Category Archives: Tatlı Hayat Tarifleri

Türkçe ismi pek hoş olmayan kek: Mudcake

Türkçe ismi pek hoş olmasa da aslında kekin kıvamını anlatmak için çok uygun. Mudcake yani çamur kek! Çamur kelimesi aslında kekin kıvamını çok iyi anlatıyor ama bence pek sempatik değil. Bu kıvam için başka bir kelime olmalı, biraz düşünmeliyim sanırım bu konuda.

Çok uzaklardan, Amerika birleşik devletlerinin Missisipi eyaletinden dünyanın her yerine yayılmış bir tatlı mudcake. Asıl adı mud pie, orjinal sunumunda üzerine çikolata sosu dökülüyor ve yanına kocaman bir top dondurma ekleniyor. Kimileri bu servis şeklinden dolayı Missipi nehrinden esinlenildiğini söylüyor. Kimileri 2. dünya savaşı sonrasında, şartların çok da iyi olmadığı dönemlerde, yapılışının basit olması ve çok doyurucu olması nedeniyle ev kadınlarının bu tarifi ürettiğini söylüyor.

Read more… →

Bir sabah keyfi: Paskalya çöreği ve kahve…

Önceleri, Paskalya bayramı sırasında Türkiye’de yaşayan Rumların yaparak müslümanlara ikram etmesiyle hayatımıza girmiş olan Paskalya çöreği, artık nerdeyse her pastanenin, her fırının günlük menüsünde yer alıyor. Bir hristiyan geleğeni aslında ama Türkiye’de yaşayan Rumların yaptığı haliyle fazlasıyla Türk bir çörek aslında. Dünyadaki diğer Paskalya çöreklerinin tariflerini de araştırdım ama hiç birinde bizdeki mahlepin verdiği tadı ve kıvamı veren bir malzeme göremedim. Genelde paskalya ekmeği adı altında daha az tatlı çörekler var. Tabi Paskalya çöreğinin yapılması paskalyanın, yeniden diriliş bayramı olması ve yumurtanın ise çok eski zamanlardan bu yana doğumu temsil etmesiyle ilgili. Ve tabi doğanın da yeniden canlanması ve dirilmesi ilk baharda olduğu için paskalya bayramı da nisan ayında kutlanır.

Benim için ise paskalya çöreği, güzel bir kahve eşliğinde sabahın erken saatlerinde yenildiğinde günün geri kalanı için mutluluk üretir. Genel olarak klasik kahvaltı yapmaya çalışsam da en sevdiğim kahvaltı kahve ile birlikte yenen ne tatlı ne de tuzlu bir çörekle veya cevizli tarçınlı kurabiyemle yapılan kahvaltıdır.

Malzemeler (4 büyük çörek)

200 ml ılık süt
200 ml sıvı yağ
100 ml ılık su
170 gr şeker
4 yumurta (2 yumurtanın sarısını üzerine sürmek için ayırın)
4 tatlı kaşığı mahlep (baharatçılarda veya büyük marketlerde baharat reyonunda bulabilirsiniz)
10 gr kuru maya (Dr. Otker intant maya ise 1 paket, büyük paket ise 2 yemek kaşığı)
700 gr un

Bardak ile ölçmek için buraya bakabilirsiniz: Ölçüler

Süt ve mayayı karıştırın
Yumurtaları ve şekeri ilave edip tel çırpıcı ile karıştırın.Sıvı yağı ekleyin. Mahlebi de karıştırdıktan sonra su ve unu ekleyebilirsiniz.Unun tamamını ilk seferde eklemeyin çünkü yumurtanın büyüklüğü, ortamın sıcaklığı gibi değişkenler bile unun ölçüsünü etkileyebilir. Bu nedenle son 50 gramı eklemeden iyice yoğurun. Hatta 700+50 bile koymanız gerekebilir hamurun durumuna göre.

