Archives

Yeni pastam; Karamel Rüyası!

Kitapta beni en çok heyecanlandıran bölüm şüphesiz pasta bölümü. Çünkü bana en çok hayal kurduran bölüm bu. Tasarım yapmak için oturup uzun uzun düşünüyorum, yazıyorum, hatta çiziyorum. 15 pasta tarifi var bu bölümde; 2 tanesi henüz son halini alamadı. Diğerleri artık benim gözümde en güzel seviyeye çıktı. Blogta paylaşmak biraz daha geriden gidiyor pastaları çünkü çok uzun tarifler bunlar hep.

Bu sefer sözü fazla uzatmayacağım ve “karamel rüyası” adını verdiğim bu pastadan biraz bahsedip uzun tarife geçeceğim. Klasik krokanlı pastayı biraz değiştirmek amacıyla oluşturdum bu tarifi. Keki, benim iki favori çikolatalı kekimden görece şekersiz olanı. Bu çok ünlü bir Amerikan keki aslında. Ben sadece onu biraz türkleştirdim; yani butter milk yerine yoğurt kullandım. Malzemeleri de biraz bizim mutfaklarımıza uyarladım. Böylece Türkleştirilmiş bir Devil’s Food Cake elde ettim. Favori ara kremam olan çikolatalı mousse’u (mus) kullandım ama içine krokan dışında bir de karamel parçaları ekledim. Karameli dondurup minik parçalar halinde doğrayıp musa ilave edince pastanın ara katlarında yer yer erimiş karameller oluştu. Ama bununla yetinmeyip üstüne döktüğüm ganajın üstüne de karamel döktüm. Böylece bol karamelli nefis bir pasta çıktı ortaya.

Read more… →

Çikolatanın en çarpıcı hali; Puding!

Yeni yılın ilk yazısının sorumluluğuyla başlıyorum önce yazıya; geçen yıl ekmekti konusu, bu yıl çikolata… Birisi bereketin simgesi diğeri ise keyfin. Genel olarak zor bir yıl oldu benim için 2017; kendimle çeliştiğim alanlarda mücadele ettiğim, bazı sorumlulukları yerine getirmek için kendimden ödün vermek zorunda kaldığım, nedenini anlasam da aslen anlam veremediğim bir savaşının içinde kaldığım…

Öte yandan 2017 benim için kendimde gördüğüm, hissettiğim en güzel değişimleri yaşadığım bir yıl oldu. Manevi yolculuğumda en çok yol kat ettiğim yıl belki de. Hayatımı, beni ve ruh halimi en çok etkileyen üç şey var öğrendiğim bu yıl; kabul etmek, anda olabilmek ve kendini akışa bırakabilmek.

Yılı bitirirken biraz yıl sonu muhasebesi yaptım önce. Kasım’da son bir tempo ile hedeflere ulaşmaya çalıştım yine ama olmadı sanki. Kesin planlar yapmayı bırakmıştım çünkü ben; bahar aylarıydı sanırım; daha önce de bahsettiğim minimalist yazar Leo Babauta’nın bir yazısıyla aradığımı bulduğumu düşünüp, bir anda aydınlandığım zaman. (İngilizce olarak yazıyı buradan okuyabilirsiniz) Yazdıklarından çıkardığım ya da kendime aldıklarım:

