Category Archives: Paris

Paris’in Parkları Bahçeleri…

Paris’i, sadece bir şehir olarak yani sadece sokaklardan, evlerden, binalardan, vb. oluşan bir yapı olarak kabul edemiyorum bir türlü. Onu hep bir varlık olarak görüyorum, Paris dediğimde sanki bir insan veya tek başına farklı bir varlık görüyorum. Bunu en çok, nehrin üzerinde bir köprüden o muhteşem güzelliğini izlerken hissediyorum; Paris diye hitap ediyorum hep sanki beni duyan bir varlık var gibi.

Read more… →

Paris gece hayatından bir jazz bar: Le Caveau de la Huchette

Paris’te canlı müzik yapan bir jazz bar ve hatta içinde dans eden genç, yaşlı tipik parizyenler (parisliler). Saint Michel’deki bol restaurant seçeneklerinden birinin ardından bu deneyimi yaşamak unutulmaz Paris hatıralarınız arasına girebilir.

Read more… →

Paris’ten gurme esintilerle restoran hikayeleri…

İlk adres Alcazar Restaurant; Saint Michel’de, eğlencenin ve gastronominin merkezinde, fransızların deyimiyle “trendy” bir mekan.  Üst katta bulunan lounge bar gençlere, alt katta bulunan bu şık masalar ise orta yaşa hitap ediyor. Ben de aşağıda oturdum ama bir iş yemeği olduğu için sanırım masanın yaş ortalaması 40 civarındaydı, o da benim ortalamayı düşürmemden kaynaklandı : )

Read more… →

Paris’te müze gezmek mi? Sokak gezmek mi?

Bu zamana kadar Paris’te çok bulunmuş olmama rağmen, Louvre dışında hiç bir müzesine gitmemiştim. Sokaklarda gezerek bulunduğun şehrin içine karışmanın, müze gezmekten daha keyifli olduğunu düşündüğümden başka müzelere gitmek için hiç bir girişimde de bulunmamıştım. Bu kez çok kısa bir ara ile üst üste gelen 2 Paris seyahati nedeniyle sokakta gezmekten farklı bir şeyler de yapmam gerektiğini düşündüm. Ve görmeyi gerçekten çok istediğim iki müzeyi gezdim.

Read more… →

Tek başına bütün şehri anlatan kule: Eiffel Kulesi ve Paris

 Yazıya müzik ekleyebiliyor olsaydım (ki belki de ekleyebiliyorumdur, bilmiyorum) ilk tercihim bu şarkı olurdu, dinleyenleri Paris sokaklarında gezdiriyor şarkı. Bu nedenle okumaya başlamadan fona bu şarkıyı almanızı isterim. (Link çalışmazsa “Sidney Bechet – Si tu vois ma mère” olarak arayabilirsiniz).

La Tour Eiffel yani Eiffel kulesinin hikayesinden en bilinen bölüm Gustave Eiffel tarafından 1889’da tamamlandığı ve o dönem Paris’te gerçekleşecek olan uluslararası bir fuar için yapıldığı. Hikaye gerçekten de böyle başlıyor ama anlatacak başka başka şeyler de var.

Read more… →

Paris’te 3 gün…

Paris panaroma1

‘Hangi şehir şaraba benzer?’ demiş Nazım Hikmet Paris için. Jules Renard ise ‘Paris’e iki harf ekleyin, ortaya çıkan “paradis”, yani cennet olur.’ demiş.

Paris’i sadece gezmek değil, hissetmek gerek. Hissederek sokak sokak gezmek gerek. Bir gün batımında şehrin ortalarına denk gelen yani Louvre Müzesinin yakınındaki Pont des Arts (Sanat Köprüsü) köprüsünün ortalarında bir banka oturup Paris’in her iki yanını da izlemek gerek. Bir masal aleminde hissettirecek kadar güzel bir siluet çıkacak karşınıza; kızılca bir gökyüzü, önünüzde sıralanan diğer köprülerin kızıl ışıkla dansı, Eiffel Kulesi’nin tüm şehri gören gözleri, Concierge binasının kuleleri, her biri yüzlerce yıl öncesinden kalan binaların çatılarına vuran güneş, sizin için duran zamana inat nehrin kenarından geçen arabalar…

IMG_8663iParis’i gezmek çok kolay: İçinde metro ve otobüs haritasını da bulunduran bir şehir haritası temin etmek ve uzun uzun yürümek için yeterli enerjiyi verecek bir vitaminle işe başlamak lazım. Kalınacak gün sayısına göre plan yapmak ve mümkün olduğunca gezilecek yerleri gruplayarak yürüyüş mesafesinde olanları bir arada görmek lazım.

IMG_7028ii

Bence Paris’te olduğunuzu en çok fark ettiren yapıdan, Eiffel Kulesinden başlamak gerek geziye. Böylece kuleden şehri kuş bakışı inceleyip önce şehrin bütün halini görüp sonra ara sokaklarda gezerek detaya inmek güzel olur. İşte 3 günde Paris’i hissetmek isteyenler için harika bir plan:

Read more… →