Hamurun kıvamı çok yumuşak olmalı ama asla elinize yapışmamalı.
Hamuru 30-60 dk tercihinize ve hamurun kabarma durumuna göre sıcak bir yerde bekletin.
5 parçaya ayırdığınız hamurun her birini tekrar yoğurup 3 parçaya ayırın.
İnce uzun silindirler halinde yuvarlayın.
Yuvarlarken uç kısımlarının daha ince olmasına dikkat edin, böylece şekil verdiğinizde paskalya çöreğinizin ortası daha geniş uçları dar görünecektir.
Yuvarladığınız hamurlardan saç örgüsü yapın.
Tamamladıktan sonra yine 30 dk kadar bekletin.
Fırına vermeden önce üzerine hertarafını kaplayacak şekilde yumurta sarısı sürün.
Üzerine dövülmüş ceviz veya file badem serpebilirsiniz.
Önceden ısıtılmış fırında, 180 C’de üzeri kızarana kadar pişirin.
ÜZerinin erken kızarması ve içinin pişmeme olasığı olabilir fırınınızın durumuna göre, bu durumda keklerde uyguladığımız kürdan testini yapın. Kürdan hızlıca ve kuru olarak çıktığında içinin tamamen piştiğinden emin olabilirsiniz.

Çikolata ve Fıstığın Aşkı…

Pasta yapmaya başladıktan bir süre sonraya denk gelir şuan gerçek pasta diye nitelendirebileceğim bu pastayı keşfim. Aradığım hep aynı kelimenin şekillendirdiği dünya aslında; farklı olanı yapmak ve paylaşmak. Ve hep bize sunulanların ötesine geçip farklı şeyler aramak arayışım. Bu pastayı yapıp ikram ettiğim ilk zamanları hatırlıyorum; sene 2008 filandı ve herkesi şaşırtırdı. O zamandan bu zamana pasta yolculuğum hep bu farklı kelimesi ile gelişti, değişti ve bir çok insanın da mutfağını değiştirdi. Ne mutlu bana ki bu ve bunun gibi lezzetleri paylaşabiliyor ve hiç tanımadığım insanların hayatına bile lezzet katabiliyorum. Benim pastacılığa olan aşkım da işte çikolata ve fıstığın aşkı gibi bir nevi; dışardan bakınca sade, tadına bakınca heyecan verici…

Kek için Malzemeler: (2 adet 24-25 cm çapında kek)

  • 6 adet yumurta
  • 300 gr toz şeker
  • 1 çorba kaşığı vanilya özütü
  • 170 gr un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 25 gr toz kakao
  • 200 gr sütlü + 200 gr bitter çikolata
  • 100 gr sulu yoğurt (hafif çırpılmış)
  • 150 gr fındık yağı (sıvı yağ)
  • 23-24 cm çapında kelepçeli kalıp

Yapımı:

Çikolatayı ben marie usulü veya mikrodalga fırında eritin ve oda sıcaklığına gelene kadar bekletin.

Bu sırada yumurta, şeker ve vanilya özütünü krema haline gelene kadar çırpın.

Karışıma sırasıyla eritilmiş çikolatayı, yağ ve yoğurdu ekleyerek iyice çırpın.

Kabartma tozu, un ve kakaoyu ekleyerek karıştırmaya devam edin.

Bu malzemelerle 2 kalıp kek oluyor. Ve mutlaka 2 ayrı kalıpta pişmesi gerekiyor.

Tek kalıbınız varsa önce yarısını, sonra diğer yarısını pişirin. Ama ilk pişen kek oda sıcaklığına gelmeden kalıptan çıkarmayın.

Kekin tamamını tek seferde pişirmek şeklinin bozulmasına ve keserken dalgalanmalara neden olacaktır. Bu nedenle ayrı ayrı pişirmek çok önemli.

Bir de önemli olan hamuru eşit olarak ikiye bölmek. Mutlaka tartarak hamuru kalıplara koyun. Eğer tek kalıp kullanacaksanız hamuru yapacağınız kabı önceden boş olarak tartın ve ağırlığını not edin. Ardından hamur tamamlandığında tekrar tartıp hamurun ağırlığını bulun ve yarısını ilk pişecek kalıba aktarın.

180 °C’de önceden ısıtılmış fırında fansız ayarda 25-30 dk pişirin. 25. Dakikadan itibaren kürdan testi yapmakta fayda var. Kürdan kuru çıktığında pişmiş demektir. Fazla pişirmek keki kurutur, az pişirmek tat olarak daha yoğun yapar ama pastayı oluştururken dengeyi bozabilir.

Kekler oda sıcaklığına geldiğinde dolapta beklemesi gerekir, en az 2 saat bekletilmeli.

En ideali aslında kekin bir gece buzdolabında kalması diyebiliriz.

Kullanmadan önce mutlaka buzdolabında olsun, çıkarıp direk kesmek gerek.