Kendime belli tarihlerde ulaşılması gereken hedefler koymak yerine peşinden koşmak istediğim veya keyif aldığım şeyleri yapmalıyım. Her sabah kalktığımda yapmak istediğim bir şey varsa eğer, zaten onu yaptığımda onunla ilgili bir hedefim varsa o da bunun doğal sonucu olarak gelir. Bunu ilk uyguladığım konu ise kadınların en favori konusu olan “kilo verme” konusuydu. Ekim ayında mart sonunda ulaşacağım kiloyu bile yazmış plan yapmıştım ama nisan ayında bu yazıyı okurken mart hedefimden çok uzakta bir yerdeydim. Tutmamıştı planım çünkü keyif almıyordum durumdan; ulaşmaya çalışıyordum sadece o rakama. Yani mutluluk vaadi gelecekteydi ama ben bugünde yaşıyordum, bu yüzden de tutmuyordu. Sonra hedefimi iptal edip beni mutlu eden hafif hissetme duygusunun peşinden gittim. Artık gram hesabı değil de hafif hissetmenin yollarını düşünüyordum ve keyif alıyordum. Günlük yeme içme alışkanlıklarımı değiştirdim ve kısa zamanda o hedeflediğim kilonun da altına çok sağlıklı bir şekilde indim; üstelik keyif alarak. Ve en güzeli bu hafiflik hissinden aldığım keyif nedeniyle de hep hafif olmaya devam ediyorum.

İkinci en önemli çıkarsamam ise; kontrol etmekten vazgeçmek ve doğal olarak geleni kabul etmek oldu! İşte bu beni zihnen en çok rahatlatan değişim oldu. Artık geleni kabul ediyorum; kötü de olsa içinde mutlaka bir mesaj buluyorum veya en önemlisi içinde mutlaka iyi bir şey buluyorum. Öyle ki bakıcımızın sağlık problemi nedeniyle 3 hafta işe gelemeyecek olduğunu öğrendiğimde önce çok sert bir dirençle karşılaştım zihnimde; nasıl yaparız hem çalışıp hem de bu kadar işin üstesinden nasıl geliriz diye büyük bir strese düşmüştüm ama sonra durumun tam da yukarıda bahsettiğim kabul etmek örneği olduğunu anlamam çok sürmedi. Sonra bu zamanın içinden de iyi şeyler çıkarabilmeyi başardım; evdeki minikle daha çok zaman geçireceğimizi düşündüm, destek alacağımız anane ve babaanne ile de ilişkisi daha yakınlaşacaktı, okula onu götüreceğimiz için okulunu ve arkadaşlarını da daha yakından tanıyacaktık. Ve öyle de oldu; fiziken çok yorucu oldu ama manevi olarak çok güçlendiren bir süreç oldu.

Anda olmak ya da farkındalık ya da asıl adı ile mindfulness ise başlı başına temeline oturdu hayatımın. Bu değişimi kendimde hissetmemin yanı sıra etrafımdaki bir çok insandan duyar oldum. Artık içinde olduğum anın gerçekten içindeyim sadece bedenen değil, aynı zamanda zihnen. Bir çok insandan duyarsınız belki tatil planı yapmak tatilde olmaktan daha keyifliydi diye veya tatil sonrası dönüp baktığında aslında tatil sırasında almadığı hissi, anıları yoklarken aldığını. İşte bu tam da anda olmanın değerini gösteriyor. Anı yaşamak veya anda olmak; en basit deyimiyle o anda ne yapıyorsanız, ne hissediyorsanız onu fark etmek ve onu yaşamak demek. Yani bir boşvermişlik durumu gibi asla anlaşılmasın. Bu aslında en güzel ifadeyle içinde olduğumuz anın değerini, kıymetini bilmek demek. Belki de ne yaşıyorsak onu hissetmek demek.Benim tanımlamalarım böyle uzar gider…

Tüm bunları çikolatanın en baştan çıkarıcı hali olan bu tarifle bağlamadan önce bitiremediğim kitabımla bağlamam gerekiyor. Çok uzun zaman oldu kitabın hayalini kurup planı yapıp ardından tariflere geçişimin üstünden ama halen bitmedi. Ve insanlar ne zaman bitecek diye sordukça ben de kendime sormaya başladım; ne zaman bitecek diye. Sonra fark ettim ki meğer “bitirmek”miş mesele yani aslen ben bitirmek istemiyormuşum. Çünkü uzun zamandır hayatımı dolduran, güzelleştiren bir şeyi ve bunca keyif aldığım bir şeyi hayatımdan çıkarmak istemiyormuşum meğer. Sonra kelimeyi değiştirdim artık kitabımı bitirmek değil; onu özgürleştirmek ve paylaşmak hedefim. Bakalım bu değişim sonrası işler nasıl gidecek, ben de heyecanla bekliyorum çünkü onun yerini dolduracak yeni fikirlerim var, beni heyecanlandıran başka ilgi alanlarım var. Bakalım hayat ne getirecek bana…

