Category Archives: İstanbul’da Lezzet Peşinde

İstanbul’da bir italyan pizza tadı: Bafetto

bafetto 11İtalyan pizza lezzetini bir kez aldıktan sonra ne mümkündür artık zincir mağazaların pizzalarını yemek ya da italyan pizzası yaptığını sanan yerlerde yemek. Güzel tadı ayırt ekmek sanırım istemdışı ve kolay bir reaksiyonu insanın. Ama bunun için ölçüt her zaman kendinin en güzelidir ya da kendinin ulaşabildiği en güzelidir. Bu yüzdendir işte tüm bu tat arayışı.

Artık İstanbul’da Anadolu yakasının da başarılı bir pizzacısı var: Bafetto, Bağdat Caddesinde ve şubeler açarak ilerlemeyi planlıyor. (Yapı Kredi İkramiye Blokları 361/a Şaşkınbakkal, Istanbul)

Pizza için değerlendirmem 10 üzerinden 9!

bafetto 33

Hamurunu sadece biraz kalınlaştırma imkanları olsaydı 10 olacaktı aslında ama teknik olarak mümkün olmadığını özel olarak işletme yöneticisi açıkladı. Hamur o kadar lezzetliydi ki biraz kalın olsa tüm pizzayı silip süpürebilirdim. Ben biraz daha güney İtalya usulü, orta kalınlıkta seviyorum pizzayı, nedeni de hamuru çok seviyor olmam.

Pizza çeşitleri oldukça fazla ve fiyatlar da uygun. Rokalı görünen pizzanın adı da “roka” ve üzerinde Tire lor peyniri, çeri domates ve roka var. Diğer pizza ise “saso”; kurutulmuş domates, karamelize soğan ve sarımsak var. Bunlar ilk denemeler, daha denemek istediğim çeşitler var.

bafetto 22

Pizzaya bayılmış olmama rağmen mekanın işletmecilerini biraz eksik bulduğumu söylemek zorundayım. İçeri girdiğimde karşılayan olmadı, yan bahçeye çıktım oturdum yine kimse gelmedi yanıma. Tekrar içeri girdim oturdum, yine gelen olmadı. Yaklaşık 15 dk sonra artık seslendim menü istemek için. Belki de ilk işletme denemelerinin acemiliği olabilir çünkü bir kez ilgilenmeye başladıklarında gayet hoş davrandılar. Hatta pizzanın masamıza gelmesi siparişin ardından 10 dk sürdü, bu da müthiş bir hız. Pizzanın ince olması daha çabuk soğumasına neden olduğundan tavsiyem, kalabalık gidildiğinde pizzaları teker teker söylemektir. Böyleyece birini çok soğumadan bitirebilir ve hemen ardından başka bir sıcak pizzaya geçebilirsiniz.

Afiyet olsun şimdiden….

Heybeliada’nın Lezzeti; Heyamola Restaurant

Heyamola 1

Bir adaya gidiyor olmak hissiyatıyla başlar önce mutluluk. Sonra kısa süreli bir vapura yetişme telaşı ve ardından vapurun terasında yer bulma heyecanı. Ve sonra başlar bir ada yolculuğu, denizin dalgası, martının sesi, güneşin gülümsemesi ile birlikte. Hele bir de gün batımına yakınsa vapur saati, unutturur insana dünyanın geri kalanını.

Heyamola 2

Bir iş çıkışı akşamında bile 30 dakikalık muhteşem bir yolculukla varabilirsin Heybeliada’ya Bostancı’dan. Sonra girersin başka bir aleme, unutursun İstanbul’u, ta ki geri dönüş vapurunun siren sesini duyana kadar. Sadece ada yolculuğu ve bu güzel restaurant için, e bir de ada dondurmacısından dondurma yemek için bile gidebilirsin Heybeliada’ya.

Heyamola 3

Heybeliada’da Heyamola Restaurant, iskeleden iner inmez insanı çağırıyor; çiçekler, asılı duran kabaklar, kareli örtüler, renkli sandalyeler insanı içine çekiyor. Ve tabi yemeklerin de tadını almaya başlayınca, iyi gelmişim diyor insan, sonra masada oy birliğiyle kabul ediliyor bu söz.