Pasta yapımına başlamadan her ikisini de kesip hangi katları nerede kullanacağınıza karar vermeniz iyi olacaktır.

Her bir kekten iki kat çıkacak ve üst kısmı boşa çıkacak. Yani alttan bir kat kesince sonra tekrar onu alt gibi düşünüp bir kat daha kesmek gerek. Böylece üst katta ince bir tabaka dışarda kalmış olacak.

Bu kat yani tabanın bir üstü olanlardan biri pastanın en alt katı, diğeri de en üst katı olmalı.

Artanları da pastanın yemeye hazır olması uzun süreceğinden bekleme süresinde yiyerek değerlendirebilirsiniz.

Çikolatalı mus için malzemeler:

  • 600 ml krema
  • 300 gr bitter çikolata
  • 20 gr yumuşamış tereyağ

Musu hazırlamak için çikolatayı ben-marie usulü veya mikrodalga fırında eritin.

Köpürene kadar çırptığınız kremaya erittiğiniz çikolatayı ekleyin ve yine köpürene kadar çırpın.

Dolapta en az 6 saat beklettikten sonra kullanabilirsiniz.

Çikolatalı ganaj için malzemeler (dış kaplama):

  • 200 ml krema
  • 140 gr bitter çikolata
  • 1 yemek kaşığı bal

Kremayı ve balı hafif ısıda karıştırarak ısıtın ve önceden küçük parçalara ayırdığınız çikolatanın üzerine ilave edin. Çırpma teliyle karışım soğumadan iyice çırpın. Kullanmadan önce en az 1 saat buzdolabında bırakın.

 

Pastanın yapımı

Tüm karışımlar hazır olduğunda keklerin her birinden 2 kat elde edecek şekilde pasta kesme teli ile kesin. Ve alttan başlayarak 2 aynı kalınlıkta kat elde edip üst kısmını dışarıda bırakın. Çünkü kekin üst kısmının kesilen kat kadar düzgün olmasını bekleyemeyiz.

Pasta sıvama için direk tezgah üzerinde çalışmak gerekir ama sonrasında pastayı tabağa almak için büyük bir pasta spatulasına ihtiyaç var. Eğer pastayı ordan kaldırmak için gerekli malzemeniz yoksa direk tabakta yaparak sonradan etrafını silebilirsiniz.

İlk kat iki taban katından biri olmalı, sonrasından o tabana ait üst kat, sonrasında sırasıyla diğer kalıptaki kekin üst katı ve son olarak diğer taban katı. Taban katının alt yüzü iç yüzlere göre daha pürüzsüzdür ve kaplamaya daha uygundur.

Musu 3 ayrı kaseye ölçerek eşit miktarda dağıtın. Böylece her katta aynı miktarda krema olacak ve kesildiğinde her katın kalınlığı aynı görünecek. Tabanın üzerine mus koyarak yayın ve üzerine fıstıkları ekleyin.  2. ve 3. Kat için de aynı şekilde musu yayıp üzerine fıstığı serpin. Fıstığı hafifçe bastırarak musun içine yedirin, katlar arasında dengesizlik olmasın.

Dış kaplama için ganajın sürülebilir kıvama gelmiş olmasını bekleyin. Sıvamaya başlamadan önce kenarlarda orta katlarda kullanılan kremalardan çıkan parçaları alın. Ayrıca kenardan bakıldığında katlar arasında boşluklar var ise onları da kalan mus ile doldurun. Aksi takdirde ganajı sürdüğünüzde katlar arasında kalacaktır. Pastanın en üst katına 3-4 kaşık ganaj koyun. Yavaş ve aynı düzlemde devam eden hareketlerle sıvamayı yapın. En üst kattaki fazla kremayı büyük spatula ile yanlara taşırın. Üst katın sıvamasını tamamladıktan sonra kenarlarda spatulayı dik tutarak kenara boydan hakim olarak sıvamaya devam edin. Yer yer spatulanın ucu ile küçük dokunuşlar ve eklemeler yapabilirsiniz.

Oh la la! Mousse au chocolat! Çikolatalı mus!

 Çikolataya asla hayır diyemeyenlerin tatlısı çikolatalı mus….

Fransa’nın çok eski ve geleneksel tatlısı mousse au chocolat (okunuşu: musoşokola). Tarihini araştırmaya çalıştım ama her kaynak farklı tarihler veriyor. Bir kaynakta Fransa’da çikolata pişirmenin 17.yy’da başladığı ve 18.yy’da mousse au chocolatın keşfedildiği yazıyor.

