EPP Kimdir?

Başlık olarak hoş oldu bu soru ama cevaplamaya sıra geldiğinde epeyce zor!

Pasta yapmayı, fotoğraf çekmeyi, seyahat etmeyi, yemek yapmayı, yazmayı ve okumayı çok seviyorum.

Tüm bunları ayrı ayrı çok seviyorum ve her birinde başka bir ben buluyorum.

Tüm bunların ortak noktası var tabi ki; bu alanlardan her birinde bir şeyler üretmekten çok keyif alıyorum.

Beni cezbeden böyle bir mutfak senfonisi içinde oluyorum çoğu zaman; zeytin yağında kavrulan sarımsak kokusu, fırından yeni çıkmış ekmekten gelen çıtır çıtır sesler, ellerime bulaşmış çikolatalar, yeni öğütülmüş kahvenin baş döndüren kokusu, mutfaktan tüm eve yayılan tarçınlı kurabiye kokusu…

Bazen de bir yaşam senfonisi içine dalıyorum, içimdeki kaşifi izliyorum; daha önce adım atmadığım sokaklarda, çantamda bir harita, biraz atıştırmalık, kulağımda yabancı gelen sesler ve boynumda fotoğraf makinemle geziyorum…

Bir de profesyonel iş hayatının farklı senfonisine giriyorum çoğu zaman. Sevdiğim işleri de yapıyorum, yaptığım işi de seviyorum. Plazaya sıkışmış, sadece hayal kuran veya sadece şikayet eden insanlardan olmadım hiç. Şikayet etmek yerine değiştirmeyi, sadece hayal kurmak yerine hayalimi gerçeğe dönüştürmeyi seçiyorum hep.

Hayatımı etkileyen ve beni ben yapan kavramlar ve deneyimler var; mesela; lise yıllarında katıldığım felsefe olimpiyatı, Fransız ekolünde ve devamında Fransa’da geçen okul hayatı, ilk sayfalarında not olan yüzlerce kitap, fotoğraf çekerken içine girdiğim bilinmeyen boyut, mutfaktayken unutulan zaman kavramı, hayata olan tutku ve her şeyin içinde mutlaka olması gereken “keyif” …

Ve bazı fiiller var hayatımda her şeyin içine kattığım; üretmek, fark yaratmak, değiştirmek, deneyimlemek, keyif almak, gülmek, tatmak, görebilmek, gösterebilmek, keşfetmek, paylaşmak…

Zamana bir şeyler katmak, geleceğe taşınacak bir şeyler üretmek ve insanların hayatlarında fark yaratmak için buradayım.

Elif Perçin Poyraz

elifpercinpoyraz@gmail.com

Print Friendly

32 thoughts on “EPP Kimdir?”

  1. Nefis bir blog! Bu kadar geç keşfetmiş olmama çok üzüldüm. Eline sağlık 🙂

  2. Nasıl bugüne kadar karşılaşmadık ? 1.soru
    Akşam hangi tarifi denemeliyim de ? 2. soru 🙂
    Tek kelimeyle ba-yıl-dım ve kendimi alamıyorum sayfalar arası geçişlerden tebrikler 🙂

  3. Merhaba Sevilay,
    Tanıtım konusunda eksiklerim var evet, o nedenle karşılaşmamış olabiliriz. (1. cevap)
    Yemekmolam’da gördüğüm kadarıyla sen de pastacısın, o nedenle denemek için ilk önerim; brownie ve ötesi. (2. cevap)
    Çok teşekkür ederim yorumun için ayrıca, tarifleri denerken de, başka konularda da her zaman yazabilirsin.
    Görüşmek üzere

  4. Merhabalar bloğunuzla yeni tanıştım ve çok beğendim… Her türlü yolunuz açık olsun… Sevgiler..

  5. Boluda ne yenir diye araştırırken ekolojik ürünler, ekşi maya yapımı ile gezi yazıları ve harika fotoğraflar içinde kayboldum.Marifet iltifata tabidir der eskiler.Değerli paylaşımlarınız için teşekkürler ve tebrikler.

  6. Şans eseri buldum,çok beğendim. Sizi takip edeceğim,fotoğraflar ve anlatım harika,adeta gidip gördüm ve geri döndüm. Mozaik cheescake’i en yakın zamanda deneyeceğim,sevgiler.

