Kızıl, Bilge ve Lezzetli Şehir Bolonya

Bologna, kızıl şehir, orta çağdan kalan şehir! Tarihin, binaların, yemeklerin çok güzel ama sen biraz soğuksun ve huzursuzsun… Sokakların çok kalabalık, insanların yüzleri karanlık… Belki de böyle tarihi ve bilge bir şehrin bir metropol haline gelmesi onu böyle karanlık yapmıştır, bir çeşit isyandır belki de bu; şehrin, onun kıymetini bilmeyen insanlara isyanı. Tarihi çok derin Bolonyanın; şehrin varlığıyla ilgili bulunan en eski kanıt milattan önce 1000 yılına dayanıyor. Bir çok medeniyetin yönetiminde yaşamış, en uzun süreyi Romalılarla yaşamış ve bir asır kadar da bağımsız yaşamış.

Bolonya

Avrupanın en eski üniversitesine, yani 1088 yılında kurulan Bologna üniversitesine ev sahipliği yapıyor Bolonya ve bu nedenle bazı kaynaklarda “bilge” şehir olarak adlandırılıyor. Bolonya’nın bir başka ünvanı da “kızıl”. Bu da aslen binalarının kızıla yakın toprak renginden geliyormuş fakat zamanla şehirde hakim olan politik görüşün hep sol olması nedeniyle de solcu ve kızıl şehir olarak adlandırılmış.

Bolonya

Bolonya, kuzey bölgesinin en gelişmiş ve en refah içinde olan şehirlerinden biri. Hatta İtalya’nın çalışan nüfusunun %30’u buradaymış, nedeni ise ünlü motorsiklet ve araba markalarının üretim yeri olması; Ducati, Lamborghini. Aynı zamanda bir öğrenci merkezi olması da ekonomiyi her zaman canlı tutan etkenlerden.

Bologna

Bolonya’nın bir başka ünvanı da “yağlı” imiş. Bu da mutfağının güzelliğine istinaden söylenmiş. Maggiore meydanının ara sokağındaki pazarın güzelliği, çeşitliliği ve bolluğu bu ünvanı hak ettiğini gösteriyor.

Bologna

Öğle yemeği için rastegele bir seçim ve inanılmaz bir lezzet: Cafe Masini’de “Tortellini di ricotta con burro e salvia” yani ricotta peynir dolgulu, tereyağlı ve ada çaylı tortellini. İlk çataldan son çatala kadar saçma sesler çıkarmak suretiyle lezzetini dışarı yansıtmaya çalıştığım lezzet. Ve orjinal bolonez soslu taglietelle, tüm lezzetiyle Bolonya’da, kendi memleketinde masamızdaydı. Cafe Masini’nin diğer avantajları; yardımsever garsonlar, ücretsiz wi-fi, uygun fiyatlar…

Bologna

Kızıl meydanlardan dar sokaklara; kalabalık caddelerden, daha kalabalık pazar yerlerine gezip dururken arada bir kahve içmek isteyince, ayak üstü, barda kahve içmenin keyfini de yaşamak gerek. İtalyanlar gün içinde sıkça bu tür cafelere uğrayıp ayak üstü bir espresso içip gidiyorlar. Bir nevi şarj oluyorlar…

Bolonya

Akşam için, genel yorumlar muhteşem olduğunu söylemediği halde otele yakın olduğu için Nicola’s Pizzeria’dayız. Ve hoş bir süprizle karşılaşıyorum; açık mutfakta pizza yapılıyor. Pizza ustasından izin alarak başında dikiliyorum ve dikkatle izliyorum. Tabi İtalya’da pizza ustasının italyan olmasını beklerken, rus olduğunu öğrenince biraz şaşırıyorum. İngilizce bilmeyen ustayı seyrederken bir kaç kelime italyancamla soru sormaya çalışıyorum ama bir türlü anlaşamıyoruz, sormaktan vazgeçip izlemeye odaklanıyorum. Ve mutlu sonla fırından çıkan pizzayı koklayarak yerime geçiyorum… Pizza için benim puanım 10 üzerinden 6 ama masadan 10 üzerinden 8 verenler de oldu.

Ve böylece 7-8 saat süren Bolonya gezimiz sona erdi. Belki de çok kısa bir süre verdiğim için yanlış tanımış olabilirim seni Bolonya, belki bir şans daha veririm…

Bu yazı daha önce 2628 kez okundu!

Print Friendly

Bir Cevap Yazın