Bir diğer kaynak mousse kıvamının yani köpüksü kıvamın 1800′lerde balık ve sebze yemeklerinde kullanılmaya başlandığını ardından 1900′lerin hemen başında Toulouse Lautrec adında bir fransızın bu kıvamı çikolataya uyguladığını ve çikolatalı musun bu şekilde ortaya çıktığını söylüyor.

Başka bir kaynak 1800′lerde NewYork’ta beyaz çikolata ile yapılan musun keşfedildiğini ve büyük ilgi gördüğünü yazıyor.

İlk keşfeden kim olursa olsun Fransa’ya mal olmuş bir tatlı!

 Malzemeler:

250 gr bitter çikolata
5 yumurta
2 çorba kaşığı su
3-4 çorba kaşığı pudraşeker
30 gr tereyağı
1 tutam tuz

Yapılışı:

Tereyağını küp şeklinde doğrayın. Çikolatayı rendeleyin. Bir kâseye alıp 2 çorba kaşığı su ve terayağını ilave edin. Benmari usulü eritip ılınmaya bırakın. Veya mikrodalga fırında önce çikolatayı eritip sonra içine tereyağını ilave edin ve 15 sn daha ısıtın.

Yumurta sarılarını aklarından ayırın. Sarıları eritilmiş çikolataya teker teker ilave edin ve her seferinde eklediğiniz yumurta iyice karışana kadar çırpın. Pudraşekerini ekleyip pürüzsüz bir karışım elde edinceye kadar karıştırmaya devam edin.

Yumurta aklarını ayrı bir kâsede 1 tutam tuzla kar haline gelinceye kadar çırpın.

Yumurta aklarını çikolatalı karışıma ekleyip tahta kaşıkla hep aynı yöne doğru yavaş hareketlerle karıştırın.Fazla karıştırmamaya dikkat edin çünkü köpüksü kıvam kaybolabilir.

Hazırladığınız musu cam kuplara paylaştırın.Buzdolabında en az 3 saat bekletip servis yapın. Yapımından sonra en fazla 48 saat içinde tüketin. İçinde çiğ yumurta bulunduğu için 48 saatten sonrası riskli olabilir.

Ben süsleme için beyaz çikolata kalıbımdan sebze soyucağı ile gördüğünüz parçaları elde ettim. Çikolatanız küçükse rendeleyerek kullanabilir ya da fıstık gibi farklı malzemelerle de süsleyebilirsiniz.

Ölçüler ve pratik bilgiler için bakınız:

http://cafelontano.com/olculer/

Artık ödüllü bir pastacıyım; Starbucks’tan ödüllü Cevizli Tarçınlı Kurabiyem!!!

Starbucks’ın Ağustos ayında başlattığı “Kahvenin yanına tatlı,tuzlu tarifler” yarışmasının ilanını gördüğüm anda bu tarifin derece alacağından emindim çünkü yenildiğinde ilk akla gelen kelime kahve oluyordu. Tarçın ve ceviz kahvenin aromasını çağrıştırıyordu, çikolata ise tamamlıyordu kahveyi. Starbucks jurisi ve Ayhan Sicimioğlu da benimle aynı düşünceye sahip oldu ki Tarçınlı cevizli kurabiyem Starbucks tarafından “Kahve ile yenebilecek en güzel 15 tarif” kitapçığı içerisinde yer aldı. Time out dergisinin Aralık sayısıyla birlikte bu kitapçık yayınlandı. Starbucks bu tarifleri isterse dönem dönem menüsünde kullanabilecek.

Read more… →

Julie and Julia filmi ve pasta kitabım için gerekenler

Mutfaksenfonisi blogumu yazmaya başlarken hedefim bir pasta kitabı yazmaktı. Sonra fotoğraf blogum geldi, sonra cafelontano geldi. Hep hedefleğimi söylediğim pasta kitabım ise masaüstüme açılmış içi boş bir dosya olarak kaldı. Yani aslında pratikte blog içerisindekiler pasta kitabı denemelerimi de içeriyor, dolayısıyla dolaylı olarak kitap için çalışıyorum gibi görünse de bir şey eksikti. Ve bu eksikliği haftasonu izlediğim Julie and Julia filminde buldum. Önce ne bulduğumu söyleleyim sonra biraz filmden bahsedeceğim. Bana gereken kesin bir deadline yani kesin bir bitiş tarihi diyebilirim çünkü tam türkçesi yok bu kelimenin.