  7. Merhaba.Sitenize tesadufen rastladim.Çok beğendim.Tarifleriniz harika.Bir de pozitif bir yansıma var,yazım diliniz,tarzınız..Ege ve diğer bölgeler hakkındaki fikirlerinize aynen katılıyorum.Sevgiler:)

  8. Çok teşekkür ederim Nalan hanım güzel yorumunuz için..
    Sevgiler

  9. Elif Hanim merhaba:) tarifler o kadar güzel ki…Ben pastada çikolata frambuaz veya vişne birlikteligini de çok seviyorum, öyle bir tarif aradim ama bulamadim..Varsa paylaşırsanız çok sevinirim…

  10. Nalan Hanım,

    Kitaba koymayı düşündüğüm bir ‘kara orman pastası’ var; kırmızı meyveli ve çikolatalı. En kısa zamanda denemeleri ve çekimi tamamlayıp bloga da koyacağım.
    Çok teşekkür ederim ilginiz için.
    Sevgiler

  11. Çok güzel bir blog tebrikler.Yeni yerleri gezmeyi ve yeni tadları keşfetmekten hoşlanan biri mutlaka buraya Cafe Lontano’ya uğramalı,O güzel yemeklerin yanında içilenler eksik gibi (bu bir eleştiri değil) tam bana göre

  12. Teşekkürler Dinçer Bey.
    Yemeklere eşlik edecekler konusu bambaşka bir uzmanlık ve benim bilgim, deneyimim sınırlı.
    Ben ancak kendim için ve eş dost için seçimler yapabiliyorum, burada yönlendirme yapmam için daha çok şey öğrenmem gerekir.
    Tekrar teşekkürler.

  13. Starbucks Kurabiyesi Ve Çikolatalı Tart Bir Harika . Denedim , Zor Beğenen İnsanlar Dahi Bayıldı . Çok Teşekkür Ederiz , Sizi Geç Keşf Ettiğim İçin Üzgünüm Yalnızca ! Tariflerin Harika , Ölçülerin Tam , Malzemeler Zahmetsiz . Daha Ne Denilebilir . Daha Fazla Tatlı Tarifler İstiyoruz ! İyi Kalın Elif Hanım

  14. Çok teşekkür ederim Evren, güzel yorumunuz için.
    Paylaştıkça güzelleşiyor bu tarifler 🙂

  15. Bloğunuzu Mithat’ın sayesinde öğrendim, her şey çok güzel , bundan sonra daha sık takip edecem… Sevgiyle kalın 🙂

  16. Çok teşekkür ederim Ayşim hanım, yeriniz ayrı olacak benim için de 😉

  17. Tesadüfen keşfettiğim bloğunuz çok keyifi. Vaktin nasıl geçtiğini anlamadım ve tariflerinizi denemek için sabırsızlanıyorum.

  18. Çok teşekkür ederim Esra Hanım, her zaman beklerim 🙂
    Tarifleri denerken her zaman desteğe de hazırım 😉
    Sevgiler

