Category Archives: Kırmızı Et

Klasik köfteye Cafelontano dokunuşu

cafe lontano köftesi 1

Bu blogta klasik tarifleri görmeye alışkın olmayanlar şaşırmasın çünkü bu bildiğimiz köfteye biraz italyan, biraz ingiliz dokunuşu yapan bir köfte tarifi. Aslında bunu yayınlamak gibi bir niyetim yoktu ama her tadan kişi (babam bile) tarifini sorunca ben de bu sırrımı artık daha fazla saklamayayım dedim. Ben kendi tarifimin tamamını vereceğim ama kendi köfte malzemelerinden ve tarifinden şaşmayıp sadece Cafelontano dokunuşunu yapmak isteyenlere temel farkı söyleyeyim; soğan ve sarımsağı çok çok küçük parçalar halinde zeytinyağında kavurup, yağıyla birlikte köfteye ilave ediyorum. Bunu italyan mutfağından öğrenmiştim ama italyan köftesi biraz daha farklı bizim köfteden. İkinci dokunuş ise klasik baharatlar veya kimyon koymak yerine az miktarda hardal koymak. Bunu da hamburger köftesi araştırmalarımda bulmuştum, İngilizler kullanıyordu. Hamburger köftesinde deneyip lezzeti yakalayınca neden klasik köftede de olmasın ki dedim. Bu iki farklı dokunuş sonrası çok yumuşak ve lezzetli köfteler elde edeceksiniz.

Read more… →

Boeuf Bourgignon; Fransız usulü güveç

Kış mevsiminin en güzel yemekleri saatlerce fırında pişen ve bütün evi hakimiyetine alan yemeklerdir benim için. Hem sıcaklık yayarlar, hem de nefis bir koku. Böylece dışarının ne kadar soğuk olduğunu, gökyüzünün gri olduğunu unutursunuz, içerideki sıcaklığın keyfini çıkarırsınız. Ve kokunun verdiği heyecanla yemeği beklersiniz.

Read more… →

Sicilya Mutfağından Bir Esinti “Caponata” ve Cafelontano Usulü Kemikli Kuzu Fileto

Ne pişireceğini planlamak bir çok insana zor gelse de çok keyifli bir şey aslında; yeni tarifler aramak veya kendi zevklerine göre bir yemek hayali kurup onu gerçeğe dönüştürmek. Tüm bunlar için zaman gerekir diyecek birçoğunuz okurken, tahmin ediyorum ve kesinlikle bahanelerin arkasına sığınan tembel insanlara çok kızıyorum. En yoğun insanlar her şeye vakit ayıran insanlardır, vaktim yok diyenler ise aslında pek bir şey yapmayanlar. Bazen trafikte ya da başka bir yerde 1-2 dakika bir başkası vaktini çaldığı için kavga çıkaran insanlar vardır mesela. Onların hayatını hep merak ederim. Yani hayatlarında vakit kaybına yol açacak her şeye mi böyle yaklaşırlar, yoksa sadece görünürde boşa giden vakte mi? Oysa hayatımızda farkında olmadan teslim olduğumuz vakit kaybına yol açan o kadar çok şey var ki; televizyon mu diyelim, diziler mi diyelim, AVM’lerde kaybolan zaman mı diyelim, trafikte geçirilen saatler mi diyelim veya sohbet edildiği zannedilen konuşmalar mı diyelim, facebook gibi sosyal mecralar mı diyelim? Sıralayacak madde o kadar çok ki, eminim herkesin aklına geliyordur kendi hayatındaki vakit kayıpları. Vaktim yok diyenler bunları bir düşünmeli bence ve belki de içlerinden birini hayatından çıkardığında, kendisine açılan yeni alana bir güzel uğraş, bir keyif koyabilir.

Read more… →

Fırında Kuzu İncik

Kuzu etinin çekiciliğinden ve Jamie Oliver’ın pratik tarifinden ilham alan ben, pazar günlerine özel uzun pişen yemekler serisine bir yenisini daha eklemiş oldum. Hazırlanışı sadece 15 dk sürüyor ve devamında kuzunun fırında geçirmesi gereken 1.5 saatlik sürede pazar keyfine devam edilebiliyor.

Read more… →

Evde Hamburger Yapmanın Dayanılmaz Lezzeti…

Uzun zamandır aklımdaydı hamburger köftesi yapmak ve yine evde yapacağım ekmek ile onu buluşturup bir lezzet patlaması yaratmak… Bir pazar öğleden sonra bir kaç saat ayırarak ancak bu planı gerçekleştirebildim ve bu da ev yapımı hamburgerin dayanılmaz lezzeti ile tanıştırdı beni. Önce hamburger köftesi için uzun süre araştırma yaptım ve okuduğum yaklaşık 30 tariften sonra kendi tarifimi oluşturdum. Ekmek için de yine bir çok tarifi okudum ama hamburger ekmeği denildiğinde neden ille de içine şeker koyulduğunu anlamadım ve tarifleri bir yana bırakarak kendi hamburger ekmeği tarifimi kendim oluşturdum. Hiç denenmiş 2 farklı tarifle yemek hazırlıyor olmak oldukça riskli ve heyecanlı oldu ama çekimden hemen sonra hamburgeri tadınca iyi ki risk almışım diye düşündüm…

Read more… →

Bir Ara Cafe Klasiği: Köfteli Çökertme Kebabı

Taksim’in en popüler ve en güzel cafelerinden biridir Ara Cafe. Kimi sahibi Ara Güler olduğu için gelir, kimi gelen ünlüleri görmek için gelir, kimi güzel yemekler için, kimi atmosferi için, kimi de iç taraftaki vintaj mimari için gelir… Ne için olursa olsun herkesin memnun kaldığı kesin. Önceki ofisime çok yakın olduğu için sıkça öğle yemeği için Ara Cafe’de olurdum ve tercihim çoğu zaman yukarda benim yaptığım versiyonunu gördüğünüz bu güzel yemek olurdu: Köfteli çökertme kebabı.

Read more… →

Tek kişilik tören gibi bir akşam yemeği…

Tek başına yemek yemekten pek keyif almayan ben, kendim için yemek pişirmekten de kaçınırım. Benim için yemek yeme anı çok güzel bir tören gibidir adeta, e tek kişilik tören de pek olağan değil. Peki, yemeği yine tören haline getirmek isteyip pek de fazla uğraşmak istemediğimiz  durumda ne yapmak gerek? Üstte görünen en lezzetli tek kişilik menüyü sadece 20-25 dk içerisinde hazırlamak ve sonrasında belki bir kadeh kırmızı şarap ile her birinin keyfini çıkarmak gerek.

Read more… →