Archives

Lezzetli Ekmekler Serisi: Ciabatta Rolls ve Fenerbahçe Parkında Piknik Kahvaltı

Ciabatta Rolls3

Ciabatta (okunuşu:çapata) ekmeği İtalya’nın kuzeyinden, Veneto Bölgesi’nden yayılmış dünyaya. İtalyanların diğer tariflerinde olduğu gibi, bu tarifin de bölgelerde değiştiği görülüyor. En önemli özelliği dışının sert ve kalın olması, içinin ise gözenekli ve yoğun olması. Klasik bir ekmekten farkı ise zeytinyağı ilave ediliyor olması ve hamurunun kıvamı. Bu tarif Ciabatta Rolls için sonradan oluşturulan, orjinal ciabattadan farklı olan bir tarif.

Malzemeler: (10 adet)

  • 300 gr poolish maya *
  • 300 gr beyaz un
  • 125 ml su
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı tuz

*Poolish Maya (Fransız usulü ön maya)

  • 150 gr un
  • 150 ml su
  • 2 tutam instant maya

Ciabatta Rolls1

Poolish Maya Yapımı:

Önce poolish maya hazırlanır. Bu mayanın özelliği, adından da anlaşılacağı üzere önceden mayalanması ve hamura dahil edilmesidir. En az 3-4 saat mayalanması gerekir. Sonrasında buzdolabında 2 güne kadar saklayabilirsiniz ve yapacağınız ekmeklere ilave edebilirsiniz. Bu maya Fransız ekmeklerinde sıkça kullanılmaktadır.

  1. Tüm malzemeyi bir çırpma kabında karıştırın.
  2. Karışımın kıvamı oldukça akışkan olmalı.
  3. Üzerini örterek 3-4 saat mayalanmaya bırakın.
  4. Bu özlçüler ile 300 gr maya elde ediliyor. Birebir oran kullanarak istediğiniz miktarda maya hazırlayabilirsiniz.

Ekmek Yapımı:

  1. Un hariç tüm malzemeyi tel çırpıcı yardımıyla karıştırın.
  2. Unu ekleyip yoğurun.
  3. Yumuşak ama ele çok yapışmayacak bir kıvamda olması gerekiyor.
  4. İçini yağladığınız bir kaba alarak üzerini örtün ve 1-2 saat mayalanmaya bırakın.
  5. Mutfak tezgahının çalıştığınız alanını bolca unlayın ve hamuru üzerine alarak, un üzerinde çevirerek una bulanmasını sağlayın.
  6. Una bulanan hamuru hiç yoğurmadan eşit parçalara ayırın.
  7. Herbir parçayı kenarlarından içeriye doğru kıvırarak bir yuvarlak oluşturun.
  8. Fırın tepsininin tabanına mısır unu serpin ve ekmekleri bunun üzerine koyun.
  9. Üzerlerine biraz un serpiştirebilirsiniz.
  10. Şekil verdikten sonra 30 dk mayalanmasını bekleyin ve sonra 220 C fırında 20 dk pişirin.
  11. İçinin piştiğinden emin olmak için kürdan batırabilirsiniz.
  12. Fırından çıkardıktan sonra üzerini bir mutfak beziyle örtün ve soğumaya bırakın.

Ciabatta Rolls2

Evde ekmek yapıyor olmanın tek dezavantajı ekmeği daha fazla tüketiyor olmak. Şimdi böyle güzel bir ekmek sıcak sıcak fırından çıktığında içine birşeyler koyup yemek için sabırsızlanıyor insan. Daha önce favori sandvicim olan isli sandviçin tarifini vermiştim (buradan ulaşabilirsiniz), şimdi daha hafif, kahvaltılık bir sandviç tarifi vereceğim.

Cafelontano Kahvaltılık Sandviç

  • 1 adet ciabatta roll ekmek ya da baget ekmek ya da başka bir sandviç ekmeği
  • 50 gr dil peyniri
  • 1/2 kırmızı biber
  • 3-4 yaprak roka
  • 1 tatlı kaşığı mayonez ve tereyağı
  1. Ekmeği ikiye kesin ve bir katının iç kısmına mayonezi, diğer katın iç kısmına da tereyağını bıçak ile sürün.
  2. Tabanın üzerine dil peynirini koyun.
  3. Üzerine dilimlediğiniz taze kırmızı biberleri yerleştirin.
  4. Üzerine rokaları hafifçe dışarı taşacak şekilde yerleştirin.
  5. Ekmeğin diğer yarısını kapatın, sandviçiniz hazır.

Ciabatta Rolls4

Bir pazar sabahı bu sandviçleri yanına alıp Fenerbahçe Parkı’nda denizi, adaları ve vapurları izleyerek kahvaltı yapabilir insan. Denize nazır masalardan birine oturabilir ya da masalar ile deniz arasında kalan alana güzel bir piknik örtüsü (fotoğraftaki gibi mesela) serip nefis bir kahvlatı yapabilirsin. Tek ihtiyacın pratik yiyeceğin bir şeyler ve bir örtü. Çaydan vazgeçemeyenler ise baheçede yeralan şadırvanlardan oluşturulmuş satış noktalarından çayını alabilir ve piknik alanına getirebilir. Kahvaltıdan sonraki en önemli ihtiyaç ise gazete ve dergidir, ya da kitap. O nedenle açken sadece yemeğe odaklanıp bunları unutma piknik kahvaltısı öncesi.