  19. Merhaba,

    Yaklaşık 5 aydır gastronomi ile ilgileniyorum. Uzun zamandır yemek denemeleri yapan birisiyim. Sanırım bir 10 yılı vardır bu girişimlerimin. Yani mutfakla, içten gelen bir merak hasebiyle ilgilenmekteydim. Yaklaşık 1 yıl kadar önce rahmetli Arman Kırım hocanın tazesi makbul isimli kitabı elime geçti. Sizin gibi bende finans alanında çalıştığım için Arman hocanın bazı işletme ve markalaşma kitaplarını okumuştum. Bu kitabın ön sözünde hocanın gurmelik ve şeflik derecesine varan aşçılığından bahsedince kitabı okumaya başladım. Açıkçası beni en çok etkileyen kitaplardan birisi oldu. Bu kitap bitmeden hocanın gastronomi ile ilgili 3 kitabını da temin ettim. Bu kitaplardan sonra konuya bakış açımın çok keskin bir şekilde değiştiğini ifade edebilirim. Artık tariflerle değilde tekniklerle ilgilenir buldum kendimi. İşin teknikler kısmı ise sizinde bildiğiniz üzere biraz daha karmaşık, çünkü Türkçe olarak teknikler üzerine yayınlanmış çok fazla kitap bulunmuyor. Ben acaba kaliteli şeflerin tariflerle ilgili kitaplarından bazı yeni tekniklere ulaşabilir miyim diyerek tanınmış dünyaca ünlü bazı şeflerin bir kaç kitabını aldım, sonuç hüsran, kitapların ön sözleri ve genel okuma bölümlerinin çevirisi çok güzel ama iş tariflere gelince çeviri resmen çuvallıyor. Tuzlu tart hamuruna kremşanti katar mısınız? Daha bir çok hata tespit ettim. Şu anda üniversiteden beri küllenmeye bıraktığım ingilizcemi yeniden harlandırmaya çalışıyorum. Çünkü işin teknik kısmını ancak kaliteli ingilizce kitaplardan çözebileceğimi anladım. Her finansçı gibi zaman fukarasıyım 🙂 Ama fırsat buldukça mutfağa dair şeyler okuyorum. Sizin sitenizle Fransız usulü baget ekmek ile tanıştım. Tariflerinizin yabancı kaynaklara dayanması ve özellikle pastalarınız da ki butik süsleme başarısı ve estetik ilk bakışta kaliteli iş çıkartıldığını görmemi sağladı. Sitenizi didik didik incelemeyi düşünüyorum ama tabi bu epey bir zaman alacaktır. Yayınlayacağınız kitabınızın da talihinin açık olmasını dilerim. Şu anda bir çok gastronomi kitabı siparişi vermiş birisi olarak kitabınızın başarılı olması için fiyat noktasında da tercih edilebilir olmasını diliyorum. Çünkü ülkemizde kuşe kağıda basılan her kitabın ille pahalı olması gerektiği gibi bir yaklaşım var. Tabi kağıt maliyeti ve özellikle fotoğraflı baskılarda ki kaliteli iş yapan firma sayısının azlığı da fiyatı yükseltecektir. Mamafih tüketici de fiyata odaklanıyor. Son olarak tekniklere dair daha fazla paylaşım yapıyor olmanızı yada en azından kitap içeriğinde elime alınca bunları daha fazla görebilmeyi ümit ediyorum.

    Böyle kaliteli bir iş çıkarttığınız için kendi namıma size teşekkür etmek istiyorum.

    Yaşantınızda, sevdiklerinizle birlikte ümit ettiklerinize ulaşabilmenizi, burayı da diğer kitap yazanlar gibi terk etmemenizi diliyorum.

    Esenlikle kalın…

  20. Merhaba Sinan Bey,
    Yorumunuzu biraz geç görmüş oldum, kusura bakmayın. Yoksa böyle dolu dolu bir yoruma hatta adeta bir mektuba asla kayıtsız kalamam.
    Maalesef ülkemizde daha fazla hissedildiği haliyle ama genel olarak dünyada kısa yoldan ünlü olmak, kısa yoldan zengin olmak ve hatta kısa yoldan başarı elde etmek gibi bir yaklaşım var. Bu nedenle çok zaman harcamadan ne yapılabilire odaklanıyor insanlar. Yeni akım videolu tarifler tam da bu akımı temsil ediyor bence; hızlı hızlı akıyor ve çok çabuk oluyor her şey ve de ne kadar da basitmiş diyor insan izlerken. Ama dediğiniz gibi teknik bilmeden ya da neyin ne işe yaradığını bilmeden, neyin neyi nasıl değiştirdiğini bilmeden, ezbere bir şey yapmak oluyor maalesef.
    Ben de şahsen bu konuda resmi bir eğitim almadım ama çok okudum, çok araştırdım ve tabi öğrenmeye de hep devam ediyorum. Fransızca bu açıdan benim için çok büyük bir avantaj oluşturuyor çünkü Fransızca olarak çok fazla kaynak var; hem teknikler, hem tarifler, hem teori hem de tarih. Fransa’da restoranın icadına kadar okumuş olmak da beni ayrıca mutlu ediyor tabi. Aklıma düşen bir şey olduğunda veya bir tarif geliştirmek istediğimde de hep fransızca ve ingilizce kaynaklara yöneliyorum. Maalesef Türkiye’de genel olarak bloglar, bir başkasının blogunda var olan tarifi yapıp paylaşmak üzerine kurulmuş durumda. Yani blog olarak da yine fransızca ve ingilizce blogları takip ediyorum.
    Kitaba gelince; benim için çok özel ve güzel bir hatıra olacak bu dünyaya bırakmak istediğim ve hayata katmak istediğim. Yani çok finansal beklentilerim yok, fiyatı da oldukça makul tutmayı düşünüyorum. İçeriğinde aslında önceleri sadece bölüm bölüm tarifler yer alacaktı ama zamanla kafamda her bölümün başında biraz genel bir şeyler yazmak oluştu. Örneğin kek bölümünde; kekte hangi malzeme sonucu nasıl etkiler, pişirme şekli neyi değiştirir, hangi malzeme çıkarsa ne olur,hayal ettiğiniz keki oluşturmak için neler bilmeniz gerekir gibi şeylerden bahsetmek var kafamda. Ama henüz bu alanları yazamadım. Sadece 60 tarifim var şuanda, %85 fotoğraflanmış durumda ama daha epey bir işim var. Finansçı olmaya ek olarak bir de minik kızım var, o nedenle zaman yaratmak için çok çaba harcıyorum.
    Yorumunuz çok teşekkürler. Her zaman sorularınıza, geri bildirimlerinize ve yorumlarınıza açık bu sayfa. Teknik olarak da yardımcı olabileceğim şeyler olursa seve seve aktarırım.
    Görüşmek üzere
    EPP