Evet, hayalini kurduğum, hedeflediğim ve dolaylı olarak onun için çalıştığım halde neden ortada somut bir şey olmadığını bu şekilde anladım. Çünkü benim hedefimin ucu açık. Bu da demek oluyor ki gerçekten bunu yapmayı hedeflemiyorum sadece istiyorum. Ve böylece dün gece tarihi belirledim. Hatta bir de geri sayım aplikasyonu indirdim, böylece kalan gün sayısıyla motivasyonumu yüksek tutabileceğim.

Pasta kitabım 1 ekim 2012 tarihinde yayına hazır hale gelecek ve 1 kasım 2012 tarihinde raflarda yerini alacak. Yayımlanma aşaması için tarih çok net olmayabilir çünkü nasıl bir süreç olduğunu bilmiyorum henüz. Zamanı geldiğinde öğrenirim nasıl olsa. Şuan bir de onunla kafamızı karıştırmayalım. Yani benim herşey tamam dediğim tarih 1 ekim 2012 olacak. Hatta doğumgünü partimi de ünlü olmaya aday olan bir aşçı olarak yapacağım. Bugün itibariyle 286 günüm var.

Kitapla ilgili ipuçlarını başka bir yazıya saklıyorum. Biraz Julie and Julia filminden bahsetmek istiyorum. 2005 yapımı bir film. Amerika’da bir kamu kurumunda çalışan, yemek yemeye ve pişirmeye meraklı olan bir kızın (Julie) bir akşam blog yazma kararı almasıyla başlıyor film. Julia ise 1940’larda Paris’te aşçılık eğitimi almış ünlü bir aşçı. Julie Julia’nın yazdığı ve kendisinin hayranlık duyduğu kitabın içindeki tüm tarifleri pişirmeyi hedef ediniyor. Kendisine 365 gün süre veriyor ve blogunda hergün geri sayım yapıyor. (Benden esinlenmiş olmalı)

Julia’nın kitabı dönemin Amerikası için çok şeyi değiştirmiş. Yemek pişirmekten anlamayan amerikalılara fransız mutfağını onların anlayacağı dilden anlatmış. Böylece mutfak kültürü pek olamayan dönemin amerikasında mutfak kültürü oluşmaya başlamış. Film iki zaman arasında geçiyor; 2000’lerin amerikasındaki Julie ve 1940’ların Paris’inde Julia. Aslında hem Julie’nin blog macerasının gelişmelerini hem de Julia’nın Cordon Bleu’de aldığı aşçılık eğitimini ve kitap yazma serüvenini aynı zamanda izliyorsunuz.

Konunun benim ilgi alanıma giriyor olmasından dolayı aşırı etkilendiğimi kabul ediyorum ama bence blog ile hatta yemek pişirmek ile çok ilgisi olmayanları bile sırf yemek yemeyi sevdikleri için etkileyecektir. Daha da genel bakarsak azmin zaferi şeklinde yorumlanabilir bu film. Hiç olmazsa bu açıdan bakarsınız olaya.

Ayrıca kitap motivasyonu için bana gereken bir başka şey de kitabın hedefiydi. Hayatta her eylemimin içinde olsun istediğim fark yaratmak değimini bu kitaba nasıl katacağıma karar verememiştim. Oysa tek yapmam gereken biraz düşünmekmiş. Evet benim yapmak istediğim şey farklı tatları bunlardan haberdar olmayan ya da haberdar olup da yapamayanlar insanlarla buluşturmak. Neden herkes hayranlık uyandıracak kadar güzel pastalar yapamasın ki? Önemli olan yapacağımız şeyi nasıl basitleştirebilirizi bulmak ve anlatmak. İşte benim yapacağımda bu olacak. Büyük şeflere özel süper pastalar gibi görünen ve onlar kadar lezzetli olan pastaları evinizin mutfağında yapmanızı sağlamak.

Buraya tıklayarak  Julie and Julia filminin fragmanını izleyebilir, hakında daha detaylı bilgi edinebilirsiniz isterseniz.