Fenerbahçe Parkı 2

Fenerbahçe Parkı hakkında önemli bir bilgi de paylaşmak istiyorum aynı zamanda. Parkın işletmesi Turing adında bir firma tarafından yapılıyordu hatta Turing’in sahibi Çelik Gülersoy, parkı bakımsızlıktan kurtarmış ve bu muhteşem halini almasını sağlamıştı. (Daha ayrıntılı bilgi, parkın tarihi ve önceki fotoğrafları için Fenerbahçe Parkı’nı anlattığım bu yazıya bakabilirsin). Parkın işletmesi kısa zaman önce Kadıköy Belediyesi’ne devredilmiş. Geçen hafta piknik kahvaltımızı yapmak üzere gittiğimizde, daha parka girer girmez bir değişiklik olduğunu anladım. Çöpler dolmuş ve yerlere taşmış durumdaydı. Orta alanda yeralan çiçeklerden eser kalmamıştı. Piknik yaptığımız o tarihi demir masalar gitmiş yerine ormanlarda yeralan ahşap, masa ve bankın birleşik olduğu oturma grupları gelmişti. Yönetimin değiştiği çok belliydi, ben de çalışanlardan birine sordum ve belediyeye devredildiğini öğrendim. Ve pek tabi, parkın bu haline çok üzüldüm.

Fenerbahçe Parkı 1

Tabi bir de Fenerbahçe Parkı için hükümetin muhteşem AVM ve otel projesi varmış. Bunu da o gün, orada okuduğum gazetede gördüm ve üzüntüm iyice arttı. Ertesi gün Kadıköy Belediyesi Parklar ve Bahçeler Müdürlüğüne mail yazdım ve benim gördüklerimi onların görüp görmediğini sordum. Parkın bu hali için açıklama istedim. Üç gün sonra gelen cevap ise hiç tatmin edici olmadı. Parkın çiçeklendirmesini önceden de onlar yapıyormuş. Şimdi de gerekli düzenlemeyi yapmışlar. Tabi cevaplarak bunun hiç yeterli bir cevap olmadığını söyledim ve daha gerçekçi bir açıklama istedim. Bir de belediye başkakına yazmayı düşünüyorum veya facebook sayfalarından ulaşmayı. Böyle güzel bir parkın işletmelerin eksiklikleri yüzünden bakımsız ve harap bir hal almasına izin veremeyiz. Doğa hepimizin yaşabilmesi için yaşamalı.

Fenerbahçe Parkı 3

Kalpazankaya’da gün batımı

Burgazada'da Kalpazankaya restaurantta balık keyfiDoğanın bize sunduğu güzelliklerden biri gün batımı. Hele bir de güzel bir sofraya kurulmuş, dostlarınızla sohbetteyseniz, fonda güzel bir müzik, yüzünüzde de bir gülümse varsa günbatımının hakkını veriyorsunuz demektir. Hava bedava, su bedava der ya Orhan Veli, işte o kadar kolay aslında mutlu olmak, sadece nereye bakacağınızı bilmeniz yeterli.

Burgazada, Kalpazankaya'ya tekne ile giderken

Kalpazankaya, Burgazada’nın arka tarafında, ormanın içine saklanmış özel bir hazine. Karadan ulaşmak için Burgazada iskelesinden yarım saat yürümek gerekiyor ya da faytonla 15 dakikalık bir gezi sonrası varılıyor. En güzel ulaşım yöntemi ise özel teknelerle Kalpazankaya’ya ait iskeleye yanaşmak ve restaurantın özel hizmeti olan bota binerek iskeleye çıkmak. Yukarıda sadece 1 karesi olan güzel bir tekne yolculuğu sonrası biz de bu güzel hizmetten yararlandık.

Kalpazankaya iskelesinden gün batımı, burgazada, istanbul

İskeleden yukarı çıkarken arkamızda bıraktığımız manzara buydu… Söze gerek bırakmayan bir görüntü.

Kalpazankaya ismi, Bizans döneminde yukarda görülen kayalığın içinde kalıp para basılıyor olmasından geliyormuş. Mekan daha önceleri rum sahibi tarafından kır kahvesi olarak işletiliyormuş. 1959 yılında bugünkü işletmecisinin dedesi tarafından devralınmış. O dönem patika bir yol ile adaya bağlanabiliyormuş sadece.

Kalpazankaya restaurantın denizden görünümü

Kalpazankaya’nın denizden görünümü.

İlk zamanlar menüde sadece tandır kebap, şiş kebap, köfte, rakı, bira ve ev yapımı şarap varmış. Saklama, pişirme ve ulaştırma imkanları çok sınırlıymış o dönemde. 70’li yıllarda hippilerin gözde mekanı olmuş, restaurantın bulunduğu alanda kamp kurarlarmış. 78 yılında baba Bucak işletmeyi devraldığında bugünkü restaurantın hatlarını oluşturmuş. Daha çok imkana sahip olan torun Bucak menüyü zenginleştirmiş. Şimdi daha çok balık menüsüyle dikkat çeken bir yer olmuş.

Kalpazankaya restaurantta mezelerden oluşan bir tabak

Mezeleri fotoğraflamak mümkün oldu ama maalesef o çıtır, tazecik, denizden yeni çıkmış istavritleri fotoğraflayamadım çünkü ışık çok zayıftı ve balıklar da çok davetkardı. Mezelerde 1 numaram uskumru oldu, ikinci sırayı şakşuka aldı, üçüncü ise deniz börülcesiydi.

Kalpazankaya'da mezeler birbirinden lezzetli

Böylece Kalpazankaya’da tam bir görsel şölen eşliğinde bir sürü lezzeti tattık. İstanbul’a sırtını dönen bu yalnız  mekanda, İstanbul’dan çok uzaklarda olduğumuz hissine kapılıp hayatın tadını çıkardık.

Gidecek olan herkese şimdiden afiyet olsun…

EPP