  21. Estağfurullah Elif hanım, cevaben dönmeniz bile büyük nezaket. Teşekkür ederim.

    Hayatın hızlı akışı konusunda size katılıyorum. Her şeyin çok çabuk tüketildiği bir dünya var artık. Yemekte hızlı yeniliyor,hayatta hızlı yaşanıyor. Ben buna karşıyım. bazı şeyler damıtıldıklarında en leziz hale geliyorlar. Hayatı da öyle yaşamak lazım. İşin video tarafına ben bazen takılıyorum, mutfak tekniklerinde ara sıra işe yaradığını itiraf etmeliyim. Ama ilk zamanlar daha fazla videolarla zaman geçiriyorken şimdi daha spesifik şeyler ararken buluyorum kendimi.

    İşin eğitim kısmına ben hiç takılmıyorum. Üç yıldızlı Michelin şefi Nico Ladenis aşçılığı evde kitap okuyarak öğrenmiş. Kendi ağzından anlattığı öyküsünde; “ben aşçılığı sadece ve sadece kitaplardan ve kendi kendime öğrendim” diyor.

    Fransızca konusunda haklısınız, “Fransız mutfağı hemen hemen tekniktir” sözünü okudukça daha iyi anlıyoruz. Grand Kuzin den başlayarak, Klasik Kuzin ve Nuvel Kuzin Fransızların mutfağın esaslarını belirledikleri dönemler olmuş. Sırasıyla bu akımların öncüleri Marie-Antoine Careme, Cesa Ritz ve Georges-August Escoffier ve nihayet Fernand Point isimlerini gastronomi tarihine altın harflerle yazdırmışlar. Elbette şimdilerde işin artık avangard yada namı diğer moleküler gastronomi devri yaşansa da ben bunları pekte ilgi ile izlemiyorum. Yani sırf farklı bir lezzet aramak için peynirin üzerinde Afrika karıncası yemek bana pekte cazip gelmiyor doğrusu… Hele ki yenilmeyi bekleyen onca güzel şey varken…

    Fransız gastronomi tarihinde en çok ilgimi çekenlerden birisi de bugün anladığımız manasıyla ilk restoran olan, 1765 tarihinde açılan, Paris’te bulunan M. Boulanger adlı fırıncının açtığı restorandır. Boulanger, Louvre yakınlarında bir dükkan açıp burada sığır etinden yapılmış olan bulyon çorbası satmaya başlıyor. Burada et suyu kökenli bu çorbanın aslında orta çağdan beri pişirildiğini ve güçsüz düşenlerin güçlerini kazanmasına yardımcı olduğunu öğrendim. Bir nevi bizdeki paça çorbası gibi bir şey sanıyorum. Sakatatı sevmeyen birisi olarak ilk restoranın bir sakatatçı olması da gastronomi alanında 250 yılda baş döndürücü bir hızla gelişim kaydedildiğini göstermesi açısından önemli.

