edilen bir süt tozu bulursam onunla da deneyeceğim. Kıvamı aslında fotoğraflarda görünenden daha akışkan. Özellikle ilk yapıldığında çok sıvı olduğunu görünce şaşırmayın, soğudukça kıvam alacak. Ve buzdolabından çıkardığınızda direk sürülebilir kıvamda olacak. Hatta biraz erken çıkarırsanız daha kolay sürülen bir kıvam elde edebilirsiniz. Bir de fındığı toz haline getirmek için mutfak robotu yeterli gelmezse yani fındık parçaları sizi rahatsız ederse fındığı toz halinde satın alabilirsiniz ya da ilk yaptığınız anda sıvı halinde ince bir süzgeçten geçirip parça fındıkları dışarıda bırakabilirsiniz. Bir de önemli not olarak eklemeliyim; buzdolabında sadece 1 hafta süreyle saklayabilirsiniz. O nedenle tarifi yarım ölçek olarak da uygulayabilirsiniz.

Yapımı:

  1. 180 C fırında fındıkları ve bademleri kavurun. Ama birbirlerine karıştırmayın ki fındıkların kabuğunu ayıklamak kolay olsun. Eğer yarım ölçek yapacaksanız büyükçe bir tavada ocakta sürekli karıştırarak da kavrulmasını sağlayabilirsiniz.
  2. Bu sırada süte balı ve tuzu ekleyip orta ateşte kaynama noktasına gelene kadar karıştırın ve kaynadığı anda ocaktan alın.
  3. Çikolataları ben marie usulü veya mikrodalga fırında eritin. Eritme konusunda detaylı bilgi için çikolata yapımı yazısını okumanızı tavsiye ederim.
  4. Kabuklarını soyduğunuz fındıkları ve kavrulmuş bademleri bir mutfak robotuna alın. Halen hafif sıcakken bunu yapmanız gerekir ki fındık ve badem yağını salabilsin.
  5. Fındıklar ve tabi bademler toz haline gelene kadar robotu çalıştırmaya devam edin ve ardından çikolatayı ekleyin.1-2 dk daha robotu çalıştırın ve ardından süt karışımını ekleyin.
  6. Homojen bir karışım elde edene kadar robotu çalıştırmaya devam edin ve karışımı 2 küçük kavanoza koyup oda sıcaklığına geldiğinde buzdolabına kaldırın.

Çok kısa sürede ve içinde ne olduğunu bilerek elde edeceğiniz bu kakaolu fındık kremasını çocuklarınıza gönül rahatlığıyla yedirebilirsiniz. Tabi sadece çocuklar için değil çikolatakolik anneler de yiyebilir 🙂

Sadeliğin Güzelliği

Sadelik kavramı, ben kendimi bildim bileli hep hayatımda! Ama önemini ve hatta güzelliğini son senelerde daha bir hisseder oldum. Çünkü kendimi sadelik teması üzerinde kurulan bir hayat içinde farklı ilgi alanlarının ortak noktasında görüyorum. Belli bir sıra veya olması gereken stepler olarak asla planlamadım ama bir de baktım ki; yogaya olan ilgim ve pratiğim günden güne artıyor, kitaplarımda hep “zen” geçiyor, evde ve günlük hayatımda hep bir minimalist düzenleme süreci devam ediyor. Yemek alanında ise slow food ve doğaya saygılı bir ekolojik beslenme biçimi ile kendini gösteriyor bu sadelik. Ve tabi bir de kafamın içini sadeleştirmeme yardımcı olan “farkındalık” (mindfullness) kavramı var artık hayatımda. Öyle ki bazen tek başıma yemek yerken bir meditasyon anı içinde oluyorum. Bazen de bir budist rahipten okuduğum; her baktığın şeye ilk kez görüyormuş gibi bak lafından yola çıkarak her gün gittiğim ofis yolunda muhteşem güzellikler görüyorum. Yani sadeliği hem manevi hem de maddi hayatımda bir tutkuyla hissediyorum ve bundan çok keyif alıyorum. (Bu konuda daha fazla okumak isteyenler için çok sevdiğim bir yazarı tavsiye edebilirim;Leo Babauta)

Read more… →