Giriş bölümünün bu kadar uzun olması aslında tarifin çok kısa ve sade olmasıyla da bağlantılı. Belki de anı yaşamanın en güzel deneyimlerinden biri böyle bir çikolata tadını damakta hissetmek, belki de farkında olmadan bu bağlantıyı kurmuş olabilirim kafamda. Çoğunluğun tercihi olan hazır karışımlar nedeniyle puding biraz değersizleştirilmiş durumda günümüzde. Ama aslında çikolatanın en güzel, en yalın hallerinden biri. Ve bu kadar kısa sürede ve bu kadar az malzeme ile yapılmasına rağmen çarpıcı bir etkisi olması ise onu bence çok ayrı bir yere koyuyor benim gözümde. Ama tabi bu tadı almak için özellikle kullanılan çikolatanın ve sütün kendi başına lezzetli olması gerekiyor. İyi bir çikolata ve doğal bir sütle yapacağınız bir pudingin size anda olmanın deneyimini sunacağından eminim…

Malzemeler:

  • 1 lt doğal ve tam yağlı süt
  • 40 gr buğday nişastası
  • 140 gr toz şeker
  • 240 gr bitter kuvertür çikolata
  • 1/8 çay kaşığı doğal tuz

Pudingin Yapımı:

  1. Derin bir tencerede nişasta, şeker ve tuzu karıştırın.
  2. Üzerine sütü ekleyin, önce kısık ateşte ardından ortadan biraz hafif ateşte sürekli karıştırarak pişirmeye başlayın.
  3. Yaklaşık 10 dk sonra karışım biraz kalınlaşmaya başladığında içine çikolataları ekleyin ve yine karıştırmaya devam edin.
  4. Yaklaşık 2-4 dk arasında çikolata tamamen erimiş ve karışım kalınlaşmış olacak.
  5. Karıştırıcıyı karışımdan çıkardığınızda su gibi akıp gitmek yerine birazı kalıyorsa pişmiş demektir.
  6. Fotoğraflarda görüldüğü şekliyle ters çevirip kullanmak için sıcakken direk kalıplara koyabilirsiniz.
  7. Eğer kup veya kase içerisinde servis edecekseniz ve üzerinde tabaka oluşmasın istiyorsanız önce büyük bir kaseye alıp biraz soğutup ardından servis edeceğiniz küçük kaselere alabilirsiniz.

Hindistan cevizi dolgulu bitter çikolata barları

evyapimicocostarSanırım hindistan cevizi sevgim blogu komple ele geçirecek yakında! Bu tarifin çıkış noktası aslında eşimin yaklaşan doğum günü için pasta tasarlıyor olmam. Hayalimde yoğun hindistan cevizi tadı olan bir pasta dolgu kreması oluşturmak vardı. Onun için aklımda hep cocostar veya bounty çikolatanın iç dolgusu vardı. O nedenle önce oradan başladım konuya ve bu tarife rastladım. Denedim ve bayıldım. Bundan sonrası, bu dolgudan yola çıkarak kendi pasta dolgumu ve pastanın geri kalanını oluşturmak. Bu tarif de artık içindeki katkı maddeleri, soya lesitini ve bilinmeyen bir sürü madde nedeniyle marketten çikolata alamayan ben ve benim gibiler için nefis bir seçenek olarak burada yerini alsın.

Read more… →

Çikolatanın Zarafeti; Bol çikolatalı bir pasta

Bol Çikolatalı pasta 1

Öncelikle uyarmam gerekir ki bu pasta toplam 730 gr çikolata içeriyor!