    Kitabı çıkınca muhakkak edineceğim. Sizin sitenizin diğer sitelerden farkı teknik anlamda daha zengin bulmam. İnşallah hep öylede kalır. Bazı tariflerinizi denedim. Altlarına yorumlarımı fırsat buldukça yazacağım.

    Nezaketinizden ötürü tekrar teşekkür ediyorum.

  22. Sinan Bey,

    Çok derin bir konuya girdik, keyifle okudum yorumunuzu.
    Videolardan teknik öğrenmek konusuna katılıyorum, ben de çok kullandım ve halen kullanırım.
    Benim karşı olduğum 60 sn içinde tarifin gerçekleştirildiği instagram videoları.
    Bence eğitim şart iyi bir aşçı ya da pastacı ya da ne olmak isterseniz ama şart olmayan bu eğitimin ille de bir sınıfta ve bir kurumda olması.
    İstedikten sonra kendi kendini de pek ala eğitebilir insan. Ama maalesef günümüzde gerçek bilgi ve tarih değerini yitirmiş durumda, bu nedenle artık altı boş bir çok şeyin.
    Fransız gastronomi tarihi bir derya deniz; okudukça eminim çok farklı ve değerli bilgiler edinecekseniz. Zaman zaman burada da paylaşırsanız sevinirim.
    İlk restoran konusuna gelince; “restoran” fransızca okunuşu ile aslen fransıcada yenileyen, yeniden yapan demek yani restorasyon kelimesinin temeli. Bu bahsettiğiniz yemek haşlama et ve sebze ile oluşturuluyor ve kemik suyu ile bizim de kültürel olarak bildiğimiz hastaları iyileştirici ünvana kavuşuyor. Sadece bu yemeğin yapılıyor olması nedeniyle de bu mekan restaurant ismini alıyor. Öncesinde ve devamında hanlarda, taverna olarak nitelendirilen mekanlarda günün belli saatinde ve topluca bir masada yemek servisi yapılırmış. İlk kez restaurantta günün her saati servis olacak şekilde ve de kişiye özel masa olacak şekilde servis yapılmış. Yani buradaki bence en önemli değişiklik kişiye özel masa olmuş ve ardından yemekler çeşitlenmiş. Ama halen Fransa’da günün her saati yemek servisi yapan restaurant bulmak zordur. Genelde belli saatlerde mutfak açılır ve kapatılır.
    Görüşmek üzere
    Selamlar

  23. Elif hanım,

    İşin teoriği kadar tarihi geçmişi de benim ilgimi fazlası ile çekiyor. Siz Fransızca bilmeniz sebebi ile bu konuda bir çok kişiden daha öndesiniz. Burada tarihsel gelişimi daha fazla görebilmeyi kendi adıma ümit ediyorum. Eğitim konusunda hem fikiriz. Bir çok mutfak aslında iyi birer atölye. Ben 3 hafta baharatlarımı tamamlamak için gezdim dolaştım. Hale 2-3 ana baharatta eksiğim var. Şu sıralar evde bir köşede canlı olarak yetiştirmeyi tasarlıyorum. İlk denemeye bir yavru fesleğenle başladık bile… Gerçek bilgi bence çok kıymetli, tarihsel kökenleri olmayan her şey kanımca bir gün uçup gidecektir. Fransızlar tarihsel köklerine bağlı oldukları için iyi bir mutfak kültürüne sahipler. Bizde saray döneminde yapılan bir çok yemek halkın mutfağında gereğince yer alamadığı için kaybolup gitmişler. Bizimde aslında yapıldığı dönem göz önüne alınırsa sentez bir mutfağımız varmış. Baklavaya baldan şerbet yapmak keçiboynuzu tozundan şerbet yapmak bence oldukça rafine fikirler. Aşure bile başlı başına çok ciddi cesaret gerektiren bir tarif… Ki Aşureyi bizden başka yerde bu kadar zengin göremedim ben.

    Mevzu epey derin. Daha geniş bir zaman da devam edebilmek dileğiyle…

    Selamlar…

Bir Cevap Yazın