Category Archives: Yurtdışı Gezileri

Haftasonu Selanik-Kavala Turundan Seçmeler

Haftasonu için başka bir ülkeye gidiyor olmak yorucu olsa da fikren ve fiilen güzeldi. Bir başka avrupa ziyaretinden kalma vizeleri değerlendirmek için güzel fırsat olmakla birlikte yeşil pasaportu olanlar için vizesiz gitme imkanı var. Tabi bu durumda grubun yaş ortalaması biraz yükseliyor olsa da tur rehberimizin genç olması seyahati eğlenceli hale getirebiliyor.

Read more… →

Paris’ten gurme esintilerle restoran hikayeleri…

İlk adres Alcazar Restaurant; Saint Michel’de, eğlencenin ve gastronominin merkezinde, fransızların deyimiyle “trendy” bir mekan.  Üst katta bulunan lounge bar gençlere, alt katta bulunan bu şık masalar ise orta yaşa hitap ediyor. Ben de aşağıda oturdum ama bir iş yemeği olduğu için sanırım masanın yaş ortalaması 40 civarındaydı, o da benim ortalamayı düşürmemden kaynaklandı : )

Read more… →

Paris’te müze gezmek mi? Sokak gezmek mi?

Bu zamana kadar Paris’te çok bulunmuş olmama rağmen, Louvre dışında hiç bir müzesine gitmemiştim. Sokaklarda gezerek bulunduğun şehrin içine karışmanın, müze gezmekten daha keyifli olduğunu düşündüğümden başka müzelere gitmek için hiç bir girişimde de bulunmamıştım. Bu kez çok kısa bir ara ile üst üste gelen 2 Paris seyahati nedeniyle sokakta gezmekten farklı bir şeyler de yapmam gerektiğini düşündüm. Ve görmeyi gerçekten çok istediğim iki müzeyi gezdim.

Read more… →

Tek başına bütün şehri anlatan kule: Eiffel Kulesi ve Paris

 Yazıya müzik ekleyebiliyor olsaydım (ki belki de ekleyebiliyorumdur, bilmiyorum) ilk tercihim bu şarkı olurdu, dinleyenleri Paris sokaklarında gezdiriyor şarkı. Bu nedenle okumaya başlamadan fona bu şarkıyı almanızı isterim. (Link çalışmazsa “Sidney Bechet – Si tu vois ma mère” olarak arayabilirsiniz).

La Tour Eiffel yani Eiffel kulesinin hikayesinden en bilinen bölüm Gustave Eiffel tarafından 1889’da tamamlandığı ve o dönem Paris’te gerçekleşecek olan uluslararası bir fuar için yapıldığı. Hikaye gerçekten de böyle başlıyor ama anlatacak başka başka şeyler de var.

Read more… →

Herkesi kendine aşık eden şehir Roma’dan siyah beyaz fotoğraflar ve masalsı hikayeler

Beni en çok etkileyen 2 heykel ile başlamak istiyorum. Bu iki heykel de Saint Michael‘i (fransızca Michel ya da türkçesiyle Mikail) anlatıyor. 4 büyük dinde ortak olan 4 melekten biri. Katolikler için Michael insanların ölüm sırasında ruhunu cennete götüren melek, bunun için şeytanla savaşması gerekiyormuş çoğu zaman. Saint Michel Paris’te çok sevdiğim bir semtin adıdır ve hiç merak edip bakmamıştım bu St Michel kimdir diye. Şimdi Saint Michel çeşmesindeki o görkemli heykelin de bu meleğe ait olduğunu öğreniyorum. Yani aslında ben de yazarken bir yandan öğreniyorum. (bkz Paris yazım)

Read more… →

Roma’ya gitmek demek tadına doyulmaz İtalyan mutfağı ile buluşmak demek…

Roma’ya gitmek demek İtalyan mutfağı demek, Roma’ya gitmek nefis pizzalar yemek demek, Roma’ya gitmek birbirinden güzel şarapları bolca içmek demek… Ama tüm bunların keyfine varmak için, Roma’da nerede ne yenir, ne içilir bilmek gerek…

Buyrun Kasım 2012 seyahatinden seçme restoranlar…

İlk yemeğimizi yediğimiz ve gezinin sonunda 1 numara ilan ettiğimiz Ristorante Ciro&Ciro; Via (sokak) delle Capelle ‘de yer alıyor yani ünlü Navona meydanından Pantheon’a çıkış yolu üzerinde. Küçük bir meydanda, birkaç restaurantla bir arada. Düşünmeden tamamen mekanın sıcaklığı ve şairane şef garsonun daveti üzerine girdik. Dışarda oturma imkanı sunduğu için de ayrıca güzeldi. Garsondan bize önerilerde bulunmasını istediğimizde ise hızlı hızlı bir şeyler söyledi, bazı malzemeleri bizim için değiştirdi ve ortaya muhteşem iki pizza çıktı.