Pasta kitabım için yaptığım bu pastaya halen isim verememiş olsam da tarifi şimdiden paylaşmak istedim. Artık ismini de ilk kez kitapta yayınlamış olurum. Biraz uzun zaman aldığını kabul ediyorum ve hatta biraz zor olduğunu da. Ama çikolata ile uğraşmaktan, ellerime ve hatta yüzüme çikolata bulaşmış olarak pasta kaplamaktan çok zevk aldığımı da itiraf etmeliyim. Ve sonra ilk dilim kesildiğinde o içindeki zarafet büyük bir hayranlık uyandırıyor bende.

Yapımı için 2 gün gerekebilir, 1 gün keki yapıp, ertesi gün de kremaları hazırlayıp pastaya şekil vermek olarak. Tabi aynı gün sabah erken saatte keki yapıp soğumasını sağlarsanız ve kremaları da soğutursanız 5-6 saat sonra pasta haline getirebilirsiniz. Ve tabi her halükarda yemek için pastayı oluşturduktan sonra en az 1 gün buzdolabında bekletmeniz gerekecek. Ve göreceksiniz ki bekledikçe tadı daha da güzelleşecek.

Read more… →

Karamelli Çikolata

IMG_3216ii

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pasta kitabı tüm hızla devam ederken, aday tariflerin denenmesi, tadılması, fotoğraflanması ve eğer kitaba girmeye hak kazanırsa yazıya alınması gerekiyor. Pek tabi bu aşamalar da pek kısa sürmüyor ama tüm motivasyon ve heyecanla devam ediyorum.

Bu karamelli çikolatanın tabiki en çekici yanı görüntüsündeki bu yoğunluk ve henüz ağza atılmadan önce burna ulaşan karamel kokusu. Bayram için de farklı bir ikramlık olabilecek bu tarif çok şekerli sevenler için gelsin. Kahve ile birlikte minik bir çikolata parçası olarak ikram edilebileceği gibi, dondurma ile birlikte de sunulabilir.

Malzemeler:

  • 65 gr bitter çikolata
  • 200 ml taze krema
  • 200 gr toz şeker
  • 20 gr tereyağı
  • 60 gr bal

Hazırlanışı:

Kremayı bir küçük tencere hafifçe kaynatın ve bırakın.

50 gr toz şekeri orta ateşte karıştırarak eritin, hafif renk değişiminden sonra içine kremayı ilave edin ve karıştırmaya devam edin.

Kalan şekeri de ilave edip, şekerin erimesi ve karışım karamel kıvamı alana kadar karıştırın.

Ardından balı ekleyin ve tekrar 1 dk karıştırarak pişirmeye devam edin.

Çikolatayı ve tereyağını ekledikten sonra 3-4 dk daha karıştırarak pişirin ama kaynamasına izin vermeyin.

Karışımı ocaktan aldıktan sonra 30 dk bekletin ve kare bir kalıbın veya bir kabın içine dökün.

Kalıbı streç film ile sararsanız çıkarmakta kolaylık olur.

Buzdolabında en az 3 saat beklektikten sonra dilimleyin, servise hazır.

 

Çikolatanın bir başka hali: Çikolatalı Tart

Çikolatalı turta

Çikolatayı başka türlü ve başka bir tatta yemek için bu tarif çünkü üzerindeki çikolata bölümünü yerken, tam anlamıyla çikolatanın tadına varıyorsunuz. Altındaki taban ise sadece eşlik ediyor bu tarifte, başka bir fonksiyonu yok maalesef. Üzerindeki fındıkları ise çekim sırasında aklıma geldiği için ekledim ama sadece çikolatanın derinlerine inmek isterim ben derseniz, koymanıza gerek yok. 8-10 kişilik güzel bir akşam üstü keyfine eşlik edebilir.