Heyamola 4

Soğuk mezelerle başlanıyor; patlıcan salatası anında tükeniyor ve yenisi isteniyor, borani ayrı güzel, uskumru ayrı güzel. Çoban salata ve roka salata teşrif edince kızarmış ekmeklerin tüketimi birden artıyor.

Heyamola 5

Ara sıcaklardan fırında ahtapotu öneriyor aşçımız ama masada ahtapot sevenler azınlıkta kalıyor. Kızarmış mezgit geliyor ve çıtır çıtır tüketiliyor.

Heyamola 6

Finali yapan iskorpit güveç ise hayranlığı iyice arttırıyor. Meyve ile serinleyen mideler, kahve ve likörle hazmetmeye çalışıyor tüm bu lezzetleri. Ve pek tabi, dönüş yolunda herkesin yüzünde bir gülümseme bırakıyor Heyamola ve lezzetleri…

Kalpazankaya’da gün batımı

Burgazada'da Kalpazankaya restaurantta balık keyfiDoğanın bize sunduğu güzelliklerden biri gün batımı. Hele bir de güzel bir sofraya kurulmuş, dostlarınızla sohbetteyseniz, fonda güzel bir müzik, yüzünüzde de bir gülümse varsa günbatımının hakkını veriyorsunuz demektir. Hava bedava, su bedava der ya Orhan Veli, işte o kadar kolay aslında mutlu olmak, sadece nereye bakacağınızı bilmeniz yeterli.

Burgazada, Kalpazankaya'ya tekne ile giderken

Kalpazankaya, Burgazada’nın arka tarafında, ormanın içine saklanmış özel bir hazine. Karadan ulaşmak için Burgazada iskelesinden yarım saat yürümek gerekiyor ya da faytonla 15 dakikalık bir gezi sonrası varılıyor. En güzel ulaşım yöntemi ise özel teknelerle Kalpazankaya’ya ait iskeleye yanaşmak ve restaurantın özel hizmeti olan bota binerek iskeleye çıkmak. Yukarıda sadece 1 karesi olan güzel bir tekne yolculuğu sonrası biz de bu güzel hizmetten yararlandık.

Kalpazankaya iskelesinden gün batımı, burgazada, istanbul

İskeleden yukarı çıkarken arkamızda bıraktığımız manzara buydu… Söze gerek bırakmayan bir görüntü.

Kalpazankaya ismi, Bizans döneminde yukarda görülen kayalığın içinde kalıp para basılıyor olmasından geliyormuş. Mekan daha önceleri rum sahibi tarafından kır kahvesi olarak işletiliyormuş. 1959 yılında bugünkü işletmecisinin dedesi tarafından devralınmış. O dönem patika bir yol ile adaya bağlanabiliyormuş sadece.

Kalpazankaya restaurantın denizden görünümü

Kalpazankaya’nın denizden görünümü.

İlk zamanlar menüde sadece tandır kebap, şiş kebap, köfte, rakı, bira ve ev yapımı şarap varmış. Saklama, pişirme ve ulaştırma imkanları çok sınırlıymış o dönemde. 70’li yıllarda hippilerin gözde mekanı olmuş, restaurantın bulunduğu alanda kamp kurarlarmış. 78 yılında baba Bucak işletmeyi devraldığında bugünkü restaurantın hatlarını oluşturmuş. Daha çok imkana sahip olan torun Bucak menüyü zenginleştirmiş. Şimdi daha çok balık menüsüyle dikkat çeken bir yer olmuş.

Kalpazankaya restaurantta mezelerden oluşan bir tabak

Mezeleri fotoğraflamak mümkün oldu ama maalesef o çıtır, tazecik, denizden yeni çıkmış istavritleri fotoğraflayamadım çünkü ışık çok zayıftı ve balıklar da çok davetkardı. Mezelerde 1 numaram uskumru oldu, ikinci sırayı şakşuka aldı, üçüncü ise deniz börülcesiydi.

Kalpazankaya'da mezeler birbirinden lezzetli

Böylece Kalpazankaya’da tam bir görsel şölen eşliğinde bir sürü lezzeti tattık. İstanbul’a sırtını dönen bu yalnız  mekanda, İstanbul’dan çok uzaklarda olduğumuz hissine kapılıp hayatın tadını çıkardık.

Gidecek olan herkese şimdiden afiyet olsun…

EPP