 

 

Kurabiye Şöleni

Tek bir hamurla çeşit çeşit kurabiye yapabilmek mümkün. Biraz yorucu olmasını bir yana bırakırsak, hayal gücümüzü kullanarak istediğimiz tatlarda çeşit çeşit kurabiyeler yapmak çok zevkli. Tabi sonrasında çeşitlerin her birini ayrı ayrı denerken daha da keyifli hale gelebilir bu kurabiye şöleni.

Read more… →

Bayram için fark yaratan çikolatalar: Truff

Nedense bu “fark yaratmak” deyimini çok seviyorum ve herşeye böyle bakma gayretindeyim. Ne yaparsam yapayım fark yaratmalıyım ki bir değeri olsun diyorum. Tarif ile bu cümleyi bağlayacak olursak; bayramda her evde görmeye alışkın olduğumuz madlen çikolata veya içi fındıklı bonbonları bir kenara bırakıp farklı bir şeyler sunmak isteyenler için geliyor bu tarif.

Öncesinde biraz trufftan bahsetmek istiyorum. Pastanelere ve doğal olarak günlük hayatımıza yeni yeni girmekte olan bir şey. İngilizcede truflle, fransızcada truffe olarak kullanılıyorken türkçeye biraz sadeleşmiş ama türkçeleşmemiş olarak geçti: truff (turuf). Truff bir çeşit çikolata aslında ama krema ile biraz daha yumuşatılmış bir versiyonu. İlk truff 1895 yılında, fransız pasta şefi Louis Dufour tarafından Chambéry adlı şehirde yapılmış. Sonrasında Londra’da açılan ünlü Prestat çikolatacası sayesinde tüm dünyaya yayılmış.

Truff üç farklı forma sahip; “Amerikan truffu” yarım yumurta şeklinde yapılıyor ve içine biraz yağ ilave ediyor. “Avrupa truffu” süt tozu, kakao tozu ve şurup karışımıyla yapılıyor yani hep temel malzemelerle oluştururluyor. “İsviçre truffu” (yani benim yaptığım truff) ise çikolata ve kremadan yapılıyor. Daha fazla bilgi almak isteyenler için buraya bakabilir.

Malzemeler: (30-40 truff için)

  • 450 gr çikolata (bitter ve sütlü)
  • 250 gr krema
  • 1 tatlı kaşığı sıvı vanilya aroması

Çikolatanın ne kadarının bitter ne kadarının sütlü olacağına kendiniz karar verebilirsiniz, tamamen sizin tercihinize kalmış ama sadece sütlü ya da sadece bitter kullanmayın. Bitter çikolata çikolatanın en doğal hali olduğu için mutlaka içinde olmalı bu karışımın. sütlü çikolata ise hafif olduğu için bitterin ağırlığını hafifletmek için gerekli. Ben 250 gr sütlü, 200 gr bitter kullandım.

Çikolataları küçük parçalar halinde doğrayın.

  1. Kremayı ocakta karıştırarak ısıtın, 1 dk kaynadıktan sonra ocaktan alın ve çikolatların üzerine dökün.
  2. Vanilyayı da ekleyerek çikolatalar eriyene kadar karıştırın.
  3. Karışımı buzdolabında 1-2 saat bekleterek elinizde şekil verecek kıvama gelene kadar soğutun.
  4. Bir tatlı kaşığından taşacak şekilde karışımdan parçalar alın ve elinizde yuvarlayın.
  5. Yuvarladığınız truffu fındık, badem, fıstık, kakao ile kaplayabilirsiniz. Bir kase içine kaplamak istediğiniz karışımı koyarak truffu içinde yuvarlamanız yeterli olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ölçüler ve pratik bilgiler için bakınız:

http://cafelontano.com/olculer/

 

Cheesecake Brownie

Brownie cheesecake yapmak üzere araştırma yaparken cheesecake brownie tarifine rastladım. Önce isimdeki farklılığı anlamadan “bu nasıl brownie cheesecake ya” diyerek tarifi okumaya devam ettim. Sonra anladım ki, isim farkı çok iyi anlatıyormuş. Bu bir brownie, cheesecake’li brownie 🙂 Brownie cheesecake ise tabanı brownieden yapılan bir cheesecake. Öncelikle bu ayrımda net olduktan sonra, cheesecake brownienin tam bana göre olduğunu düşündüm. Yani yoğun brownienin içerisine karışmış peynir tadı; şekerin tadıyla peynirin ekşisi çarpışmış ve ortaya dengeli bir tatlı çıkmış.

Read more… →