Read more… →

Paris’te 3 gün…

Paris panaroma1

‘Hangi şehir şaraba benzer?’ demiş Nazım Hikmet Paris için. Jules Renard ise ‘Paris’e iki harf ekleyin, ortaya çıkan “paradis”, yani cennet olur.’ demiş.

Paris’i sadece gezmek değil, hissetmek gerek. Hissederek sokak sokak gezmek gerek. Bir gün batımında şehrin ortalarına denk gelen yani Louvre Müzesinin yakınındaki Pont des Arts (Sanat Köprüsü) köprüsünün ortalarında bir banka oturup Paris’in her iki yanını da izlemek gerek. Bir masal aleminde hissettirecek kadar güzel bir siluet çıkacak karşınıza; kızılca bir gökyüzü, önünüzde sıralanan diğer köprülerin kızıl ışıkla dansı, Eiffel Kulesi’nin tüm şehri gören gözleri, Concierge binasının kuleleri, her biri yüzlerce yıl öncesinden kalan binaların çatılarına vuran güneş, sizin için duran zamana inat nehrin kenarından geçen arabalar…

IMG_8663iParis’i gezmek çok kolay: İçinde metro ve otobüs haritasını da bulunduran bir şehir haritası temin etmek ve uzun uzun yürümek için yeterli enerjiyi verecek bir vitaminle işe başlamak lazım. Kalınacak gün sayısına göre plan yapmak ve mümkün olduğunca gezilecek yerleri gruplayarak yürüyüş mesafesinde olanları bir arada görmek lazım.

IMG_7028ii

Bence Paris’te olduğunuzu en çok fark ettiren yapıdan, Eiffel Kulesinden başlamak gerek geziye. Böylece kuleden şehri kuş bakışı inceleyip önce şehrin bütün halini görüp sonra ara sokaklarda gezerek detaya inmek güzel olur. İşte 3 günde Paris’i hissetmek isteyenler için harika bir plan:

Read more… →

Roma’da pazar gezmek…

İtalyan bayrağındaki renklerden kırmızının domatesi, yeşilin fesleğeni ve beyazın da sarımsağı simgelediğine inanıyorsanız siz de Roma pazarlarında gezerken kendinizi kaybedeceksiniz demektir. (Tabi renklerin aslını da unutmadan söyleyelim: yeşil doğayı, beyaz Alpler’deki karı ve kırmızı da bağımsızlık savaşında dökülen kanı simgeliyor aslında.)

Şehir merkezinde, pek sevilen meydan Piazza Navona’nın hemen yakınında bulunan Campo de’ fiori tipik İtalyan pazarlarının turistler için biraz daha güzelleştirilmiş hali. Pazarın kurulduğu meydanın tarihi çok çok eskilere dayanıyor. Meydan Basilica di St. John Lateran ve Vatican arasında bir koridor oluşturduğundan ticari bir hareketlilik kazanmış. Meydanı kesen sokakların herbirinde ayrı bir şey varmış eskiden; anahtarcılar sokağı, şapkacılar sokağı, terziler sokağı gb. Şimdilerde hergün öğle saatlerine kadar yiyecek pazarı olarak, öğleden sonraları ise çiçek pazarı olarak devam ediyor hayatına.

Read more… →

Roma sokaklarında sarı geceler

Bir Akdeniz ülkesinde, serin ama insanın içini ısıtan bir Kasım akşamı; yağmur az önce durmuş.
Gardan çıkar çıkmaz bize kötü süpriz yapmıştı aslında yağmur. Ama yemek yemek ve yeni ayak bastığımız bu şehri tanımak için, deli gibi yağan yağmura inat keyifle sokağa çıktığmızda bir kaç dakika içinde duruverdi. Ve geriye bu sarı ışıkların yansımasını göstermek için su birikintileri bıraktı. Bu fotoğraftaki gibi yer gök birleşiyor bu birikintiler içinde ve derinlik alabildiğince artıyor.

Read more… →