Read more… →

Çok çikolatalı ve cevizli kek

1 gün sonra Paris’e gidecek olmanın heyecanı ve telaşı, bir yandan da 23 nisan tatilinin keyfi ve mutluluğu var bende. Bu durumda mutfağa girmemek olmazdı tabi. Bir de çikolatanın dayanılmaz çekiciliği karşısında seçimim çok çikolatalı ve cevizli bir kek oldu. Tarifin orjinali Paris’ten almış olduğum Marabout mutfak kitapları serisinin “Chocolat” adlı kitabından. Orjinalinde fındık var ama ben bu sefer ceviz ile yaptım, fındık ile yaptığımda da çok güzel olmuştu.

Read more… →

Bayram için fark yaratan çikolatalar: Truff

Nedense bu “fark yaratmak” deyimini çok seviyorum ve herşeye böyle bakma gayretindeyim. Ne yaparsam yapayım fark yaratmalıyım ki bir değeri olsun diyorum. Tarif ile bu cümleyi bağlayacak olursak; bayramda her evde görmeye alışkın olduğumuz madlen çikolata veya içi fındıklı bonbonları bir kenara bırakıp farklı bir şeyler sunmak isteyenler için geliyor bu tarif.

Öncesinde biraz trufftan bahsetmek istiyorum. Pastanelere ve doğal olarak günlük hayatımıza yeni yeni girmekte olan bir şey. İngilizcede truflle, fransızcada truffe olarak kullanılıyorken türkçeye biraz sadeleşmiş ama türkçeleşmemiş olarak geçti: truff (turuf). Truff bir çeşit çikolata aslında ama krema ile biraz daha yumuşatılmış bir versiyonu. İlk truff 1895 yılında, fransız pasta şefi Louis Dufour tarafından Chambéry adlı şehirde yapılmış. Sonrasında Londra’da açılan ünlü Prestat çikolatacası sayesinde tüm dünyaya yayılmış.

Truff üç farklı forma sahip; “Amerikan truffu” yarım yumurta şeklinde yapılıyor ve içine biraz yağ ilave ediyor. “Avrupa truffu” süt tozu, kakao tozu ve şurup karışımıyla yapılıyor yani hep temel malzemelerle oluştururluyor. “İsviçre truffu” (yani benim yaptığım truff) ise çikolata ve kremadan yapılıyor. Daha fazla bilgi almak isteyenler için buraya bakabilir.

Malzemeler: (30-40 truff için)

  • 450 gr çikolata (bitter ve sütlü)
  • 250 gr krema
  • 1 tatlı kaşığı sıvı vanilya aroması

Çikolatanın ne kadarının bitter ne kadarının sütlü olacağına kendiniz karar verebilirsiniz, tamamen sizin tercihinize kalmış ama sadece sütlü ya da sadece bitter kullanmayın. Bitter çikolata çikolatanın en doğal hali olduğu için mutlaka içinde olmalı bu karışımın. sütlü çikolata ise hafif olduğu için bitterin ağırlığını hafifletmek için gerekli. Ben 250 gr sütlü, 200 gr bitter kullandım.

Çikolataları küçük parçalar halinde doğrayın.

  1. Kremayı ocakta karıştırarak ısıtın, 1 dk kaynadıktan sonra ocaktan alın ve çikolatların üzerine dökün.
  2. Vanilyayı da ekleyerek çikolatalar eriyene kadar karıştırın.
  3. Karışımı buzdolabında 1-2 saat bekleterek elinizde şekil verecek kıvama gelene kadar soğutun.
  4. Bir tatlı kaşığından taşacak şekilde karışımdan parçalar alın ve elinizde yuvarlayın.
  5. Yuvarladığınız truffu fındık, badem, fıstık, kakao ile kaplayabilirsiniz. Bir kase içine kaplamak istediğiniz karışımı koyarak truffu içinde yuvarlamanız yeterli olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ölçüler ve pratik bilgiler için bakınız:

http://cafelontano.com/olculer/